Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

GÖYNEĞİNE BİLE GÜVENMEYEN NİNE

27 Ağustos 2015 Perşembe

        Bendenizi takip edenler bilir. Genellikle Erdoğan ve Ak Parti lehinde yazılar yazarım. Bu olgu,  hükümet ve Erdoğan hatasızdır anlamına gelmez. Herkes fani, herkes insan, herkesin artıları eksileri elbette olacak. Hatasız kul, amansız iş olmaz. O nedenle bir insanın, bir ailenin, bir derneğin, bir hükümetin iyi mi, kötü mü olduğuna bakarken şu ölçüyü aklımızdan çıkarmamalıyız. İyi dediğimiz kişi, grup, hükümet, dernek… her şeyiyle doğru işler yapan, hiç yanlışı olmayan anlamına gelmez. Ya? Yaptığı işlerin çoğu iyiyse o kişi veya hükümet iyidir. Bu ölçüyü eş, çocuk, akraba, arkadaş, devlet… içinde kullanabiliriz. Zaten bizleri yaratan Allah (cc) Kur'anında, bizlere bizlerden önce yaşayan kavimlerin ve peygamberlerin kıssalarını bu nedenle anlatmıştır. İlk atamız Âdemin (as) işlediği hata, Kabilin işlediği günah, Hz Musa’nın bir insanı bir tokatla öldürmesi, Abese süresinde peygamberimizin uyarılması, sahabe efendilerimizin yaptıkları hataların Kur'anda anlatılması… Bunların ana nedeni “sizlerde insansınsınız, sizlerde hata yapabilirsiniz. Önemli olan yanlış yapmak,  günah işlemek değil,  günahta ve yanlışta ısrara etmemektir…” hikmetini açıklamaktır.   

                                                         İnsan Nisyan İle Malüldür.

          Hepimiz insanız. Hepimiz derken Müslüman, Gâvur, kadın, erkek,, zengin, fakir, Arap, Acem, Amerikalı, Avrupalı, Asyalı Afrikalı, ak derili, kara derili, Kızılderili, sarı derili, zeki aptal, okumuş cahil,  güzel, çirkin, yakışıklı, tipsiz… Herkesi kast ediyorum. Değil mi ki insan, değil mi ki Âdemin Oğlu Havva’nın Kızıyız… Hepimizin ortak adı: İNSAN. Hepimiz nisyan ile malül, çiğ süt emmiş acül varlıklarız.  "Aynı dağın dumanı, aynı denizin dalgalarıyız". Zaaflarımız, hedeflerimiz, biri birine benzer. Fıtratımız aynı, kaynağımız bir, sevinirsek güler, üzülürsek ağlarız. Doğarken ağlamayan bebek var mı? Yaşlanınca güçten düşmeyen insan mevcut mu?  Niye böyle? Çünkü yaratıcımız bir, hepimiz aynı tezgâhın ürünleriyiz.

            Bu gerçeği temel kabul eden akıllı insanlar dünden ibret alır. Başkalarının hayatlarından hikmetler devşirir. Akıllı insanlar kategorisine herkes girer (Devlet başkanı da aile reisi de, memuru da tüccarı da, kadını da erkeği de) Bu nedenle iyi bir insan, iyi bir aile reisi, iyi bir tüccar, iyi bir âlim, iyi bir devlet başkanı, iyi bir idareci… Olmak için ilk yapılacak iş, Hz Âdemden beri temel değerleri değişmeyen insanı yakından tanımak olmalı  İnsanı da bize, en iyi onu yaratan Allah (cc)anlatır. Allah zül celal En son mesajı olan Kuranında insanla ilgili şunları söyler: “…Topraktan yaratılmıştır. Ölümlüdür. Cehenneme müstahak olabilir ya da ileri geçebilir Yapabileceklerinin sınırları vardır. Mücahitler de müşrikler de insandır. Kuran insanlar için bir hidayet rehberidir. Aklı vardır (şuur sahibidir, idraklidir) İnanabilir ya da inanmayabilir; inanmadığı halde inandım da diyebilir. Ahiret yurdu (cennet) insanlar içindir.İnsanların içinde  şirk koşanlardan bille fazla dünyaya düşkün olanları vardır. Allah insanlara zulmetmez ama insanlar kendilerine zulmeder.  Acelecidir,  İnsan hem hayvandan  aşağı olma, hem meleklerden yüce olma özelliğine sahip bir varlıktır. Her insanın içinde meleklik ve hayvandan aşağı olma ihtimalleri saklıdır. Duruma yani insanın irade ve yaşantısına göre bunlar harekete geçerler. İşte akıllı, Mü’min insan, kendisine en yakın olandan en uzak olanına, dostundan düşmanına kadar tüm insanları bu gerçekler ışığında değerlendirir. Bu hakikat, ilk insandan son insana kadar  değerini yitirmeyecek bir ölçüdür.  

                                                           

                                                     90’ lık Nine Doğru Demiş                       

           Ülkemizdeki siyasi alanda gelişmelere baktığımızda bu hakikatin unutulduğu zaman nelere mal olabileceğini çok iyi görürüz. Ak Parti ( Erdoğan) Türkiye’nin son 13 yılına damgasını vurmuş liderdir. Devrim niteliğinde işlere, devasa başarılara imza atmıştır. Siyasi, sosyal, ekonomik, alanlarda kazandığı başarılar, elde ettiği sonuçlar tarihe geçecek niteliktedir. Fakat O’ da bir beşer, O’ da bir insan olduğu için bazı büyük hatalar yapmıştır. Bu hatalardan biri de son seçimle ortaya çıktı. Kürt meselesini hallederken örgütün ana temelinin Stalinizme dayanmış olduğu gerçeğinin atlanması bu hatanın baş aktörüdür.   Bu gün Türkiye bu hataların acı faturaları ile karşı karşıyadır.

          Son 13 yıldır ülkeyi yönetenlerin bu konuda “ İnsanın  çiğ süt emdiğini, acül olduğunu, mal, makam, mevki hırsı ile, çekememezlik marazı ile malül olduğunu,  menfaatine dokunduğu anda vefayı, dünü, unutabileceğini akıldan çıkarmış olmalı ki güvendiği kişi grup ve oluşumların ihanetine uğradılar. Allahtan bunun hata olduğunu kabul edip işi toparlamaya çalışıyorlar.  Daha önce , “Ne istediler de vermedik” dediği insanların dindar olmaları Oları yanuıltmıştı. Bu sefer de yıllardır en tabi haklarından mahrum olduklarını iddia ederek isyan çıkaran, baği olan, teröristlik yapan insanların hakları iade edilince düzeleceklerini sanarak, “huylu huyundan vazgeçmez” gerçeğini öteleyerek, örgütün MARKSİST düşünce sisteminden beslendiğini unutarak tam tedbir almamaları, bu günkü manzarayı ortaya çıkardı.   Bu da aslında çok anormal değil. İhanet, vefasızlık, döneklik, nisyan… İnsani vasıflardır.

            Bizler  İmparatorluk bakiyesi bir milletiz. 400 sene ye yakın Dünyayı adaletle ve en güzel şekilde idare etmiş bir milletin ahfadıyız. Lakin dedik ya insanız. Erdoğan da bir insan, O’ da yanlış yapabilir,  O’ da eksik düşünebilir. Hâlbuki bizler “GÖYNEĞİNE” (Göynek:, belin altına kadar inen, çoğunlukla basmadan dikilmiş bir tür gömlektir) bile güvenmeyen bir kültürden geliyoruz. Siyasi konuşmaları seven,  argoyu çok kullanan bir arkadaşım  geçenlerde bu mevzuları konuşurken şöyle bir anekdot anlattı: “Hacı abi! Benim 90’nına direk dayamış bir ninem vardı. Bana pek güzel nasihatlerde bulunurdu. Bunlardan biri de bu günün siyasetine ışık tutacak nitelikte. Bak o nasihati seninle paylaşayım!  Rahmetli derdi ki; “ Bak oğlum ben göyneğime bile güvenmem. Çünkü O, (yani göyneğim) iki de bir popoma değip durur…”   

            Bu ninenin nasihati sizce de çok haklı değil mi? Göyneğine bile güvenmeyen bir kültürden gelen insanların torunları olan bizlerin,  bu gerçeği aklından çıkarmaması gerekmez mi? PKK’ nın, İran’ın, ABD'nin, Esed'in,  bazı siyasi, sosyal, dini grup ve kişilerin Erdoğan'a ve hükumete karşı yaptıklarını (vefasızlıklarını, ihanetlerini...) görünce  sizce de “NİNE ÇOK HAKLI” görünmüyor mu?

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2184 defa okunmuştur
İnsan aldanabilir.
Ali söğütçü
peygamberimizi uhut savaşı başlarken maalesef 300 kişi terketti. Osmanlı Karaman oğulları ile onlarca kez antlaşma yaptı ama bu antlaşmalara karamanlılar uymadı. İnsan yıllardrı yaşadığı eşi 8karı veya koca farketmez) aldatılabiliyor. Bunlar normal şeyler aslında.
02 Eylül 2015 Çarşamba 14:13
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
bu mu
Hasan Aytekin
bu mu devlet adamlığı devlet ciddiyeti? fetoyla beraber yürü bilmiyorduk de apoyla beraber yürü kandırıldık de...
28 Ağustos 2015 Cuma 15:38
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
buna kim inanır
Sadullah Aydın
Göyneğine bile güvenmeyecekti o zaman!.. Bilmiyorduk, kandırıldık masalına ben inanmıyorum. 2011 yılına kadar beraber çıkılmış bir yol ve yoğun bir işbirliği vardı cemaat ile siyaset arasında.
28 Ağustos 2015 Cuma 08:33
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri