Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Kabotaj Bayramınız Mübarek Olsun

19 Ocak 2012 Perşembe

  -Anneciğim!19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramın kutlu Olsun

-Ne dedin evladım anlamadım! Bayram değil seyran değil…

-Alo ismet evdeyseniz bu akşam bayramlaşmak için size geliyoruz?

-Hayırdır Yusuf ne bayramı?

-Oğlum bu gün Kabotaj bayramı…!

- Anne! yarın dedemlere gidelim harçlık versin bana.

-Hayırdır Kızım ne oldu?

-Anne! Yarın 30 Ağustos Zafer bayramı…

Bu gibi  konuşmaları hayal edebiliyormusunuz?

1937 yılından beri kutlanan (demek ki o tarihe kadar böyle bir bayram yok) 19Mayıs  Bayramını  hiç  annesi ile, babası ile, arkadaşları, eş ve dostu ile kutlayanımız var mı? Kabotaj bayramı kutlanırdı eskiden, ne oldu şimdi bu kutlamaya? 23 Nisan günü ailece komşunuza gidip, kapıyı çalıp içeriye girince büyüklerin ellerini, küçüklerin gözlerini öpüp, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk  bayramınız mübarek olsun!” Diyen hiç kimse var mı içimizde? Böyle diyen ve bu hitaba karşılık evin büyüklerinden; “ berhüdar ol evladım! Sizin de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun” cevabı duyan oldu mu bu toplumda? 23 Nisanda, 19 mayısta, 30 Ağustosta,  insanların birbirlerine (tebrik atılan dönemde) tebrik atan, günümüzde ise mesaj atan, telefon eden kaç kişi var??  Devletin tüm teşviklerine, basının tüm gayretlerine rağmen milli bayramlarımız halka mal edilemedi. Halbuki dinimizle ve kültürümüzle hiçbir ilgisi olmamasına rağmen Yılbaşı ve Noel kutlamaları halk tarafından benimsenmiş görünüyor. Bunun gibi Hıdırellez, Nevruz, ve sadece Konyada üç ayların  girişinde kutlanan Şivlilik halkın benimsediği ve  kendi kendine değerlendirdiği günler arasındadır. Bunlarda gösteriyor ki  Türk Milleti sadece dini kökenli değil bazende kültürel kökenli hadiselerden etkileniyor.   

                                            Devletin Bayramı Halkın Bayramı

 Niye böyle? Çünkü bu bayramlarda gönüllülük esası yok. Gönüllülüğe dayanmayan ve azda olsa resmiyet taşıyan törenler ve kutlamaların akıbeti hep böyle olmuştur. Bu nedenle bence bu bayramların halka mal edilmesi için gönüllülük esasına geçilmeli. Yoksa statlara mecbur olduğu için giden, bu kutlamalara amiri istediği, yönetmelik emrettiği için katılan insanlardan oluşan kalabalıklardan bereketli bir sonuç çıkmaz.

Dikkat ettinizmi hiç,  milli bayramların mecbur olan bölümünde içten, coşkulu kutlamalar pek olmaz. Çünkü insanların (en azından belirli bir bölümü) oraya kendi arzu ve istekleri ile değil bir görev icabı olarak gitmişlerdir. Halbuki aynı bayramların gecelerinde verilen konserlerde, gündüzlerinde yapılan eğlencelerde insanlar daha samimi ve coşkulu oluyor.  Yani halk kendince kutlamalı bayramları. Ramazan Bayramı gibi, Kurban Bayramı gibi, Mevlüt kandili gibi, hıdırellez gibi. Hatta dindarların  önemli bir bölümünün karşı çıkmasına rağmen yılbaşlarında insanları bir telaşa sürükleyen, sokaklarda bolca “Noel Babalar”ın dolaştığı Yılbaşı kutlamaları gibi.

Telefon şirketlerine bir  sorun bakalım insanlar hangi bayramlarda ve gecelerde çok daha fazla mesajlaşıyorlar ve konuşuyorlar. Milli Bayramlarda halkın mesajlaştığı vaki mi? 

                                      19 Mayıs’ı Onu Kutlayacaklara Sorun

25 yıldan fazla liselerde öğretmenlik yapmış biri olarak yazıyorum bu satırları. Bizim zamanımızda (2006 yılına kadar olan zamanda ) 19 Mayıs yaklaştı mı hem öğrencileri hem öğretmenleri bir tedirginlik kaplardı. Bu tedirginliğin nedeni,  günle ve günün anlamı ile ilgili değil;  iki ay sürecek bu hazırlıkların öğrencileri, eğitimi, öğretmenleri, eğitim düzenini nasıl allak bullak edeceği gerçeği idi. 

Törenler için yapılacak  antremenlara, provalara  gidecek olan sınıfların, yazılılarının ne zaman nasıl yapılacağı,  derslerin müfredatlarının nasıl tamamlanacağı soruları öğretmenleri tedirgin ederdi. Okul bahçesinde günlerce çalınan müziğin, antreman öncesi ve sonrası meydana gelen karmaşa ve gürültünün sınıflardaki öğrencileri nasıl etkileyceği, törenelere katılacak öğrencilerin seçiminde meydana gelebilecek aksaklıkların ortaya çıkaracağı problemler, öğrencisinin “derslerinin aksayacağı endişesi” taşıyan velilerin özel istekleri ve tavırları idarecileri kara kara düşündürürdü.  Bunların hepsi eğitimi büyük oranda etkileyen etkenlerdi. (…İdi diyorum, lakin bu gerçekler elan devam ediyor) Bu nedenlerden dolayı milli bayramların kutlanması mevzuunda yapılacak değişiklikler yapılırken, mutlaka bu işin esas faktörü ve öznesi olan öğretmenlere, öğrencilere, idarecilere, velilere sorulmalı. Madem ki demokrasi ile idare ediliyoruz,  mademki yönetimimizin adı Cumhuriyet  o zaman yapılacak değişiklikler halka, yani  cumhura, yani bu vazifeyi deruhte edecek öğrencilere, öğretmenlere, ve çocuğu liselerde okuyan velilere sorulmalı değil mi?

 

                        

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1954 defa okunmuştur
Bayramlar bayram ola
Kazım
Bayram insanların en içten sevgiyle kutladığı günlerdir.VE içten kutlandığı zaman güzeldir.
22 Ocak 2012 Pazar 14:04
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri