Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Medya Din ve Hocalar

14 Şubat 2013 Perşembe

               70’li yıllarda tanınmış hocaların vaazları teyp kasetlerine alınır sonra bazen onu seven insanlar,  bazen de bu işin ticaretini yapan kişiler tarafından çoğaltılarak cami önlerinde, dini yayınlar satan kitapçılarda satışa sunulurdu. O yıllarda dini kasetçilik iyi bir sektör olmuştu. Sonraları bu kasetlere ilahi, bant tiyatroları, ezgi kasetleri de eklendi. O yıllarda kasetleri en çok satan ve halk tarafından en çok dinlenen hocalar, Fethullah Hoca, Timurtaş Hoca, Tahir Hoca idi.  

                Son yıllarda televizyonlarda bilhassa ramazanlarda din programları epeyce arttı. Genellikle insanın zamanını eğlence, spor, magazin, dizi… Gibi programlarla çalan kanalların, dini programlara yer vermesi elbette güzel bir durum. Dini programların birçoğu izleyicisi az,  hatim okuyan,  dini film, dini müzik dini belgesel yayınlayan kanallar da yer buluyor kendine. Bu kanallarda sohbet yapan, dini sorulara cevaplar/fetvalar veren hocalar sıkça boy gösteriyor.

                Günümüzde televizyonlarda ve radyolarda program yapan, sohbetleri yayınlanan hocalardan öne çıkanlar; Nureddin Yıldız( KON- TV, KONYA TV, MALATYA TV), Fethullah Gülen( Mehtap tv, Cihan Radyo, Moral fm) Esad Coşan( Akra-Fm. Ak Radyoda ayrıca Mehmet Zahid (Rahmetullahi Aleyh’in sohbetleri de yayınlanmakta).  Cevat Akşit ( Kanal 7,  Kon tv, Konya Tv), Kanal 7 de, Mustafa Karataş, Ömer Döngeloğlu, Necmettin Nursaçan, ATV de  Nihat Hatipoğlu, güzel ve faydalı programlar yapmaktalar. Cübbeli Hocanın (Ahmet Ünlü)  sohbetleri ise halk tarafından en çok izlenenlerin başında geliyor. Ondan alıntılar internette çok tıklananlar listesinde her zaman yer buluyor. Osman Nuri Topbaş Hoca Efendinin bazı sohbetleri ara sıra, Tahir Büyük Körükçü Hoca’nın sohbetleri ise Kon tv de düzenli yayınlanmakta. Yine KON-TV de Orhan Çeker  Hoca dini sorulara cevaplar veren bir program yaparken, Abdurrahman Büyük Körükçü Hoca da haftalık sohbetler ine bu kanalda devam ediyor.

                Bu gibi programların yanında başka katılımcılarla birlikte programlara misafir/ danışman olarak katılan ve sorulara cevap veren hocalarda var. Bu gibi programlar konsepti icabı bence pek faydalı olamıyor. Hele de karmaşık dini bir mevzuyu sadece alimlerin kendi aralarında tartışması gereken bir konuyu kavga eder gibi Hocaların milyonlar önünde tartışması çok yanlış. Yanlış, çünkü ne konu bir sonuca bağlanıyor ne de dinleyenler yeni bir şey öğreniyor. Peygamberimiz (sav)in  din öğretme metodu tartışma değil sohbet idi, bunu akıldan çıkarmayalım.

               Stüdyodaki katılımcılarının çoğunun hanım olduğu bu tip programları başlatan hatırladığım kadarı ile Yaşar Nuri Hoca idi. Pahalı giysiler giyen,  modern! Görünümleri ile dikkat çeken hanımların doldurduğu stüdyoda Yaşar Hoca, sunucu Ayşe Özgün ile epey bir zaman esip yağdı Türkiye’de ki din anlayışına ve bazı dindarlara. 28 Şubat rüzgarını da arkasına alan Hoca çok cesur programlar yaptı doğrusu. O şimdi daha az çıkıyor ekranlara. Geçirdiği hastalık çok belirgin bir şekilde yansımış yüzüne. Bu hali ile bile (yani hasta olduğu halde bile demek istiyorum) makyajlı bir hanımla birlikte katıldığı bir programda insanları irşat etmekten geri durmuyor. Yaşar Hocanın açtığı bu çığırdan giden hocalarımız eksik olmuyor ekranlarda.  Bu baptan olmak üzere Ekranlarda Makyajı bol genç ve gösterişli kızlarla, değişik müzikler eşliğinde dans edenlerde var,  kendisine vahy geldiğini söyleyip,  garip hareketler yapıp,  anlaşılmaz sesler çıkaran da.  

               Genç,  makyajlı,  alımlı hanım efendilerin karşısında bazıları sakallı, bazıları sadece bıyıklı olgun hocalar, dinimizin kadınlara verdiği değerden, İslam da ki tesettüre,  evlilik, miras, eğitim, cihad, insan haklarından,  anne baba çocuk ilişkisine kadar her konuya cevap veriyorlar maşallah. “Dinen karı koca ilişkileri nasıl olmalı”  mevzunu saçlı sakallı bir hoca ile,  genç,  güzel makyajı bol bir hanımın karşılıklı konuşması tarihte eşine rastlanmayan ve eminim bundan sonra da rastlanmayacak olan bir sahne oluşturuyor. Eminim bu programlardan çok istifade eden vatandaşlarımız vardır. Bunun tersi de var tabi ki. Başları örtülü, makyajlı hanım gazeteciler, erkek meslektaşları ile çatır çatır dini, siyasi, sosyolojik tartışmalar yapıyorlar saatlerce ekranlarda. Bu görüntülere de tarihte pek rastlanmazdı.

                Yalnız burada bir yanlışlık var gibi geliyor bana. Türkiye’nin son 20 yılının en büyük siyasi sosyal ve eğitim sorunlarından biri de,  adına ister  “türban” deyin, ister tesettür, ister başörtüsü deyin,  ister örtünme… Değil miydi? Bu sorun yer yer devam etmiyor mu?  Dindar kesimin kızları üniversitelerde başlarını örterek okuyabilmek için epey bir mücadele vermediler mi? Günümüzde (isteyen) hanımların kamuda başörtüsü çalışması mücadelesi verilmiyor mu? Cevabınız her halde “evet” dir.

                O zaman şu soruyu sormak yerinde değil mi? Mümin hanımlar nasıl tesettüre riayet etmek, namahremden kaçınmak zorunda ise, mü’min erkekler de Tesettüre riayet etmek ve namahremden kaçınmak zorunda değiller mi? Dindar hanımlar, dindar kızlar için olan “mahremiyet” meselesi dindar erkekler için yok mu? Hocalar ekranlardaki bu görünümleri ve halleri ile bu soruya muhatap olmuyorlar mı? Genç, makyajlı, alımlı bir hanımla karşı karşıya oturup dinden, imandan, örtüden, tesettürden, aşktan bahsetmek dinen caiz de(!)  başı açık okula gitmek haram mı? Tersinden soralım dini sohbetlerde camilerde erkek - kadın ayrı ayrı otururken bazı dindar/örtülü hanımların erkek meslektaşları ile aynı masanın etrafında,  yüz binlerce seyirci önünde saatlerce tartışması normal mi?

                Bu hal ve vaziyet bizim gibi sokaktaki normal insanların kafasını epeydir kurcalıyor. Korkarım bu hal “imam- cemaat” kelimelerinin özünü oluşturduğu meşhur atasözünün neticelerini doğuracak. “cak” eki zaid oldu galiba bence doğurdu bile.

Not: Bu yazı bir araştırma yazısı değildir.Bu nedenle değişik kanalarda, benim bilmediğim görmediğim dini programlar varsa onları hazırlayanlardan ve yapanlardan özür dilerim.Bir de Televizyonların dışında radyolarda, gazetelerde değişik dini programlar yapılmakta, dini yazılar yayınlanmakta. Bu bir araştırma olmadığı için onlardan bahsetmem mümkün değildi.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 7484 defa okunmuştur
Hak Anlayışı
veysel
Gerçekten de garip(acayip)bir sosyal toplumda yaşıyoruz.Şair bu durumu şöyle tarif ediyor:``Bir elde kuran,diğer elde kadeh/Ne helaldir işimiz,ne de haram!/Şu yarım yamalak dünyamız da/Ne tam kafiriz,ne tam müslüman...``Hak ile batılın birbirine karıştığı bir toplumda,biz doğruyu nasıl seçeceğiz?Kimlerin hizmet,kimlerin tahribat yaptığını nasıl tespit edeceğiz?Herhalde doğru ve kesin bir sonuca varmak zor olsa gerek!Ama şöyle bir ölçüyü kendimize rehber edinebiliriz:Yapılan çalışmaların topluma olan yansıması nasıldır?Manevi kazanımlar elde edilmesine mi vesile oluyor?Yoksa var olan değerlerin zedelenmesine yol mu açıyor.Elbette biz illada bir kişiyi,bir grubu seçip,beğenmekle sınırlandırmak zorunda değiliz.Hayırlı hizmetlerde yarışan birbirinden değerli kişiler,cemaatler olabilir...Kendi bakış tarzımızı yegane doğru zanneder,diğer tarafta yapılan hizmetleri küçümser,dikkate almaz isek,bizim için asıl handikap o zaman olacaktır...Ne demişler:``Ummadığın taş,gelip yarar baş!``
14 Şubat 2013 Perşembe 19:54
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri