Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Ömer’i Ağlatan Günler de miyiz?

06 Aralık 2012 Perşembe

               Malum olduğu üzere Hz Ömer efendimiz zamanında Müslümanlar,  Dünyanın iki büyük devleti olan Persleri tarihten silmişler Bizanstan da birçok yer alıp onuda dize getirmişlerdi. Bu zaferler Müslümanları çok zenginleştirmişti.

              Fakirlik ve yoksulluktan sonra zenginliğe, bolluğa ve refaha kavuşan Altın Nesil bu yeni duruma nasıl bir tepki vermişti acaba? İşte bu sorulara cevabı iki sahabenin hayatından aldığımız iki anekdotla aydınlatmaya çalışalım.  Bu iki büyük sahabenin tavırları bizlere, yani günümüz Müslümanlarına ibret olacak nitelikte:  

              “Hz. Ömer bin Hattab’a, Kadisiye Savaşında alınan ganimetler getirildi. Hz. Ömer, ağlayarak ganimetleri elleriyle karıştırıyordu. Yanında bulunan Abdurrahman bin Avf: “Yâ emîra’l-Mü’minîn, bugün sevinilecek ve neşeli olunacak bir gün, sen niçin ağlıyorsun?” diye sordu. Hz. Ömer: “Evet haklısın, fakat böyle büyük servete kavuşan toplumların arasına kin ve düşmanlık girer” diye cevap verdi. Sonra şöyle duâ etti: “Allah’ım, bu malın, Ömer’i denemek için bir fitne ve tuzak olmasından Sana sığınırım.” Daha sonra şu âyeti okudu: “Onlar, verdiğimiz mallarla, evlâtlarla, kendilerine yardım edip iyiliklerine koştuğumuzu mu sanıyorlar? (Hayır) onlar farkında değiller.” (23/Mü’minûn, 55-56) (Beyhakî, 6/358; Kenzu’l-Ummâl, 2/146) 

               “Abdurrahman bin Avf oruçluydu. Yemek getirdiler. Yemeği görünce şöyle dedi: “Benden daha hayırlı olan Mus’ab bin Umeyr şehit olduğunda kefen olarak bir küçük aba/örtüye sarıldı. Başı örtülünce ayakları, ayakları örtülünce de başı açıkta kalıyordu. Benden daha hayırlı olan Hamza da şehit olduğunda böyle olmuştu. Daha sonra servetimiz alabildiğine çoğaldı. İyiliklerimizin karşılığını bu dünyada almaktan ve âhirete bir şey kalmamasından korkarım” dedi ve ağlamaktan yemek yiyemedi. (Buhârî; Hılye, 1/110)

            Bu iki büyük sahabenin tavırları günümüz Müslüman’ı için misal teşkil etmiyor mu? Türkiye’de yıllardır güç, servet, şatafat küçük bir azınlığın elinde idi. Son yıllarda “sermayenin tabana, Anadolu’ya yayılması” şeklinde formüle edilen durum neticesinde birçok fakir insan zengin oldu. Bunların çoğunluğu da genelde “dindar, muhafazakâr” çevrelerden! Pekiyi bu insanlar mensubu oldukları dinin tarihinde, bu hali yaşayan numune insanların (sahabelerin) bu nimetlere(zenginlik, servet) kavuştuklarında nasıl bir tavır takındıklarından haberleri var mı? Hz Ömer(ra) ve Abdurrahman b. Avf (ra) efendilerimizi üzüntüye ve endişeye sürükleyen bu imtihan günümüzde fakirlikten sonra servetle karşılaşan müminler için ne manaya geliyor?

            Benim gördüğüm, bildiğim, arkadaşların, eşin, dostun anlattıkları bazı hadiseler maalesef bu halin (sonradan zengin olma durumunun) kardeşlere pek hayır getirmediği yönünde. Giyimle başlayan değişmeler, (marka ve pahalı elbiseler) sakal ve bıyıkların önce kısaltılıp sonra kazınması ile devam ediyor.  Barınaklardaki değişimleri (lüks semtlere taşınıp lüks evler, lüks yazlıklar edinmeler) binektekiler, ( Pahalı ve lüks arabalar) takip ediyor. Son ve en önemli değişim ise ikinci eşle evlenme, çocukları yurt dışına (Avrupa ve Amerika’ya)  gönderme şeklinde oluyor. Bu işin sonu ne mi olur? Bunun cevabını uzaklarda aramaya gerek yok. Son elli senedir paraya hükmedenlerin hayatlarını bakıverin görürsünüz.

              İnsanlar tarihi, Müminler, Kuranı, Hadisleri ibret gözüyle okuyup, değerlendirseler, tarihi, peygamberlerin, Peygamberimizin ve sahabelerin hayatlarını örnek almak kastıyla inceleseler bu gün yaşadıklarımız hallerin tarihte çokça yaşandığını bilecekler. Kuran da, hadislerde bu hallere karşı nasıl uyarıldığımızı ibretle görecekler. Roma’yı, Osmanlı’yı yıkan lüks ve sefahati ibretle seyredecekler.

              Kuran- Kerim,  belli bir dönem, belli bir zaman, belli bir mekân için değil,  tüm zamanlara(dünya ve ahret) , tüm mekânlara ve tekmil çağlara gönderilmiş ebedi bir mesaj; Peygamber efendimiz de tüm zamanlara, tüm mekânlara ve tekmil çağlara gönderilmiş ebedi önderdir. Günlük hayatımızı bu gerçeklere göre tasarımlamak dilek ve temennisi ile…

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2458 defa okunmuştur
Şükür
veysel
Bir mecliste bulunan insanlar İmamı Azam Hazretlerine şöyle derler:Ey İmam!Bizim dünya malımız az olmasına ve sizin daha çok olmasına rağmen,yinede bizim dünyaya olan düşkünlüğümüz,sizin ahirete olan rağbetiniz den daha fazla!Bunun hikmeti nedir?İmam cevap olarak derki:Çünkü,ben develerimi ahıra bağlıyorum,kalbime değil...Kıssadan Hisse:``İnsan ile dünyanın misali,denizde seyreden bir gemiye benzer.Gemi deniz yüzeyinde kaldığı müddetçe bir zararı olmaz!Ne zamanki gemiden bir gedik açılır ve gemi su almaya başlarsa,işte o zaman batması kaçınılmaz olur.``Bizim niyetimiz samimi ve amacımız ALLAH ın rızasını kazanmak olursa;ALLAH bize her ortam ve şartta doğruyu görecek basireti verecektir.İnşaALLAH
07 Aralık 2012 Cuma 19:15
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri