Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Diziler Bebek Düşmanı mı?

28 Şubat 2013 Perşembe

                  Türkiye'de onlarca televizyonda yayınlanan onlarca diziye dikkatli bakın! Dizilerde çok büyük bir eksiklik göreceksiniz!  Bu büyük eksiklik sizce nedir?

                 Dünyada televizyonu en çok seyreden milletler arasında Türk Milleti üst sıralarda bulunuyor. Seyredilen programların başında da sanırım diziler gelmekte. Türkiye insanının en çok etkilendiği, izlediği Türk dizilerinin namı, şöhreti sınırlarımızı aştı. Balkanlarda ve Ortadoğu’da Türk dizileri en çok izlenenler arasında yer buluyor.

                  Bu hal sevinmemiz gereken bir durum mu? Sinema, tiyatro, televizyon ve turizm sektörü açısından olumlu bir netice. Çünkü bu sektörler ve yan kollarında çalışan çok sayıda insan iş buluyor, para kazanıyor. Üstelik de ihraç edilen diziler ülkeye döviz kazandırdığı gibi, Türkiye’nin tanıtımı arttığı için Turizme de katkısı oluyor. Buraya kadar iyi. Yalnız işe dizilerde verilen Türk insanı, Türk ailesi, Türk sokağı, Türk kültürü imajı açısından baktığımızda durum pekiyi değil. Bu dizileri seyreden insanlar Türkiye gerçeğini, Türk ailesini, gerçek Türk Kültürünü değil,  senaristlerin hayalindeki Türkiye’yi, Türk Halkını ve Türk kültürünü görüyorlar. Örnek: Türkiye’de kadınların yüzde sekseni başörtülü, pekiyi dizilerde rol alan kadınların kaçta kaçının başı örtülü?  Türkiye nüfusunun en kalabalık bölümü çocuklar ve bebekler. Dizilerde bu oranı görebiliyor musunuz?)

                                                                     Nüfus Açısından Diziler

                Geçen yazımda nüfus artışındaki yavaşlamayı, buna karşı başta başbakanımız Sayın Erdoğan olmak üzere Bakan Fatma Şahin Hanımefendinin,  bu işe çare bulmak için çırpınışlarını, gayretlerini yazmış buna rağmen yavaşlamayı durdurmanın,  izlenen eksik ve yanlış politikalardan dolayı zor olduğunu dile getirmiştim. Bu yazımda ise ülke insanının fikirlerinin oluşmasında önemli rol oynayan, hayata bakış açısını büyük oranda şekillendiren televizyon programlarının (bu programlar içinde bilhassa dizilerin)  nüfus artışındaki olumsuz rolünden kısaca bahsetmek istiyorum.

                Konuya birkaç soru sorarak başlamak istiyorum: Seyrettiğimiz dizilerin hangisinde 0-3 yaş arası bebekler ve çocuklar var?  Hangi dizide ebeveyni 20-40 yaş arasında olan,  3-4 tane çocuğa sahip mutlu bir aile var?  Hangi dizide ortalama bir Türk ailesi ekranlara yansıtılıyor? Hangi dizi de yumuş yumuş elleri, yumuk yumuk gözleri, reyhanı andıran kokusu ile aileye huzur, bereket, sevinç, sürur getiren bir doğum ve bebek sahnesi var? Hangi dizide dede, nine, anne, baba, hala, teyze, dayı, amca ve onların çocukları öne çıkarılarak “insanların en huzurlu yerleri ailedir. Aile mutluluk, huzur, güven ve neşe kaynağıdır. Doğumu ile Aileyi mutlu eden, aileyi birçok sıkıntıdan kurtaran bebektir…” teması işleniyor? Bunun aksine ise birçok dizide rastlamak mümkün: Gerek karı koca arasında gerekse ailenin diğer üyeleri ve akraba taalluk arasında çarpık ilişkiler, mücadele, münakaşa, aldatma, kandırma, kıskançlık, hırs, kavga, cidal… 

                Dizilere şöyle bir göz atınca işin hakikati apaçık ortaya çıkıyor. Diğerlerin boş verin devletin televizyonu TRT ye bir göz atalım. TRT’nin en popüler dizisi 80’ler normal bir Türk ailesini yansıtıyor mu? Dizinin başrolünde olan aileye baktığımızda emekli bir işçi ile eşi,  25- 30 yaşları civarında biri kız üç bekâr çocuk(!) Bir de 25 yaşları civarında Almancı! bekâr bir kuzen.  80’lerde Türkiye de eşine ender rastlanan bir aile tipi. Günümüzde bile bu yaşa gelmiş ve evlenmemiş 4 bekâr gencin bir evde yaşadığı aile model çok zor bulunur. Dizide Pastacı rolündeki Sami’nin ailesinin 20 sini devirmiş bir  kızı var. Bakkalın, manavın, kasabın, kahvecinin, komiserin, bekçinin, balıkçının, berberin, komutanın ne ailesi gösteriliyor nede çocuklarından bahsediliyor. Bu manzara sizce 80’lerde ki Türkiye için normal bir manzara mı?  Koskoca mahallede bebeği olan, çocuğu olan bir tek aile yok. Bu diziyi seyreden normal bir vatandaşın bebeğe, çocuğa özlem duyması mümkün mü?

                TRT’nin Sakarya Fırat dizisinde de bebek, çocuk göremiyoruz. Yine TRT’de yayınlanan reytingi yüksek dizilerden Leyla İle Mecnun da normal bir aileye,  sevimli bir çocuğa,  insanın gönlünü coşturan bir bebeğe rastlıyor musunuz?  Başka kanallardaki reytingi yüksek dizilerde durum pek farklı değil. Meşhur Kurtlar vadisine bir göz atın: Başroldeki Polat’ın normal bir ailesi var mı? Dizide rol alan insanların hangisinin normal bir aile yaşantısı, çoluğu, çocuğu, torunu var? Yok. Birçok dizde olduğu gibi bu dizideki kahramanların birçoğunun eskilerin deyimi ile “hane berduş” bir hayat sürdüğünü söyleyebiliriz.

                Kültürümüzde/dinimizde evliliğin temel amaçları günahtan korunmak, nesil yetiştirmektir.  Türk insanını adeta esir alan dizilerde bu yüce ereğe rastlayanınız var mı? Toplumun temelini oluşturan aile kurmayı hangi dizi özendiriyor? Maalesef bu konular dizilerde pek işlenmiyor.

              Osmanlıyı anlatan Muhteşem yüzyılda Padişahın çocukları gösteriliyor ama dizi bu günü yansıtmadığı için vatandaşa bu konuda olumlu bir mesaj vermesi çok zor görünüyor. Allahtan Arka sokaklar dizisindeki polis Hüsnü,  5 çocuk babası olarak, Âlemin Kralında Arslan üç kız babası olarak görünüyor da dizilerin” çocuksuzluk, bebeksizlik orucunu”  bozuyor. Bir de bez ve krem reklamları sevimli bebekleri göstererek nüfusa katkıda bulunuyorlar.

                                                           “ EN YAKIN CENNET EVİMİZ”

                Benim gözümden kaçan varsa affetsinler( ben adını yazdığım dizileri (80’ler hariç) seyretmiş değilim. Onlarla ilgili bilgiyi internetten, çocuklardan ve arkadaşlardan aldım. Bu nedenle bazı bilgi eksiklikleri olabilir)  Türk dizilerinde ve gişe rekorları kıran Türk filmlerinde çocuğu, bebeği, aileyi, yuvayı özendiren, bu temayı işleyeni yok gibi! Çocukları ile mutlu bir hayat süren, akşamları ailecek oturup sohbet edilen, birlikte pikniğe, gezmeye,  kırlara gidilen, ailecek eğlenilen, “bu dünyadaki en mutlu yerimiz evimiz, dünyada en huzurlu mekânımız yuvamız, en güvendiğimiz kurum ailemiz, kısaca dünyadaki cennetimiz evimiz” görüşünü temel alan, bu durumu mutluluk ve huzur kaynağı gösteren, bu görüşü yaygınlaştıran dizi ve film yok gibi!  Bunun aksi ise maalesef bolca mevcut.

                Başbakanımız ve Aileden sorumlu bakanımız, Nüfus artışı istiyorlarsa TRT’ye, çocuğu, aileyi, bebeği özendiren ve onları ailenin mutluluk iksiri ve cemiyetin hayat sigortası gibi gösteren filmler ve diziler sipariş vermeliler. Özel TV’lere hukuken bir şey diyemezler lakin onların da aileye önem veren, nüfus artışını teşvik eden yayınlarına maddi destek verebilirler.  Yine aynı teşviki aileyi, çocuğu özendiren kitaplar ve diğer yayınlar içinde yapmalılar.             

               ABD bir zamanlar Cosby Ailesi ve Küçük Ev gibi dizilerle bu derde çare aramayı denemiş ve birazda başarılı olmuştu. Biz niye denemeyelim!

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2608 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , , , , ,

YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri