Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Hz Havva'nın Kızları Hz Adem'in Nesi Olur?

15 Ağustos 2011 Pazartesi

                                 Hz Havva’nın Kızları Hz Adem’in  Nesi Olur?

            Bu soruya şu soruları da ekleyebiliriz; Habil ve Kabil Hz Ademin oğulları mı damatları mı? Hz Havva,  Habil ve Kabilin  aynı  zamanda kaynanası olmuyor mu? Hz ademin ve Hz Havvanın kızları aynı zamanda onların  gelinleri, oğulları  Habil ve Kabil de damatları olmuyor mu …? Bu hikayede Kabil Ve Habilden bahsedilirken hikayedeki kızların adı niye bilinmiyor?

            Günümüz Türkiyesinin en önemli sosyal olaylarından biri de “evlilik”, “ailedeki problemler”, “karı –koca, gelin kaynana, damat- kayınpeder…ilişkilerinde meydana gelen değişiklikler ve bozulmalar” Konu ile ilgili  kitaplar yazılıyor, seminerler konferanslar düzenleniyor, yazılı ve görsel basında bir çok makale yayınlanıp bir çok program yapılıyor.

            Bütün bu çalışmalar ve gelişmeler aile içi huzursuzluğu azaltmıyor, boşanmaların oranını düşüremiyor. (TÜİK’in verilerinde bu durum açıkca görünüyor. Bu verilere göre evlenme yaşı yükseliyor, boşanma oranı artıyor, evlenme oranı düşüyor)

            Girişteki soruları sorarken şu olgulara dayandım; “Allah (cc) Hz.Ademi Yarattı. Ondan da (Hz Ademin eğey kemiğinden de)Hz Havvayı yarattı. Hz. Havva biri kız biri erkek  ikiz çocuklar doğurdu.Bu ikizler birbirleri ile değil diğer kardeşleri olan ikizlerle evlendiler. Ve insanlık böyle çoğaldı…” Bu bilgilerin ne kadarı Kurani, ne kadarı Hadislerde var tam bilmiyorum.  Yalnız şu anda Türkiye de yaşayan insanların çok büyük bir bölümü bu bilgilerden haberdar ve bunların doğruluğuna inanıyor. Bu inanç da onların kültürüne öyle veya böyle, olumlu veya olumsuz  yansıyor.

            Konu ile ilgili yazdığım kitapta (Yuva Kuran Mektuplar)  şöyle bir değerlendirme yapmıştım; ”…İstese insanı Başka türlü yaratma gücüne sahipken, Haliku zülcelal,  Önce Ademi sonra onun eğey kemiğinden Havvayı Yarattı: Niye İkisini ayrı ayrı yaratmadı da böyle yarattı? Niye bir milyon kızı bir milyon erkeği ayrı ayrı  yaratıp;” Haydi evlenin ve çoğalın! “ demedi de kardeşleri birbirleri ile evlendirdi. Böyle yaparak biz insanlara şu mesajı mı verdi; ‘Ey ebeveynler!  Gelinleriniz sizin kızlarınız, damatlar da oğullarınız. Ey gelinler! Ey damatlar! Kaynanalarınız sizin anneleriniz, kayın pederleriniz de babalarınız’…”

            Bizim lisanımızda var olan Kaynana kelimesi, “Kaim Anne= Anne yerine geçen”, kayınbaba kelimesi, “Kaim baba= Baba yerine geçen”   anlamlarını taşımıyor mu? Tıpkı, Kaymakam=Kaim makam kelimesinde olduğu gibi. Fakat Anadolu da Kaynana kelimesi bu gerçeklerden pek ırak,  çok farklı,  çok olumsuz algılara büründürülmüş durumda. Türkülerde, mânilerde, şiirlerde, filmlerde, masallarda “kaynana” çok negatif işleniyor.

            Günümüz Türkiye’sinin hemen her tarafında bu olumsuzluk elan devam ediyor. Dindar- laik, zengin,-fakir, okumuş- okumamış… Pek fark etmiyor; ailelerin büyük bölümünde bu yanlış algının acı meyveleri aile bireyleri tarafından sıkça tadılıyor.

                                   Mücahide Hanım mı? Saliha Hanım mı?

                                          Mücahid Erkek mi Salih Erkek mi?

            Aile ilişkilerindeki bozulmalar dindar ailelerde değişik içimde tezahür ediyor. Dindar Ailelerin kızları okudukça, iş güç sahibi oldukça, konferanslara gidip,  seminerlere katıldıkça, dinin kendilerine verdiği hakları öğrenip, kanunların kendilerine sağladığı “pozitif ayrımcılığı” belledikçe;  “Saliha bir hanım” anlayışından uzaklaşarak “Mücahide” bir hanım konumuna geliyorlar. Cihadı da,  dernek, vakıf, parti… Çalışmalarına katılmak;  bilimsel, sanatsal, sosyal etkinlikler de bulunmak olarak değerlendiriyorlar. Bu yeni Jenerasyon “dindar kadın” modeli; Eşine ve etrafındakilere karşı kendi haklarını savunan, kendi ayakları üzerinde duran, boşandığı zaman gerek maaşı ile gerekse nafaka ile tek başına yaşayabileceği gerçeğine yaslanarak çatışmacı ve özverisiz bir portre çiziyor. İslam’ın ve cari hukukun kendilerine tanıdığı hakları iyi bilen “Mücahide” hanımlar,  sıra İslam’ın erkeklere verdiği haklara geldi mi (hanım itaatsiz olunca yapılacak işlem gibi, çok evlilik gibi…)  üç maymunu oynuyorlar.

            Mücahide hanımlar böyle de “Mücahid” erkekler pek mi farklı? Hayır . Bilhassa son yıllarda siyasi ve ekonomik konjüktürün sağladığı imkânlarla zengin olan, zamanın getirdiği fırsatlarla dünyayı tanıyan “Mücahid” erkeklerin yaptığı ilk iş; Yaşadığı semti, oturduğu  evi, bindiği  arabayı, hayat  biçimini ve zor günlerinde beraber olduğu  eşini  değiştirmek veya üzerine evlenmek oluyor. Bu tiplerin yaptığı önemli değşikliklerden biri de hemen çocuğunu ABD ye okumaya göndermek oluyor. Bu durumda tanıdığım birçok dostum, ahbabım var(dı). Dı diyorum çünkü artık onlarla telefonla konuşmak, birlikte oturup sohbet etmek, anıları tazelemek mümkün değil. Niye? E artık onlar bizlerle aynı sosyal sınıftan! Değiller.( Bizim öz kültürümüzde zenginleşince değişen, zengin olduğu için farklı konuşmaya, farklı davranmaya başlayan insanlara pek hoş gözle bakılmaz. Bu tiplere “sonradan görme” denilir ve onlara acınır. Osmanlı Toplumunda bu tipler cemiyetten dışlanırdı. Bu durum günümüzde az da olsa devam ediyor) 

            Kuaran’da mücahide kelimesi geçmediği halde Saliha kelimesi var. Bu nedenle günümüz dindar hanımları Mücahide olmaktan ziyade Saliha olmaya çalışmalı. Dindar erkeklerde salihliğin mücahitlikten önce geldiğini bilmeli. Salihanın tarifini ileride  başka bir yazıda genişce işleriz inşallah. İslamda  Mücahidlikten kasıt  daha çok nefsle, düşmanla mücadele etmek olarak anlatılıyor.Ve bu farz (nefs bölümü hariç) daha çok devlet eliyle örgütlü bir şekilde yapılıyor. Ama bizim mücahitler! Cihadı,  eşine ve yakınlarına karşı mücadele olarak algılıyorlar.

                                   İSLAM (VE HAYAT) SADECE HUKUKTAN İBARET DEĞİLDİR

            Her toplumda ve her sistemde hukuk, fertler arasında meydana gelen ihtilafları kendi aralarında çözemediği zaman devreye girer. Birçok meseleyi bu raddeye getirmeden ahlakla, gelenekle, örfle, özveri ile çözen toplumlar,  ileri ve yüksek kültürlü toplumlardır. Bu gün ülkemizdeki mahkemelerin iş yüküne baktığımızda halimizin pek parlak olmadığını görürüz. Gerek eşler, gerek iş ortakları, gerek komşular, gerek alışveriş yaptığımız kişi ve kurumlar ve gerekse sosyal ve ekonomik ilişkide bulunduğumuz kimselerle aramızda meydana gelen problemleri mahkemeye götürmeden, kültürümüzün bize sağladığı imkanlarla çözemediğimiz için mahkemeler iş yoğunluğundan adaleti zamanında dağıtamaz hale geldi.

            Peygamberimizin kızı Fatıma’yı evlendirirken ona yaptığı nasihatler İslam Hukukunu mu,  İslam Ahlakını mı yansıtıyor?  Kuran;  itaatsiz olduğu zaman erkeğin kadına ceza verebileceğine ruhsat verdiği halde Peygamberimiz eşlerinden hiç birine bu hukuku uygulamamış,  hukuku değil ahlakı ön plana almıştır. 

            Bu konu çok uzun ve sizlerin zamanı pek dar. Fakat şunu bilmek lazım ki günümüzde evlenecek kadın veya erkek,  toplumun büyük bir değişim içinde olduğunu bilmeli, evlenmeye karar vermeden konu ile ilgili kitaplar okumalı, gözlemler yapmalı. Sorunlu aileler de,  problemlerini hukuktan önce ahlaka götürmeli.  İslamın dünyaya, ahrete   ve insana bakışının özünü kavrayarak eşiyle, ailesiyle, dostuyla olan sorunlarını önce ahlakla, vicdanla  çözmeye bakmalı...

Not 1- Yazının devamı gördüğü iltifata göre şekillenecek.

Not 2-  Konu ile ilgili son okuduğum kitap Dr. SeminGüler hanım efendinin,  "Boşandım Diyemedim " adlı kitabı. Kitabı özgün kılan ; “ boşanan kadınların gözlemlerininin birebir yansıtılması” oluşturuyor. Kitapta, boşanmayı düşünen hanımların bu konuyu bir daha düşünmesini sağlayaacak ilginç gözlemler ve  anektodlar var.  

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 8504 defa okunmuştur
kazım beyefendi
vildan onay
Hadisleri elbette kaynak kabul ediyorum böyle bir hadis varsa ve gerçekse hiçbir sözüm yok.Ama bu konu hakkında ya da diğer konularda kullanılan hadisler sahih mi? Sahihse tam olarak neyi ifade ediyor ne denilmek isteniyor bunları çok iyi araştırmamız gerekir yoksa hakka hizmet edemeyiz.Kimseye karşı olumsuz bir tavır içinde olmak değil amacım
20 Ağustos 2011 Cumartesi 16:30
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
MÜSLÜMANIN AMACI CENNETİ KAZANMAK OLMALI
Ali kaplan
MÜSLÜMANIN AMACI CENNETİ KAZANMAK OLMALI Akıllı bir mümin veya mümine ne edip ne yapıp bunu başarmalı. Kız olmuş erkek olmuş zengin olmuş fakir olmuş farketmez.
19 Ağustos 2011 Cuma 18:56
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Vildan hanım efendi
Kazım
İslamın tek kaynağı Kuran değildir. İkici ana kaynak olan hadislerdir. Yazar bu meseleyi zannımca konu ile hadise dayandrmıştır. Eğer siz hadisleri kaynak görmüyorsunuz bu ayrı bir tartışma konusudur. Ama mademki Kuran İLLA VAHYÜN YÜHA demiştir. BU SZÖÜN MUHATABI PEYGAMBERİN SÖZÜ DE elbette bir delildir.
19 Ağustos 2011 Cuma 16:50
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
''Biz sizi yaratırken sizi şahit tutmadık, sizi hazır bulundurmadık''
vildan onay
hocam ısrarla havvanın ademin eğey kemiğinden yaratıldığından bahsetmişsiniz. Bu kur-an-ı kerim'in hangi ayetinde böyle anlatılıyor. Ku-an-ı kerimde insanın yaratılışıyla ilgili olarak ''Biz sizi yaratırken sizi şahit tutmadık sizi hazır bulundurmadık'' demiyor mu? Bu inanış dine sonradan giren yahudi din adamlarının kendi inançlarını islamiyet içine sokmuş olmalarından ibarettir.2012 yılında kur-an-ı kerim gibi bir mürşit varken insana 2000-3000 sene öncesinin efsaneleriyle hüküm vermek hem insana hem islama haksızlık ve adaletsizlik diye düşünüyorum.Ayrıca islam kadını çok eşli bir yaşama boyun eğmek zorunda bırakmaz bu durum islamda kadın için bir boşanma nedenidir. Dolayısıyla bu bir tehdit nedeni değildir.
19 Ağustos 2011 Cuma 14:02
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
başlık sorusu
mehmet büyükgöz
başlık sorusu ve yazının içeriği aynı zamanda anlatım dili çok güzel. allah razı olsun hocam
17 Ağustos 2011 Çarşamba 16:53
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri