Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

GÜL VE ERDOĞAN BÜYÜK BİR İMTİHANI KAZANMAK ÜZERELER

05 Ağustos 2012 Pazar

Makam hastalığının (Hubbu Riyaset )kötü bir huy ve tedavi edilemez bir illet olduğunu tarihten biliyor,  gördüklerimiz ve yaşadıklarımızla yakından müşahede ediyoruz. Önce günümüzden birkaç misal; Onca başarısızlığına rağmen Deniz Baykal CHP liderliğini ancak bir kaset skandalı ile bıraktı. Rahmetli Erbakan Hoca’nın yenilikçi diye adlandırılan gruba ve kendi eliyle partinin başına getirdiği Numan Kurtulmuşa karşı o yaşlı ,o hasta haline rağmen   nasıl mücadele ettiğini hatırlarız. Ecevit’in, son başbakanlığı döneminde sıhhatinin çok bozuk olmasına rağmen (adeta yürüyemez, düzgün konuşamaz bir konuma düşmüştü) “ölümüne Başbakanlık” yaptığını hepimiz gördük. Mustafa Kemal ölmeden makamını kimseciklere vermedi. İsmet paşa ancak o öldükten sonra başa geçebildi. İsmet Paşa da iyice yaşlanmasına, duyma yetisini yitirmesine rağmen CHP başkanlığını ancak Karaoğlanın zaferi sonucu bıraktı.  Buna benzer haller ve kavgalar Çiller Demirel, Mesut Yılmaz Turgut Özal, Turgut Özal Demirel, Ecevit- İnönü, Ecevit- Baykal… Arasında da en şiddetli şekilde yaşandı. Türkeş’inde ölmeden o koltuğu bırakmadığını bilemeyenimiz yok. Bizde zaten liderler koltukla adeta “Katolik Nikâhıyla” evlenirler.   

                               RİYASET (makam) HASTALIĞI GENLERİMİZDE VAR

Bu durum bizim kültürümüzün bir yansıması olduğu gibi sanki genlerimizde de böyle bir huy mevcut. Asya Hun devletinin efsanevi lideri Mete Han’ın kağan olmak için kimleri öldürdüğünü bilseniz ağzınız açık kalır. Osmanlı padişahlarının çoğu, ya kardeşleri ile ya da çocukları ile makam için kıyasıya mücadele etmişlerdir. Yıldırımın oğullarının birbirleri ile mücadeleleri, Yavuz Sultan Selim Han’ın babası ve kardeşleri ile kavgaları, II. Bayezid- Cem Sultan mücadeleleri bu gerçeklere birer küçük örnektirler. Osmanlı, Roma, Bizans, Rus saraylarındaki entrikaların en büyük nedeni bu makam, mansıp meselesinden kaynaklanmaktadır. Yeryüzünün gördüğü en büyük, en yüce nesil olan ve ALTIN NESİL diye adlandırılan sahabe efendilerimiz (raziyellahü anhüma) zamanında bile maalesef bu meseleden kaynaklanan kavgalar olmuştur.(sıffin, cemel savaşları gibi)  Son peygamber Hz Muhammed ( sav ) bir hadisinde şöyle buyurur,“Mala ve mevkie düşkün bir adamın dînine verdiği zarar, bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarardan daha büyüktür.” (Tirmizî, Zühd, 43)Habil Kabil çatışması ile başlayan ve onların nesilleri tarafından devam ettirilen kıskançlık, çekememezlik, kanaatsizlik, tamahkârlık gibi kötü huylar insanların çoğunu mahvetmiştir.  Fakat insanları en son ve en zor terk eden iki kötü huyu ( mal ve makam sevgisini hubbu riyaseti) alt eden yiğitlerde yok değildir. 

                      MAKAM HIRSINA GEM VURABİLEN KAHRAMANLAR

Âdemoğullarından bu büyük zaferi elde edenler az da olsa vardır. Tabi bu mevzuda peygamberleri konu dışı bırakıyoruz. Tarihte görülen Bu kötü misallere karşılık Olumlu misallerde yok değildir. Benim hemen aklıma geliveren misaller şunlar: Hz Ebu Bekirin Halifelik için Hz Ömer’i teklif etmesi, buna karşılık da Hz Ömer’in,  Hz Ebubekir’in elini tutarak ona biat edip halife seçilmesini sağlamasıdır. Ayrıca kardeşleri lehine saltanattan çekilen Osmanlı padişahı Orhan Bey’in kardeşi Alaeddin Ali paşa ile,  Oğlu Mehmet  lehine iki kez tahtı boşaltan padişah II.Murat, kardeşi Tuğrul Bey lehine bu haktan feragat eden Büyük Selçuklu Devletinin namlı hükümdarı Çağrı beylerde konumuza misal teşkil ederler..

Günümüzde bu işi başarabilen çok az kişi vardır. Bunlardan biri Erdal İnönü’dür. O kendi isteği ile başkanlıktan çekilmiştir.  Ama en büyük misal gözümüzün önünde yaşandı ve inşallah yaşanmaya da devam edecek gibi görünüyor. Bu misal Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ikilisinin yaptıklarıdır. Kendilerinden önce ölene kadar veya atılana kadar bu makamı terk etmeyen veya terk etmek istemeyen birçok numune varken Abdullah Gül Başbakanlıktan istifa ederek bu makamı Erdoğan’a, Erdoğan’da kendisi istese mutlaka seçilebileceği Cumhurbaşkanlığı makamını “kardeşim” dediği Abdullah Güle hediye etmiştir.  Son günlerde bazılarını iştahını kabartan olası  “Gül - Erdoğan çekişmesi” dün Gül’ün açıklaması ile son buldu.

Milletçe dua edelimde bu fedakârlık, bu vefa hayırla sonuçlansın. Bu ikili, etraflarının ve nefislerinin iğvalarına kapılmadan bu erdemli davranışlarını sonuna kadar devam ettirsinler.  Yine dua edelimde, basit bir müdürlük için, küçük bir muhtarlık için, 40 50 üyesi bulunan bir dernek başkanlığı için, ömür boyu iktidara gelmesi hayal olan bazı parti başkanlıkları için insanların bir birlerini yediği bir dönemde, böyle yüce, böyle soylu, böyle erdemli davranışlarda bulunan insanlar cemiyetimizden eksik olmasın.   (amin)

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3094 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri