Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Namazda Sola Selam Vermeyi Unuttuk mu Ne!

25 Ağustos 2011 Perşembe

Namaz da çok değişik hareketler yapıyoruz: İki elimizi kaldırıyoruz(tekbir), ellerimiz önümüzde başı eğik ayakta bekliyor (kıyam), sonra eğiliyoruz (rüku). Daha sonra iki kere art arda yere kapanmalar (secdeler) ve ardından diz çöküp oturma. Son olarak sağa sola selam verip namazı bitiriyoruz.

Müminler, bu hareketleri pegamberimiz böyle yaptığı için yaparlar. O, Kutsal Elçi(SAV) niye böyle yapmış gerçek anlamda bilmemiz mümkün değil. Fakat bazı alimler ve din büyükleri kendi zaviyelerinden bakarak değişik anlamlar yüklemişler bu hareketlere. Mesela Muhyiddin Arabi, bu hareketleri dünyadaki canlı varlıkların tümünün yaptıkları hareketlerin, bulundukları halin bir özeti olarak yorumlamış. O, derki; “Dünyadaki canlılara baktığımızda şunu görürüz; ‘sürekli ayakta dikli duranlar(ağaçlar), devamlı beli bükük eğik duranlar(4 ayaklı hayvan cinsleri), sürekli yerde sürünenler( sürüngenler).’ İşte zübde-i kainat olan insan, namazda bu canlıların tümünün hareketlerini özetliyor… “
Mevlana Hazretleri de namazda yaptıklarımızı “mücrim bir kulun, kıyamette, Rabbının huzurunda, Mahkeme-i Kübrada, dünya hesabını vermek üzere durduğu anda ki hareketler" olarak yorumluyor. O diyor ki ; “Kul Allahın huzuruna hesap vermek üzere melekler tarafından getirildiğinde Mahkeme-i kübranın dehşetinden korkarak önce ellerini kaldırır. Cürümleri, günahları kendisine gösterilince korku ve pişmanlıktan başını öne eğer ve ellerini önüne bağlar. O sırada yaptığı tüm günahlar kendisine hatırlatılır. Günahları hatırlayan ve bu günahlara verilecek cezanın büyüklüğünü gören kul, af ve mağfiret için Rabbının huzurunda önce rükuya varır, affedilmeyince art arda secdeye kapanır ve 'Sübhanerabbiyel el azim' diyerek af diler. Hakkında verilecek kararı beklerken kendisine yardım edecek kimse var mı diye bir sağa bir sola bakar…”
Bizlerde bu hareketlere değişik anlamlar yükleyebiliriz. Ben kendi adıma bu hareketlerin tümü için değil ama sağa sola selam vermeye şöyle bir anlam yüklüyorum.
Bizler, her gün az veya çok mutlaka sevaplar ve günahlar işliyoruz. Bunların zerre miktarı unutulmuyor ve melekler tarafından hem sesli, hem görüntülü, hem de yazılı olarak kayda alınıyor. Bizim gibi mücrim kullar, nefsin ve şeytanın da kandırması ile namazda sağa selam verdiğimizde, yaptığımız ibadetlerin(namaz, oruç, zekat, umre) ve iyiliklerin (sadaka, sılayı rahim, tebessüm...); doldurduğu sevap harmanımızı görüyoruz. Bu, kazanımlarımızdan oluşan, iyiliklerle dolu ürün yığınını görünce aklımız başımızdan gidiyor. Çünkü ibadetlermize ve yaptığmız iyiliklere karşı, bazen bire 10, bazen bire 100 bazende bire 1000 karşılık almışız. Bu doğru.Fakat bu iyilik harmanındaki ürünleri yok edecek günahlarımızda var. Onlar sol tarafta duruyor. Peygamberimizin deyimi ile gerçek anlamda bizi MÜFLİS yapacak bir hale gelmemize neden olacak günah harmanına da bir göz atmalı değilmiyiz.Elbette işin doğrusu bu. Fakat solumuza selam vermediğimiz! için orada yaptığımız hataların neticesinde ( ibadetsizlik, söylediğimiz kötü sözler ve yalanlar, yediğimiz kul hakları, yaptığımız gıybet ve dedikodular, anneye babaya isyan…) biriken dağ gibi günahları göremiyoruz. Eğer sola selam versek gözümüzde büyüttüğümüz ve “ cennete girmek için bana bu kadarı kafi” dediğimiz sağdaki sevapların; solda birikmiş günahlarla kıyas kabul etmeyecek kadar az olduğunu kavrayacak ve buna göre tedbirler alacağız. Nefsimiz ve şeytan bize bu kıyası yaptırmıyor ve sürekli engelliyor. Günlük hayatta hep sağa bakıyor namazda da sadece sağa selam veriyoruz. Sağ omuzumuzdaki amel defterimize bakmaktan sola zaman kalmıyor. Bundan dolayı da hep artılarımızı görüyor, devamlı işlediğimiz sevaplara bakıyoruz. Bu durumda bizi gaflete sürüklüyor.
Ramazanın şu son günlerinde gerçek anlamda arınmak ve kurtuluşa ermek için, sadece sağa bakıp gaflete düşmeyelim.Tabi sadece sola, günahlarımıza bakıp ümitsizliğe de kapılmayalım. Mümin korku ile ümit arasında yaşayan insandır. Namazlarımızda sola selam vermeyi de unutmayalım. Hayırlı kadirler. 
Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6478 defa okunmuştur
Gerçek müflis kim?
kazım kahya
Ebü Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Müflis kimdir, biliyor musunuz?" diye sordu Ashab: - Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekat sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnad ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir" buyurdular
27 Ağustos 2011 Cumartesi 08:08
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
HUŞUU
hasn
Daha Huşu içinde kılmaya vesile olur inşaallah...
26 Ağustos 2011 Cuma 10:09
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Sağ, sol, ön, arka...
R. A
4 yönde onun beş duyuda . Allah cümlemizi kitabı önünden olmazsa sağından verilenlerrden eylesin.
25 Ağustos 2011 Perşembe 23:21
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri