Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Otobüsten Hızlı Uçaktan Konforlu

08 Nisan 2013 Pazartesi

              Çocukluğumun geçtiği dağ köyünde  çocuk ruhumla seyrettğim  kartalların göklerdeki  hızlı uçuşları, kekliklerin muhteşem  süzülüşleri, bulutların rüzgarların önünde harika savruluşları, yüksek kayalardan havalanan atmacaların  süratli kanat çırpışları hep cezbederdi biz köylü çocuklarını.

              8-9 yaşlarımda iken ilk kez eşeğe binip de bizim köylülerin deyimi ile “göblete göblete” sürdüğümde kendi kendime ,” ben neymişim be! Eşek de ne kadar da hızlı gidiyormuş…” dediğimi, hatırlıyorum. 12 yaş civarında köyün en hızlı atlarından birinin üstünde  dörtnala uçarken;”Acaba bundan hızlı, bundan güçlü bir binit daha var mıdır yeryüzünde “ diye düşünmüştüm.

                Bu canlı binitlerden sonra bizim dağ köylerinin dar,  virajlı yollarında en fazla 50 km hız yapan kamyonların, odun yüklü kaslarının tepelerine sincap gibi ilk bindiğim günlerde  kamyonları, “dünyanın hem en hızlı hem de en konforlu araçları” ilan etmiştim küçücük dünyamda. Konya’ya geldikten sonra öğrendim ki havalı magurus otobüsler, 302 otobüsler kendilerini yolların fatihi ilan etmişlerdi araçlar arasında...

                Kara trenle 1977 yılında,  Konya’dan Erzurum’a 44 saate yakın bir yolculuk yapmak zorunda kalınca treni,  seyahat edilecek araçlar listesinden silmiştim. İstanbul’da karşıdan karşıya geçerken bindiğim vapurlar, boğaz turu yaptıran teknelerde fena vasıtalar değillerdi hani. 2007 de ayaklarımızı yerden kesen vasıta ile tanıştım. İstanbul’dan Cidde’ye 4 saat gibi kısa bir sürede,  gece karanlığında yapılan bir yolculuktan sonra vardığımızda bu yolculuktan hiçbir şey anlamamıştım. Menzilimize, Dünyadan yukarılarda,  sanki başka bir âlemin içinden giderek vardığımızda böyle bir şeyin  ancak bir rüya olabileceğini düşünmüştüm.

                Gün soldu devran döndü Türkiye YHT ile tanıştı. Birkaç senedir önce Ankara-Eskişehir,  sonra Ankara-Konya arasında seferlere başladı. Bir zamanların hızlı delikanlısı ben,  artık “yatuklar” sınıfına kayıt olduğumdan evime 4 km uzaklıktaki Konya Garına varıp YHT bileti alıp Ankara’ya gitmek  bile geçmedi içimden. Fakat bir hafta önce Başbakanımızın Konya-Eskişehir arasında başlattığı yeni hızlı tren seferleri ruhumu yatukluk zindanından firar ettirdi. Kampanyalı, daha doğrusu bedavaya yakın bir fiyatla eşim, en küçük oğlum ve ben seyahate karar verdik.  Karardan 10 dakika sonra gara gidip üç gidiş, üç geliş bileti satın aldım.  

                                              Kartaldan  Hızlı Uçtuk Keklikten Güzel Süzüldük

                2 Nisan Salı günü saat 11,30 da uçağa biner gibi bindik YHT’ye. Bilette Eskişehir’e 13.30 da varacağımız yazıyordu. Saat tam 11,30 da hareket etti Bozkır Kartalı! Önümüzdeki ekrandan takip etmeye başladık Kartalın hızını. 50, 60, 90…150, 190, 220 Ve 258…

               Konya- Eskişehir arasındaki uçsuz bucaksız tabiat, yeşil ve kahverengi tonların ağır bastığı bir tablo gibi uzanıyordu YHT’ nin güzergahında. İşte bizler,  yani Âdemin (as)neslinden, Hz, Muhammed’in (sav)ümmetinden,  Türk Milletinden, T.C vatandaşı,  Konyalı,  kadınlı erkekli, çoluk çocuk 420 kişi, miladi 2013 yılının 2 Nisan salı günü,  bir zamanlar hızına özendiğimiz kuşlar gibi değil onlardan daha hızlı, süzülüşüne özendiğimiz keklikler gibi değil ondan daha yumuşak, sekişine özendiğimiz ceylan gibi değil ondan daha atak,  bir sekişle uçuyor, sekiyor, süzülüyorduk yeşil tarlaların mor tepelerin arasından…

               Her şey çok güzeldi yolculuk boyunca. Temiz, geniş, yumuşak, sarsmayan koltuklar,  aydınlık, ferah, koridorları geniş bir vagon, sakin, sessiz, hızlı, güvenli bir tren. En çok korktuğum şey de olmadı Allah şükür. İçki içme eylemi de görmedim vagonumuzda hem giderken hem gelirken. Allahın insanlara verdiği akıl sayesinde yapılan bu vasıtanın içinde eğer böyle bir uygulama varsa,  akla en büyük zararı veren ve Allah tarafından yasaklanan bu uygulamaya derhal son verilmeli. 1 saat 45 dakikalık bir yolculukta insanlar içki içmese ne olur sanki!

                Eskişehir’e planlanan saatten 15 dakika önce vardık. Porsuk çayı, Kurşunlu Külliyesi, Reşadiye Cami, Çarşı Cami, Odun Pazarı… Yürüyerek gezebildiğimiz yerler için söylüyorum, sakin ve huzurlu bir şehir Eskişehir. Trafik fena değildi bizim gezdiğimiz saatlerde, gezdiğimiz bölgelerde. Gezdiğim müddetçe caddelerde,  yollarda, kavga, gürültü tartışma, bağrışma görmedim. Dikkatimi çeken birkaç hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Uçaklar çok gürültü yapıyorlar şehrin üzerinde.
  • Porsuk Çayı üzerinde şirin bir tekne ile yaptığımız kısacık tur çok güzel. Yalnız yüksek volümlü müzik rahatsız ediyor insanı. (Oradaki görevlilere de bu ikazımı yaptım)
  • Porsuk Çayının orijinal rengimi öyle yoksa şehir mi kirletiyor bilmem, ama pırıl pırıl değil porsuk.
  • Porsuk’un kenarında epey yürüdük. Bazı bölgeler bakımlı ve temizken bazı bölgeler metruk bir harabe görünümünde.
  • Birde çok fazla köpek var şehirde. Kimisi sahiplerinin elinde,  kimisi sahipsiz geziyorlar, yatıyorlar sokaklarda, duvarların dibinde. Tabi bol bol heykel yapılmış şehrin değişik yerlerine. Odun pazarı semtindeki Kurşunlu Külliyesi ve çevresindeki manevi ve huzurlu havaya şehrin diğer yerlerinde rastlamanız mümkün değil. Heykeller,  huzura ferahlığa bir katkı sağlamamış bence.  
  • Çarşı cami tıpkı Konya Kapu Camisi gibi. Çevresindeki tek katlı küçük dükkanlar çok şirin.Musluklarından sıcak su akan veçarşı camiinin şadırvanı vazifesini gören tuvalet ve şadırvanlar çok otantik. yalnız bayanlar kısmıında abdest alırken oturulacak  taburelerin olamayışı  eksiklik. 

 

                Allahın şu işine bakın ki Türkiye’yi YHT gibi çağdaş ileri modern bir vasıta ile,  bir zamanlar kendilerini “ilerici,” “Avrupacı”, “modern” ,“ bu ülkenin sahibi”  sanıp dindar insanları “çağ dışı” , “gerici”, “yenilik düşmanı” gibi lanse eden insanlar değil;  tam tersi bu sıfatlarla haksız yere yaftaladıkları insanların oluşturduğu bir iktidar tanıştırdı. Bu durum, tarihin büyük ironilerden biri bence!

                Saat 11,30 da Konya’dan çıkıp Eskişehir’i  altı saat gezip, oradan 20,30 da tekrar bindiğiniz vasıta ile 22,15 de rahat, huzurlu,  güvenli bir yolculuktan sonra Konya’ya ulaşıp, istasyona bıraktığınız özel arabanızla 22,30 da evinize kavuşup orada çay içmek, bir hayal değil bir gerçek.

                Bu hayali gerçeğe dönüştürenlerden Allah Razı olsun.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2356 defa okunmuştur
vatanseverlik hizmet iledir.
ahmet müfit kutlu
Sizinle birlikte bende uçtum.. Gerçek gericiler kimdir bu millet anlamaya başladı ama yeterli değil.. Selam ve dua ile ..
08 Nisan 2013 Pazartesi 23:51
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Vurgular doğru ve yerinde
İsmail DETSELİ
Kaleminize ve hafızanıza sağlık muhterem hocam yazıyı defalarca okumaya gerek yok o kadar güzel anlatımınız var ki kelimeler bunu ifade edemez hele son sözler bazılarının kulaklarına küpe olsun geri kafalı diye lanse edilenler meğer ne kadar ileri görüşlü ve vatansevermiş değil mi? Teşekkürler
08 Nisan 2013 Pazartesi 10:13
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri