Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

"AMİGONUN BİRİ HACCA GİTMİŞ"

14 Nisan 2012 Cumartesi

Hikaye bu ya; büyük futbol takımlarımızdan birinin amigosu kalabalık bir grupla hacca gitmiş. Grupta, rehberden sonra en çok konuşan ve hacı adaylarını yönlendiren oymuş. Ravza’ya varmışlar hocanın (rehberin) işi çıktığı için hacıların başında bizim amigo kalmış. Vakit akşam vakti. Huccac akşamı çoktan eda ettiği için hacılar, “kendi aramızda cemaat yapalım” demişler. E namazı kim kıldıracak? Herkesin gözü Grubun ikinci adamına, bizim amigoya yönelmiş. Amigo kem küm ettiyse de ısrarlara, zorlamalara dayanamyıp,  seyahatin başından beri elde ettiği konumun da icabı gereği  mecburen öne geçmiş, tekbiri almış.  Sübhaneke, euzubesmele derken başlamış Fatiha’yı okumaya. Amigoluktan kazandığı sesini iyi kullanma ve kalabalıklar karşısında heyecanlanmama yetilerini kullanarak yüksek sesle Fatiha’yı tamamlarken “coşturucu bir nida ile “Veleddaalliiiin” demiş. Ha bu arada cemaate cemmati kaçıran değişik milletlerden ve mezheplerden insanlarda  dahil olmuş. Bunların çoğu da Hanbeli mezhebinden imiş. Bu nedenle Bu “veladdalliiine” büyük bir koro “Amiiiiiiin “ demiş. Bu coşkulu ve yüksek ses bizim amigoyu birden kendinden geçirmiş ve cemaate dönerek (oley çektirdiği anların etkisi ile ) sağ yumruğunu sıkarak, kolunu alttan yukarı sert ve hızlı bir şekilde sallayarak arta arda “Veladdallin! Veladdallin!Veladdallin “ demiş.

 

                                                             

                             Bizler Arafda Kaldık 

(Kafamız çok karışık: bir bakış açısına göre Kutlu Doğumla ilgli güzel işler yapılıyor, on binler peygamberi anıyor, milyonlar bu anma programlarını seyrediyor, peygamberler padişahı, gül yüzlü Muhammed (sav) gündeme oturuyor…

Başka bir görüşe göre ise, “Dinin özünden uzak,  yanlış metot ve araçlarla sakıncalı işler  yapılıyor, din magazinleşiyor, bu tür etkinlikler dini popüler hale getiriyor…” Çok kalabalık  ve etkin dini cemaatler, diyanet işleri başkanlığı gibi resmi ve etkin kurumlar bu tip kutlamaları tasvip etmekle kalmıyor bizzat bu tür programları düzenliyorlar. Öte yandan da samimiyetinden ve bilgisinden şüphe etmediğimiz âlimler bu tür kutlamaların, bu şekilde yapılan anmaların dinin özüne ve amacına aykırı olduğunu savunuyor. Bizim gibi insanlar da "filler dövüşürken olan çimenlere olur" darbı meseli gereği harap olup, tartışmalar karşısında kafası karışmış bir halde âraf’ta kalıyor. Kutlu Doğum kutlamaları bir yönü ile çok faideli, çok bereketli, diğer yanı ile ise İslam’ın özünde olmayan bir metodun içselleştirilmesi neticesini ortaya çıkarttığı için pek sakıncalı olduğu iddia ediliyor.)

                                  Haydi  Hep Birlikte eller Havaya : “Lailahe İllalah!

Sakıncalı Diyenler Açısından Bakıldığında…

Büyük salonlarda, baloya gider gibi israf ve gösteriş içindeki beyefendilerin, hanımefendilerin katıldığı, neon ışıkları altında, güçlü, yüksek sesler eşliğinde yapılan konuşmalar, okunan şiirler; sanki Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, veya Klasik Batı Müziği korosundaki sanatçıların sahnelerindeki görüntüye benzer görüntüler, hatta tıpkı bu konserlerde olduğu gibi ilahilere, türküye, şarkıya katılır gibi el çırpıp tempo tutmalar… (Arnavutluk’ta Sami Yusuf’un konseri gibi) Bu tip törenlerle bu kutlamaların yapılması çok garip!  Aynı renk ve gösterişli elbiseler giymiş, başları açık/kapalı gencecik kızların/erkeklerin büyük saz ekiplerinin eşliğinde ilahiler okuması, naatlar söylemesi bir kompleksi (batı kompleksini) ifade etmiyor mu?

Bu görüşte olanlar diyorlar ki; “Bu işin, bu kompleksin sonunun nereye varacağını size söyleyelim: 5-10 yıl sonra türbanlı kızlar arasında kutlu doğum haftası münasebeti ile yapılan  “T.T.G.Y “(Türkiye Türbanlı Güzellik Yarışması) olacaktır. Gidişat ona doğrudur.” Bu görüşte olanlar yukarıdaki fikirlere şunları da ekliyorlar: “Doğru hedefe doğru yollardan ve doğru araçlarla gidilmesi gerek. Aksi halde menzil-i maksuda varmak biraz hayal olur. Amaç Peygamberimiz (sav)i anmak, O’nu tanımak, O’nu tanıyarak O’nun ahlakıyla ahlaklanmak, O’nun yolundan giderek cenneti kazanmaksa bu iş ancak O’nun metoduyla olur ve O’nun izinden giderek gerçekleşir. Batılı tarzda, batılı metot ve batılı araçlarla İslami bir netice elde etmek biraz zor görünüyor…”

                                                              Bu Hal Bir Bereket

“Güzellik, İyilik, Yayılmalı” Diyenler Açısından Bakıldığında;

Allah’ın (c.c) son elçisi (sav), son peygamberi (sav), peygamberlerin padişahı, kıyamette Nebilerin bile kendisinden şefaat umduğu, şairlerin kendisini övmekte aciz kaldığı, Allah’ın, ismini kendi ismi ile birlikte yazdığı (bile yazdım adını ile adını) Hz Muhammed (sav) mi, ne kadar çok tanırsak, ne kadar çok seversek, ne kadar çok anarsak o kadar sevap kazanmış oluruz. Bu sebeple haram olmamak şartı ile tüm yollar ve metotlarla bu işi gerçekleştirmeliyiz. Bu konserle olur, gül dağıtmakla olur, şiirle olur, tiyatro ile sinema ile olur fark etmez.

Bu görüşte olanların savunması şöyle; “Bizler, niyet hayır ise akıbetin hayr olacağını, amellerin niyetlere göre değer kazanacağı gerçeklerini dile getirmekle vazifeliyiz. Bu gerçekler ışığında Allah Teala’nın, yapılan çalışmaları, dökülen terleri,  verilen emekleri boşa çıkarmayacağını umuyoruz. Peygamberi sevmenin, O’nu anmanın ancak O’nun yolundan gitmekle ancak O’na tabi olmakla, sadece O’nun (SAV) ahlakıyla ahlaklanmakla olduğu hakikatini biliyoruz. Bu nedenle bu gerçeğe varmak için (haram olmamak şartı ile) her yolun mubah olduğunu düşünüyoruz..."

Sonuç olarak bende şöyle diyorum; mademki ehlisünnetiz, bu mevzuda kendisini ehil sayan ve Ehli Sünnet olduğunu söyleyen âlimlerimizin de görüş açıklaması şart. Gerek alimler, gerekse etkili ve yetkili kişiler ve kurumlar görüşlerini açıkça bildirmeli. Bildirmeli ki insanlarda buna göre vaziyet alsın. Bizler mevzuunun yetkilisi olmadığımız için ancak konuyu tartışmayı dillendiririz o kadar. Allah (cc) cümlemizi peygamber (sav) ahlakıyla ahlâklanmaya çalışanlardan eylesin. (amin)

Not. Baştaki hikaye ile yazı arasındaki ilgiyi de siz kurun!

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2998 defa okunmuştur
PEYGAMBER İÇİN BUZ HOKEYİ
hayriye uçan
Sayın yazar çok haklsınız. Taraftaki gaber sizi doğruluyor. http://www.taraf.com.tr/haber/buz-ustunde-kutlu-dogum.htm Peygamber’in doğumu için pasta kesildi, hokey oynandı Şimdiye kadar hep gül dağıtma etkinliğiyle bilinen Kutlu Doğum Haftası bu yıl Kadıköy’de buz pateni, dev Bugs Buny kuklaları ve doğumgünü pastasıyla kutlanıyor. Kadıköy Müftülüğü’nün Söğütlüçeşme Tren İstasyonu’nda Kutlu Doğum Haftası için özel olarak oluşturduğu alan bir lunaparkı andırıyor. Pembeye boyanan istasyona kurulan çadırlarda buz pisti, oyun alanı, yazlık sinema, konferans salonu ve kitap fuarı bulunuyor. Buggs Bunny kuklası İlçenin bir dönem İsviçre’de yaşamış Müftüsü Avni Şahin böyle bir kutlama yapma nedenlerini Taraf’a “Avrupa’da her önemli gün festival havasında kutlanır.
15 Nisan 2012 Pazar 14:01
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri