Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kemal BOZKURT

Ne Mutlu Kuyumcuyu Bulana

25 Eylül 2009 Cuma

Sitemizin en çok yazı yazan yazarlarından sevgili Cezmi Koç, arada bir okuycularından gelen güzel yazı, şiir ve makalelere yer veriyor ve de iyi yapıyor. Paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu, sadece ramazan ayına mahsus olmadığını bizlere göstermiş oluyor.

Bendenizde yoğun gündeme rağmen bugün sizlere Neslihan B. Karamehmetoğlu'ndan gelen çok güzel bir yazıyı paylaşmak istedim.

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar .
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;
sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der "benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."

En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."
Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..

Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.
Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"
Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa cevap verir:
"Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini
bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."
Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden
kuyumcular mutlaka vardır.
Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3412 defa okunmuştur
yüreğinize sağlık.
çeçen kızı esila
evet,hatatta en zor şeylerden biri insan oğlunu tanımak ve onlara gerektiği kadar değer vererek yaşamaktır Kemal bey.bizler çoğu zaman önemli DEĞERLERİMİZİN FARKINA VARAMIYORUZ.taaki YİTİRİNCEYE KADAR.başımızı duvarlara vururuz ama iş işten geçer.sevgi veren sevgiyle nefret aşılayan nefretle karşılaşır.eğerki hayatımızda iz bırakmak istiyorsak sevgi ile insanları eğitmek sevmeye değer vermekle başlayabiliriz.ACABA GERÇEKTEN HER İNSANIN HAYATINDA BİR KUYUMCU VARMIDIR?AMA BEN İNANMIYORUM.ellerinize yüreğinize sağlık.size bu örnek yazıyı yollayıp bizlerle paylaşmanızı sağlayan sevgi insanınında yüreğine sağlık.
30 Eylül 2009 Çarşamba 09:03
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
beDÜKZAMAN kim?
Haci KIRI
birisi bedükzaman demis o kimdir ki?
30 Eylül 2009 Çarşamba 07:21
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
kuyumcu olabilmek
SÜMBÜL
kuyumcuyu bulabilmek kadar belki ondan daha çok kuyumcu olabilmek önemli.
25 Eylül 2009 Cuma 20:47
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
benzerlik
MEDİNE
Birebir aynı şey anlatmasa da Bediüzzaman'ın 23. sözdeki temsiline benziyor. antika, eski bir eşyayı demirciler çarşısına götürsen 5 kuruş paha biçerler ama antikacıya götürsen belki değeri 5000 den geçecek.işte der sonra, insan da Cenab-ı Allah'ın böyle antika bir sanatıdır. Sanatkarı adına bakmazsan et ve kandan ibaret bir hayvan değerinde, Allah'ın sanatı diye bakarsan, O'nun kendine muhatap seçtiği, kainatın şerefine yaratıldığı en değerli varlık.
25 Eylül 2009 Cuma 13:38
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri