Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Okullar Açılırken (Bilim mi Ahlak mı?)

25 Eylül 2011 Pazar

 

                                            

            Bu iktidar döneminde çok olumlu pek güzel işler yapıldı yapılmaya da devam ediliyor. Bu babdan olmak üzere Ekonomide ki gelişmeleri, ( enflasyonun düşmesi, paradan sıfırların atılması, büyüme oranlarındaki olumlu rakamlar, Duble yollar,  Hızlı Tren çalışmaları, Marmaray, Karadeniz sahil yolunun, Bolu Tünelinin tamamlanması,  yapılan okullar, dağıtılan kitaplar, Türk parasının dünya piyasalarında kazandığı saygınlık, Avrupa çökerken Türkiyenin dimdik ayakta durması …)  yapısal alanda yapılan çalışmaları ( yerel yönetimlere verilen yetkiler, vatandaşın internet aracılığı ile bir çok işini halledir hale gelmesi, seçim sonuçlarını hızlanması, şirket kurmada bürokrasinin azaltılması, askeri vesayetin nerdeyse bitme noktasına getirilmesi…) sağlık alanında yapılan devrimleri, ( doktor seçme hakkı, tam gün yasası, doktora ve ilaca kolay ulaşım, yapılan büyük hastaneler, özel hastanelere rahatça gidebilme…) dış işlerinde başarılan büyük inkilabları sayabiliriz.

            İktidarı bu başarılarından dolayı hepimiz kutlamalıyız. Zaten  kutluyoruzda. Sadece kutlamakla kalmıyor seçimlerde yüzde Elliye yakın oy vererek bu kutlamamızı müşahhaslaştırıyoruz. İktidar bunları başarırken bazı alanlarda maalesef beklenen performansı gösteremedi. Bunlardan bir kaçı şunlar; Terör, Eğitimdeki kalite, aile ve insan ilişkileri.

            Konuyu biraz açarsak; maalesef Türkiye’de terör hala kan akıtmaya devam ediyor. Ben bu satırları yazarken Siirt’ten yine 5 şehit haberi düştü ajanslara. “Ha bu gün ha yarın derken” bakıyoruz ki yine başa dönmüşüz.

            Aile ve insan ilişkilerinde de gözle görünür bir iyileşme yok. Aksine gerek aile içindeki sevgi ve saygıdaki erozyon, gerek komşu, akraba ilişkilerindeki sıcaklığın azalması ve gerekse  boşanmalardaki yükselen artış, bu iktidarın günah defterine yazılacak olumsuz gelişmeleri oluşturuyor.

                                           EĞİTİME GELİNCE

              Okullar açıldı ve okullar açılırken eğitimle ilgili üç güzel gelişme oldu: Bunlar,  katsayı meselesi, Kuran Kurslarına giderken uygulanan yaş sınırlanmasının kaldırılması ve bir devrim niteliğinde olan MEB in temel amaçlarında yapılan değişiklik. Bu değişiklik şu:  Şöyle başlayan madde;
a) Atatürk İnkılâp ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, Türk Milletinin milli, ahlaki, manevi, tarihi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, 
ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş vatandaş olarak yetiştirmek üzere, Bakanlığa bağlı her kademedeki öğretim kurumlarının öğretmen ve öğrencilerine ait bütün eğitim ve öğretim hizmetlerini planlamak, programlamak, yürütmek, takip ve denetim altında bulundurmak, 
                 

   Şu hale getirildi:

MADDE 2 – (1) Millî Eğitim Bakanlığının görevleri şunlardır:

a) Okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri bedenî, zihnî, ahlakî, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek; öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim 
hizmetlerini bu çerçevede yürütmek ve denetlemek…
           Ama bu yeterli değil. Esas olumsuzluklar sınıflarda elan devam ediyor. Bunların başında da öğretmen öğrenci ilişkilerindeki olumsuzluklar geliyor. Öğretmenin güzel ve huzurlu bir ders anlatabilmesi için sakin sessiz bir ortam gerekir. Bu gün bu ortam maalesef birçok okulda bağırmadan,  kavga etmeden sağlanamıyor. Bu işi dövmeden fakat kati ve kesin kurallara bağlayarak halletmenin yolunu bulmalı bakanlık. Öğrenci, dayaktan ve öğretmenden değil kurallardan çekinecek bir kültüre doğru evrilmeli.

            Öğrenciler arasında sigara ve uyuşturucu kullanımı oranının artması, kitap ve gazete okuma oranındaki düşüş eğitim alanındaki çalışmaların ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Sayın Bakan çok iyi bir başlangıçla vira bismillah dediği çalışmalarına devam etmeli ve eğitimin temel amacında yapılan değişiklik öğrencilere yansıtılmalı. Bu cümleden olmak üzere öğrencilerimiz;  İyi bir matematik öğrenirken aynı zamanda anneye, babaya, büyüklere saygıyı, güzel bir şiiri tahlil ederken arkadaşları ile ve diğer insanlarla nasıl konuşması gerektiğini, Moğolları, Sümerleri öğrenirken bu gün birlikte yaşadığı insanlara karşı evde, yolda, sokakta, otobüste, trafikte nasıl davranması gerektiğini de öğrenmeli. Her öğrenci, “Türküm doğruyum”  demenin,  doğru, adaletli, merhametli, çalışkan, düzenli, planlı olmadığı zaman bir anlam ifade etmediğini ve boş laftan ibaret kalacağını bilmeli.

          Her yıl trafikte şu kadar adam ölüyorsa, her yıl şu kadar kadın cinayete kurban gidiyorsa, zina , hırsızlık, dolandırıcılık, içki, kumar artıyorsa; hapishanelerdeki  insan sayısı, hakimlerin önündeki dava dosyası, dul kalan erkek ve kadın sayısı artıyorsa eğitimde bir şeylerin yanlış yapıldığı ve bunun için bir şeylerin derhal, hemen yapılması gereği  ortaya çıkmıyor mu?

         Erzurum’da aynı üniversitede okuduğumuz, gençlikte aynı fikir akımı içinde yer aldığımız, Çalışma Bakanlığında yaptığı çalışmalarla yıldızı parlayan sayın bakanın,  MEB de büyük işler yapacağını umuyor ve bekliyoruz. Geleceğimizi emanet edeceğimiz neslimizin bakanlığı olan MEB de güzel gelişmelerin olması, hayırlı çalışmaların yapılması için milletçe dua etmeliyiz. Bilmeliyiz ki ahlaktan ırak bir bilimin ne bu dünyada, ne öbür alemde faydası yoktur insana ve insanlığa.           

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2586 defa okunmuştur
EĞİTİMLE SABIR İRADE DÜZEN KAZANDIRILMALI
kazım kahya
EĞİTİMLE SABIR İRADE DÜZEN Bir çocuk sekropia denilen bir tür güve kozalarını topluyor ve bahar gelince, güvelerin kozalardan nasıl çıktıklarını hayretle ve ilgi ile seyrediyordu. Fakat güvelerin kozadan çıkarken sarf ettikleri gayret, çırpınma karşısında da içinde bir acıma hissi gelişiyordu. Babası bir gün, bu böceklerin bir tanesinin kozadan çıkmasını güçleştiren ipeği makasla kesti. Fakat sonuç şaşırtıcı idi; çok geçmeden böcek öldü. Baba bu olay üzerine oğluna şu hayat dersini verdi: oğlum, bu böcek kozasından dışarı çıkarken sarf ettiği gayret neticesinde, vücudundaki zehri dışarı verir. Eğer o zehir dışarı verilemezse böcek ölür. Aynı zamanda da bu çırpınışlar sayesinde ileride kendisi için çok gerekli olan kasları güçlenir. İnsanlar da, daha güçlü, daha dayanıklı ve daha iradeli olmak ve böylece istediklerini yapabilmek için önlerine çıkan zorluklarla mücadele ederek olgunlaşır, gelişir ve güçlenirler. Eğer insanlar, arzularına kolayca ulaşırlarsa karakterleri zayıflar, ad
25 Eylül 2011 Pazar 17:33
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
İlim ilim ilmekse
HASİBE KÜÇÜK
"İlim ilim ilmekse, İlim kendin bilmekse" insana Kendini bildirmeyen bir ilim, ilim değil filmdir.
25 Eylül 2011 Pazar 13:52
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
AH ERZURUM AH
R. A
Hayallerimizi karlar altına gömen şehir.
25 Eylül 2011 Pazar 08:18
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri