Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

“Kırk Yılda Bir Koca Buldum Onu da Dayım Buldu

26 Mart 2014 Çarşamba

                   Başlıktaki söz seçimlere giderken milletin önemli bir bölümünün hissiyatını yansıtıyor. Normal şartlar altında en iyi iktidar bile  10 yılda yorulur, yıpranır. Demokrasilerde bu gelenek çoğu zaman geçerlidir.  Bu hal tabiatın da bir gereğidir. Günümüz Türkiye'sinde, seçime giden ülkemizde ise sanki istisnai bir durum yaşanıyor. Bunun nedeni hem iktidarın başındaki ismin ( Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın) inanılmaz çalışması, hem de iktidara talip muhalefetin bu çalışmalara karşılık verememesi. Tabiat kanunu gereği “çalışan kazanıyor” yani.  

                  Ana Muhalefeti dinleyince ; ”kasetler de olmasaydı ne konuşacaktı ne söyleyecekti bunlar?” sorusu geliyor akla. MHP’nin  hakkını yememek lazım, Devlet Bahçeli pek fazla kasetlerin arkasında siper alıp oradan ateş etmiyor. Bir de yeri gelmişken Bahçeli’nin bu seçimlerde uyguladığı taktik, sergilediği tutum büyük takdir topluyor. Yatıştırıcı üslubu, gençleri, vatandaşları sokaktan uzak tutma gayreti, sandığa demokrasiye sahip çıkalım vurgusu… Olgun bir devlet adamı, ileriyi gören bir bilge sıfatı kazanmasını sağlıyor doğrusu.  

                  İktidar  ise (daha doğrusu Erdoğan) yaptıklarını anlatarak, yapacaklarını vadederek müşahhas örneklerle insanları kendisine çekiyor. “Dışarıdan Müdahale” de sanki başbakanın işine yaramış görünüyor. Özünde hamiyet perver olan, daima mazlumdan yana, adaletsizliğe karşı bir kültürden beslenen halkın büyük çoğunluğu,  seçimlere dışarıdan yapılan ve başbakan tarafından “paralel yapı”  olarak adlandırılan hadiseyi hoş karşılamıyor. Bence bu müdahale olmasa halk, çok daha objektif, çok daha  dingin bir kafa ile karar verecekti. Halbuki şimdi millet,  aklından ve  kısa vadeli çıkarlarından ziyade, hissiyle hareket ediyor. Bence bu durum da iktidarın lehine olacak.

                                                   “Eldeki Bir Kuş Daldaki Üç Kuştan İyidir”

                Seçimin ana ekseni yerellikten çıktı. Mücadele Cumhurbaşkanlığı seçimi eksenine kaydı sanki. Böyle olunca da vatandaş,  sadece kendi ilini, ilçesini değil,  ülkenin geleceğini düşünmeye başladı. Bir de yeni çıkan büyük şehir yasası sanki iktidara avantaj sağladı. Köylerde, kasabalarda, ilçelerde yaşayan vatandaşlar, eskiden ihtiyaçlarını karşılayan bir çok kurumun yerini büyük şehir belediyelerinin alması üzerine iktidardan yana bir eğilim göstermeye başladılar. Komşu ülkelerde (Suriye, Irak, Mısır,Yunanistan) yaşanan karmaşa, Avrupa'nın bir çok ülkesinde(ispanya, Portekiz...) yaşanan ekonomik kriz, Kırım hadisesi insanları iktidara doğru savuran rüzgarlar haline dönüşüyor. Ak-Parti  iktidarından önce (2002 den önce)yaşanan siyasi karmaşa, sosyal  kaos, ekonomik çöküntü henüz milletin hafızasından silinmedi, capcanlı yaşıyor. Ecevit'in başbakanlığındaki son koalisyon hükumeti zamanında yaşananlar ( irtica yaygarası ile ortalığı toza dumana katıp bankaları batıranlar, "çıkarın bu kadını buradan!" diyerek meclisten halkın vekilini kapı dışarı edenler, yüksek enflasyon, yüksek faiz, işsizlik, imf başta olmak üzere ödenmeyen borçlar, yapılamayan yatırımlar, durma noktasına gelen ekonomi...) hala taptaze yaşanıyor zihinlerde. Bu bilgiler, bu tecrübeler insanları (bu iktidardan memnun olmayanlar dahil) yeni denemelerden alıkoyuyor. “Eldeki bir kuş daldaki üç kuştan iyidir” sözünün manası, milleti Erdoğan'a doğru yönlendiriyor, O'ndan ayrılmak isteyenleri de kararsızlığa itiyor. Yiğidi öldürse bile hakkını teslim eden bir umranın çocukları Tayyip Erdoğanın gece gündüz ve ibadetaşkı ile, biteviye çalışmasını ödüllendirecektir.

                Kısaca iç şartlar, dış gelişmeler, mazinin unutulmaması, seçime dışarıdan müdahale, Erdoğanın bitip tükenmeen enerjisi vegayretleri halkın ;” kırk yılda bir Koca buldum onu da dayım buldu” diyen, "evde kalmaktan" son anda kurtulan ve öyle veya böyle mutlu olan  bir hanımın hissiyatını hatırlatıyor. Macera yerine istikrarı tercih edecek gibi görünüyor.

                Haydi hayırlısı! Yüce yaratan milletimize Kavgasız, belasız, neticesi ülke için, millet için, İslam Dünyası için sonucu hayırlı olan bir seçim yaşatsın.

  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2864 defa okunmuştur
GÜNE UYGUN EN GÜZEL HİKAYE
kazım yiğit
Kuş ve Derviş Hz. Süleyman’a, hayvanlarla özellikle de kuşlarla konuşabilme yeteneği bahşedilmişti. Bir gün yaralı bir kuş ona gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Dervişi huzuruna getirten Hz. Süleyman sorar; -Bu kuş senden şikâyetçi, niye bu kuşun kanadını kırdın? Derviş; -Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacakken kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı incindi, der. Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa dönerek; -Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun! Kuş cevap vermiş; -Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allahtan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım! Hz. Süleyman bu savunmayı beğenir ve kısasın yerine gelmesi için; -Kuş
27 Mart 2014 Perşembe 12:02
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
GÜNE UYGUN HİKAYE DEVAMI
kazım yiğit
Hz. Süleyman bu savunmayı beğenir ve kısasın yerine gelmesi için; -Kuş haklı, hemen bu dervişin kolunu kırın, diye emreder. Kuş o anda; -Efendim, sakın böyle yapmayın, der. Niçin diye sorar Hz. Süleyman. Kuş; -Efendim, bunun kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın. Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.
27 Mart 2014 Perşembe 12:02
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
hakan albayrak derki
Hakkı haksöyler
SORU: 30 Mart’ta ne olur? CEVAP: Adaylar bir yana, o gün esasen Yeni Türkiye ile Eski Türkiye arasında tercih yapacak seçmen. Yeni Türkiye yükselen Türkiye, eski Türkiye ise alçalan Türkiye’dir. Bir de, ‘cemaatçi’ kardeşlerini daima koruyup kollayan ve ele güne karşı yıllar boyu yiğitçe savunan Erdoğan’ın temsil ettiği delikanlılık ile O’nu ve hepimizi arkadan vuran, en yakın arkadaşlarına bile tuzaklar kuran pornocu abilerin temsil ettiği namertlik oylanacak bu seçimde. AK Parti seçimden ezici bir zaferle çıkarsa, Yeni Türkiye’yi ezmeye çalışan küresel güçler ve onların yerli uşakları ezilmiş olur. Beklediğimiz, Rabbimizden dilediğimiz budur.
26 Mart 2014 Çarşamba 23:42
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri