Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Bölündükçe Zayıflıyor Zayıfladıkça Bölünüyoruz

20.06.2015 14:00

          Bugün imkân olsa da İslam ve Türk coğrafyasında gelinen son durumu,Osmanlının son döneminde, Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşayan fikir önderleri görebilse. Osmanlı hastalanınca(zayıflamaya başlayınca) değişik doktorlar/ fikir adamları onun için reçeteler/ siyasi görüşler yazdılar. Hepsi teşhisinden ve ilacından o kadar emindi ki! Yalnız hastaya bu reçetelerin faydası olmadı ve öldü/parçalandı. İşte günümüzden onlarca yıl önce yaşanan bu öykünün kısa özeti:

                                     Osmanlı İçin Reçete Yazanlar

“…Osmanlı Devleti’nin son döneminde devletin kötü gidişi üzerine ortaya çıkan Düşünce Akımları şunlardı. Bu fikir akımlarının gayesi Osmanlı Devleti’nin dağılışına engel olmak O’nu eski günlerine kavuşturmaktı. Fikir akımları Osmanlı aydınları tarafından yürütülmüştür. Her akımın önemli temsilcileri dönemin aydınlarıdır. Bu düşünce akımlarının hepsi Osmanlı Devletinin son yüzyılında ( Fransız İhtilali sonrası ) ve özellikle de Tanzimat Fermanı’ndan sonra ortaya çıkmıştır.

Bu fikir akımlarını şöyle sıralayabiliriz; Osmanlıcılık, Batıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Turancılık ve Adem-i Merkeziyetçilik…

1 – ) Batıcılık : Bir fikir akımı olarak Batıcılık ilk ortaya çıkan fikir akımıdır.  II. Mahmut döneminde Avrupa’ya gönderilen öğrencilerin de ülkelerine dönmesiyle Batıcılık Osmanlılarda belirgin hale gelmiştir. Avrupa’dan gelen öğrenciler özellikle Fransız Devrimi’nden etkilenerek Osmanlı ülkesinde Batıcı bir anlayış sergilemişlerdir.Batıcılık, Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında da Türkçülük ile birlikte en etkili olan fikir akımıdır. En önemli temsilcisi ,Abdullah Cevdet dir.  Batının gülü ve dikeni ile yani her yönüyle alınmasını ister.

2 – ) Osmanlıcılık : Tanzimat Fermanı’ndan sonra etkili olan bir düşüncedir. Osmanlı ülkesinde yaşayan bütün tebaanın yani halkın dil, din, ırk farkı gözetilmeksizin eşit olması gerektiğini düşünen fikir akımıdır. Tanzimat ve Islahat Fermanı bu akımın bir sonucudur diyebiliriz. Çünkü bu fermanlarda azınlıklara ilk kez geniş haklar verilmiştir. Osmanlıcılık fikir akımı Genç Osmanlılar Cemiyeti tarafından benimsenmiştir. Bunların en önemli temsilcileri Namık Kemal, Ziya Paşa ve Şinasi’dir.

Osmanlıcılık fikir akımı Balkan Savaşları’na kadar etkinliğini korumuştur. Balkan Savaşları’nda (1912) Osmanlı Devleti’nin içerisinde yer alan Balkan azınlıklarının düşmanlıkları görülünce bu fikir akımı etkisini kaybetmiştir.

3 – ) İslamcılık (ÜMMETCİLİK): Dünyada, ama özellikle Osmanlı ülkesinde yaşayan Müslümanların birliğini savunan bir anlayıştı. İslamcılık anlayışını en iyi Sultan II. Abdülhamit uygulamıştır. Bu akımın temsilcileri arasında Mehmet Akif Ersoy, Bediüzzaman Said Nursi gibi isimler vardır. I. Dünya Savaşı sırasında Müslüman olan toplulukların Osmanlı Devleti’ne karşı savaşması bu fikir akımının zayıflamasına neden olmuştur.

4 ) Türkçülük : I. Dünya Savaşı sırasında İslamcılık’ın etkisini kaybetmeye başlamasıyla sadece Türklerden oluşan bir ülke ideali bu akımı canlandırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında da etkili olmuştur. En önemli temsilcisi Ziya Gökalp’tir…”

         Osmanlıdan ayrılan Arap kardeşler ne kadar da sevinmişlerdi. “Osmanlı boyunduruğundan kurtulup hür olmak!” bir rüya idi onlar için. Daha ilk adımda bu rüyanın acı ve acımasız gerçekleri onları sarmaladı. Bir Arap devleti yerine onlarca Arap devleti vücut bulmuştu çünkü. Mısır, Suud, Libya, Suriye, Ürdün, Cezayir, Fas, Tunus, Körfezde şehir büyüklüğünde onlarca devlet… Günümüzde hepsi yarı sömürge, Hepsi de bir  kralın ya da bir diktatörün elinde esir. Balkanlar ha keza.

                                   KAPİTALİSTLER KOMİNİZM İÇİN SAVAŞIYORLAR

         Ve günümüz. Bu parçalanma (Osmanlının parçalanması) yetmiyormuş gibi bu küçücük devletlerden yeni devletçikler çıkarma projesi uygulamada. Irak paramparça oldu. Libya ha keza. Suriye, tarihte emsali görülmemiş bir trajedi yaşıyor. En az dörde ayrılacak gibi.  Bu hengâmede direk bizi ilgilendiren bir mesele var. Suriye’nin kuzeyinde, batılı güçler (başta ABD olmak üzere)  IŞİD'i koçbaşı gibi kullanarak PYD öncülüğünde Kominist bir Kürt devlet  kuruyorlar. Kurulan bu devletin ana özelliği aslında Kürt değil Kominist bir devlet olması. Şu işe bakın Kapitalist ABD, Komünist bir devletin kurulması için savaş veriyor.  Kürt kardeşlerin çoğunluğu sevinçli mi sevinçliler, neşeden dört köşeler. Hâlbuki düne bakıverseler yarını görürler. Bu işin 30-40 yıl sonrasını görür gibiyim.  Bu Kürt devleti daha kurulmadan bir Zaza, bir gırmanç, bir ezidi devletine hamile.

         Osmanlıdaki gelişmeler Cumhuriyet dönemindeki olaylar Batıcıların, Türkçülerin(ırka dayanan) milliyetçilerin tezlerini çürüttü. ABD, ÇİN, AVRUPA, RUSYA sürekli birliktelikler kurarak büyüyüp güçlenirken başta İslam ülkeleri olmak üzere geri kalmış ülkeler ve devletler sürekli bir parçalanma, sürekli bir ayrışma ve bölünme hastalığına tutulmuşlar. Her yeni parça Emperyalistlerin iştahını kabartan bir lokmaya dönüşüyor. Bu süreçte ABD ve AB, son parça olarak ümmetin bir paydaşı olan Kürtleri tıpışlıyorlar. Onlara,” devlet, özgürlük, kurtuluş, eşitlik,  adalet, insanlık, yücelik vadediyorlar. Ümmetin büyük parçaları olan Arap’ın, Türk’ün, Farsın aynı yollardan geçerek varamadığı doruklara şimdi de Kürtleri yönlendiriyorlar. Bu yola çıkanların vardığı son noktanın zillet, fakirlik, kargaşa, katliam,  mağlubiyet… Olduğunu göre göre yola çıkanlara tek bir şey söylenir: kendi düşen ağlamaz.   

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1662 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri