Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Evlat mı Devlet mi ? Muhteşem Yüzyıla Aykırı Bir Bakış

19 Şubat 2014 Çarşamba

                                                           

 

              Muhteşem Yüzyıl Dizisi yayınlanmaya ilk başladığında lehte ve aleyhte bir çok yazı yazılmış, hakkında bir çok  laf edilip söz söylenmişti. Diziye karşı çıkanlar genellikle 'Dindar', ' muhafazakar' kesimin aydınları, kanaat  önderleri  idi. Karşı çıkış sebepleri çok haklı bir temele dayanıyordu: Dizideki görüntüler, işlenen konular  Osmanlıyı, Kanuniyi, sarayı tam yansıtmıyor... Bu görüş çok haklıydı.  Çünkü hakikaten Osmanlı sarayındaki kadınların giyimleri ile dizideki kadınların giyimleri, Osmanlı Sarayında yaşayanların bir birlerine karşı tavır ve konuşmaları ile dizideki tavır ve konuşmaları, Kanuninin hayatındaki gerçeklerle dizideki gerçekler birbirleri ile uyuşmuyordu. Ömrünün büyük bölümünü savaşlarda ve at sırtında geçiren Muhteşem Süleyman,  dizide genellikle sarayda oturuyor ve   kadınlar , paşalar, şehzadeler arasında cereyan eden  entirikaları düzeltmekle, çekişmeleri engellemekle  vakit geçiriyordu. Dizinin sorumluları bu eleştirilere ; 'biz belgesel çekmiyoruz. Osmanlı Tarihini birebir anlatmıyoruz. Biz,  bir dönem yaşanmış hadiseleri sinema dili ile, görselliği öne çıkararak anlatmaya çalışıyoruz' diyorlardı. Ben de o dönem 'Muhteşem Reklam'başlığı ile bir yazı yazmıştım. Bu yazı halen bu gün Can Dündarın Web sayfasında yayınlanmaya devam ediyor.

              Bu gün yaşadıklarımız, diziye olan ilgi ve diziyi seyredip tarihe yönelen insanların çokluğu,  görüşlerimi teyit ettiği için gerçekten mutluyum.

                                 Muhteşem Yüzyılı Birde Bu Gözle Seyredin

 

               Dünyalık sevgilerin en büyüğü,  en şiddetlisi hangisidir? Anne sevgisi mi, baba sevgisi mi, eş sevgisi mi? Kardeş, vatan, devlet, bayrak, arkadaş, para, makam ..sevgisi mi?  Dünyada ,  şiddeti en büyük sevgi bir annenin çocuklarına  duyduğu sevgiymiş. Bu sevgi bebeklikte zirve yaparmış. Ondan sonraki en büyük sevgi ise babaların çocuklarına duyduğu sevgiymiş. Bundan dolayıdır ki Allahü zülcelal Halilullahı olan İbrahim peygamberi Oğlu İsmailin sevgisi ile imtihan etmiş.  O ululülazm peygamber bu imtihanı kazanmıştır.Yakup Peygamber de Dünya güzeli olan oğlu Yusuf ile imtihan edilmiştir. Bundan dolayıdr ki ben bir kaç yazımda babaların oğullarına duyduğu sevgiye 'Yakup sevgisi'demiş ve her babanın  gönlünün  bir yakup denizi olduğunu dile getirmiştim.

              Dizinin en çok seyredilen ve tartışılan sahneleri insanları çok şaşırtmışa benziyor. Bir babanın, çok sevdiği, ciğer paresi, oğlunu öldürtmesi  inanılmaz geliyor günümüz insanına. Halbuki Osmanlı ve dünya  tarihinde  Mustafanın öldürülmesinden daha acıklı, daha inanılmaz yüzlerce hadise var. Mustafanın öldürülmesine hem dini hukukta , hem akılcı hukukta öyle veya böyle referans bulunabilirken(çünkü o isyan etmek üzere idi.) henüz bir yaşında, üç yaşında, beş yaşında  padişah çocuklarının 'ileride fitneye sebep olabilir' kaygısıyle öldürülmesi ne dine, ne akla uyar.( Firavunun erkek çocukları daha doğar doğmaz öldürtmesi, tarihin en acıklı hadisleri arasında yer almaz mı?)    Pekiyi 600 yüzyıldan fazla yaşayan, 350 sene tek başına dünyaya nizamat veren, bırakın insanları, kurtları ve kuşları bile merhametleri ile kuşatan ve yaşatan bu insanlar nasıl oluyorda bir katilin bile zor yapacağı bir fiile, bir eyleme imza atıyorlar.(bebeklerini  katlediyorlar) Yalnız burada şuna dikkat çekmek isterim bu insanlar başkalarının  değil, kendi çocuklarını öldürüyorlar. Zor olanda bu zaten.  Başka ülkelerde, başka devletlerde,  değişik  zamanlarda ve günümüzde (başta Suriye olmak üzere, Filistinde Myanmarda, Irakta ve bütün dünyada )  rastladığımız şekilde kendi halkının veya düşmanlarının  çocuklarını öldürmüyor bu insanlar, kendi çocuklarını öldürüyorlar.  Bence bu durum dünyada bir devlet başkanının yapabilceği en büyük fedakarlıktır. 'Varsın benim çocuğum ölsün, varsın benim kardeşim ölsün. Yeterki fitne olmasın, yeterki millet birbirine girmesin,  devlet parçalanmasın millet bölünmesin...'diyerek ciğerlerinden bir parçayı kesip atmaktan daha acı bu eylemi yapmaları, ciğer  parelerini öldürmeleri  suç mu yoksa fedakarlık mı?  Günümüzde kim bunu yapabilir? Ben öğretmenken öğrencilerime bu soruyu sorardım ve konuyu  anlatılış biçimime göre onlardan değişik cevaplar alırdım Sora onlara derdim ki;' Çocuklar!  Bu gün ülkenin en ileri gelen devlet adamları, en ileri gelen din adamları, en ileri gelen ekonomistleri...gelseler ve ; "Hocam, ülkenin selameti, devletin kurtuluşu, milletin felahı sizin ellerinizde. Oğullarınızdan birini millete kurban edersek millet selamet bulacak, devlet kurtulacak,  ülke huzur bulacak..." deseler ; ben onlara ; "çekin gidin başımdan derdim." diye açıklama yapardım.  Bu gün yine aynı fikirdeyim. Çünkü benim gönlüm çok çok yüce değil,  vicdanım ve  iç dünyam o kadar erdemle dolmamıştır. Bu yüzden ben,  padişahların, çocuklarını, kardeşlerini,  bir yandan kanlı göz yaşları döküp bir yandan  öldürmelerini merhametsizliklerine değil tam tersi bizlerin anlayamayacağı yüce bir erdeme bağlıyorum.  

 

             Son olarak dizinin bu sahnesini seyredip Cihan Padişahı Kanuniye kızan ve  O'nun aleyhinde twetler atan, yorumlar yapan,  hakaretler eden kardeşlerime benim bir sorum var: Padişahlar, ihtimal dahilinde olan  bir tehlikeyi önlemek için, büyük bir fedakarlık göstererek  kendi bebeklerini, kendi  çocuklarını, kendi kardeşlerini,  devlet için,  din için, millet için, vatan için öldürmüşler ve büyük bir yanlışlık yapmışlar . Pekiyi, günümüzde kaç yüzbin anne, baba, doktor haklı hiç bir sebep yokken karnındaki bebeğin canına kürtaj yolu ile son vermekte, öldürmekte? "Bu beden benim! Bu bebek benim " diyerek karnındaki günahsız yavruyu öldürmeye, kıymaya cevaz veren bazı hanım kardeşlerimiz Kanuniye kızarken durup düşünmek zorunda değiller mi? 465 sene önce yaşanmış bir ölüme, bir evladın öldürülüşüne feveran eden milletimiz, elan yaşanan kürtajlara (anne karnındaki bebeklerin  hunharca katledilmesine) niye ses çıkarmıyor?   

                                                       Sanatın Gücü

                Akla, mantığa, hakka, gerçeğe aykırı bu hali insanlar nasıl kabulleniyor? Nasıl içselleştirebiliyor? Bunun cevabı  "sanatın gücüdür." Olay, hadise sinema diliyle öyle etkili bir şekilde anlatılıyor ki, onun etkisinde kalan insanlar,  akıldan, mantıktan uzaklaşıp duygularının tesirine giriyor. Böylece insanlar, yukarıda yazdığım çelişkiyi  yaşıyorlar. Sanatın gücü işte budur. Bu gücü dindar, milliyetçi, vatan sever insanlarda  bir an önce keşfedip, onun vasıtası ile hakkı, hakikati, gerçeği,tarihi, İslamı tüm dünyaya anlatmalılar.

                        

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3562 defa okunmuştur
Hasan Esad kardeşime
L.Ayhan
Yorumun için teşekkür ediyorum. Elbette bir mümin için en son hedef, en büyük amaç Rızay-ı Baridir. Son din İslamda, insanlara en büyük gaye son gaye olarak "sonsuz mutluluk diyarı" olan cenneti göstermiştir. Benim bu yazımın başlığındaki soru "Mümin dünyada evladı ile devleti arasında tercihe zorlanırsa ne yapmalı;" manasını taşımaktadır.İlgine teşekkür ederim.
24 Şubat 2014 Pazartesi 11:52
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Ne Evlat Ne Devlet
hasan esad unlu
İbrahim aleyhis selamdan Rabbimiz evladlnl kurban etmesini emretti.O da biricik evladini kurban etme emrine uyd.Ahirzaman peygamberine ise devlet vaad edildiginde bir elime ay diger elime gunesi verseniz ben yolumdan donmem buyurdu.Muslumanin gayesi ne evlat ne de devlet veya baska bir sey olamaz.Allah in rizasindan baska hic bir deger yalniz basina bir deger ifade etmez.O nun rizasi icin evlatta devlette feda edilir.Bedir harbi oncesinde peygamberimiz dogrudan zafer bile istemedi.Peki ne diye dua etti?Allahim bu ordu yenilirse yeryuzunde sana sirksiz kulluk eden kimse kalmaz diye dua etti.Ne cemaat , ne sirket,neparti,ne devlet ve ne de evlat Hak tealanin razi olmayacagi usul ve yontemlerle korunamaz.Vel hasil bir seyin kutsalligini Allah takdir eder,kul degil...
22 Şubat 2014 Cumartesi 20:10
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Helal olsun be
Ahmet HAKKATAPAN
abi nihayet adam gibi bir Kanuni YAZISI yazan çıktı. Helal olsun Lütfi Abi.
19 Şubat 2014 Çarşamba 20:08
Beğendim (4)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri