Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Üniversiteler Kimin?

04 Ocak 2013 Cuma

                   Son ODTÜ olaylarında bir kez daha tekrarlandı o meşhur slogan:” Polis! Üniversiteden defol! Üniversiteler bizimdir” Bu sloganı ancak Sabancı Üniversitesinde Sabancı ailesinin mensupları, Koç Üniversitesinde Koç Ailesinin üyeleri, Yaşar Üniversitesinde Yaşar Ailesinin fertleri… Atabilir. Çünkü gerçekten o üniversiteyi, o aileler adına kurulmuş vakıflar yapmıştır. Devlet(millet) üniversitelerinde bu sloganı atmak hukuken ve ahlaken caiz değildir. Fakat bu slogan bizim gençliğimizden beri değerini kaybetmeden, bayatlamadan tekrarlanıp duruyor.

                 Bu sloganı devlet üniversitelerinden birinde atan gençlerden bazıları ile sakin bir ortamda oturup konuşmak ve şu soruları sormak isterdim: “Üniversiteler niçin sizin? Sizinse tapusunu görelim! Bu binayı baban mı, deden mi yaptırdı? Bu üniversitenin giderlerini siz mi karşılıyorsunuz?  Isınma, tamir, yeme içme, rektör dâhil öğretim üyelerinin maaşları ile çalışanların ve araçların giderlerini, öğrencilerin burslarını, üniversiteye alınan  her türlü malzemenin ücretini sizler mi ödüyorsunuz? Eğer binayı sizin sülale yaptırdıysa ve tapusu size aitse ne ala, değilse niye boş yere bağırıp çağırıyorsunuz?” O da bana cevap verse:” Efendim burada mecazi/değişmeceli bir anlam var. Üniversite de söz hakkı bizimdir demek istiyoruz.”  Ben de ona sorarım : “Bu söz hakkını size kim verdi? “

                  Elbette bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gençlik, bilhassa üniversite gençliği haksızlığa, zulme karşı en duyarlı sosyal sınıfı oluşturacak. Yalnız bunu yaparken hakkını koruduğunu iddia ettiği milletin/halkın cebinden çıkan paralarla yapılmış binalara, yollara, çöp tenekelerine, ağaçlara zarar vermeyecek. Halk için, halkın cebinden çıkan paralarla yaptırılan yollara, kaldırımlara, binalara zarar veren; halkı korumakla, hırsızı yakalamakla, zalimi takip etmekle, soysuzu korkutmakla görevli yüzlerce polisi lüzumsuz bir gösteri için oyalayan insanlar kime zarar veriyorlar?  Eğer gençler bu yanlışlığı yapar, yani polisleri oyalarsa, o polisler orada olmasından faydalanan hırsızlar ev soyar, gaspçılar gasp yaparsa bunun vebali kime ait olacak?  

                                                            Füze ve Sapan

                   Türkiye’nin Başbakanı, ODTÜ nün  büyük katkısı  ve çalışması olan bir uyduyu ( GÖKTÜRK-2) uzaya göndermek üzere sevinçle, gururla ODTÜ yerleşkesine gider. Ama bazı ilerici(!) ve dahi çağdaş(! )Öğrenci grupları,  başbakanı ve bu gurur verici çalışmayı protesto etmek için nümayişler yapıp taş, sopa, Molotof kokteyli ve sapan kullanarak ortalığı toza dumana,  alev ve ateşe bularlar. (tabi poliste karşılık verip gaz kullanınca ortalık tam bir savaş alanına döner)

                 Bir tarafta göğe, fezaya fırlatılan bir uydu,  öbür tarafta taş, sopa, sapan!  Bir tarafta Türkiye’ye onur veren bir çalışmanın final sahnesi , milleti gururlandıran bir açılış; karşı tarafta meşhur “istemezük” anlayışı… Bir tarafta “devletin göğe yükseltilen gözü”, diğer yanda hangi saikle,  neyi protesto ettikleri belli olmayan, bağıran, çağıran, yakan, yıkan, vuran, kıran “emperyalizme karşı” genç insanlar.

              ODTÜ öğrencilerinin önemli bir bölümünün bu işle alakası olmadığı daha sonra anlaşılıyor. İşin en garibi ne biliyor musunuz? Emperyalizme karşı olan bu genç arkadaşlar emperyalizmin dünyadaki baş temsilcisi ABD’nin dili ile eğitim yapan bir üniversitede okumaktalar. 

Sevgili gençler!  Emperyalizme, sömürüye, haksızlığa, zulme, baskıya, adaletsizliğe karşı olmak her namuslu insanın tabi görevidir. Yalnız haksızlığı haksız ve batıl bir yolla gidermeye çalışmak, adaletsizliğe karşı çıkayım derken milletin / halkın hakkına, malına tecavüz etmek ne kadar sakat ne kadar kötü bir yol değil mi?

               Sevgili gençler! Devlet/kamu üniversiteleri ne sizin, ne başbakanın, ne YÖK’ün; 74 milyon insanın ortak malıdır. Bu nedenle o üniversiteye ait çöp tenekesinden, araç gerece, binalardan, yol vb. neye zarar verirseniz verin, verdiğiniz her zarardan dolayı kıyamette 74 milyon sizden hak talep edecektir.  Eğer üniversiteleri Recep Tayyip Erdoğan’ın zannedip zarar veriyorsanız yanılıyorsunuz. Verdiğiniz zararın parası Başbakanın cebinden değil hazinden çıkmakta.   

           Zulme, haksızlığa, emperyalizme karşıyız diyen sevgili gençler!  74 Milyon seçim yapmış ve büyük çoğunluğu Recep tayyip Erdoğan'ın başkanlığını yaptığı partiyi (AK-Partiyi )ve kadrolarını,  Türkiye'yi ( Maliyesini, güvenliğini, askeriyesini, Eğitimini, dış politikasını,adaletini...ve tabi üniversitelerini ) yönetmek üzere seçmiştir.Onu beğenmemek, ona muhalefet etmek hakkı elbette çok tabi bir haktır.Fakat bu hak kanunlar çerçevesinde kaldığı müddetçe meşrudur,  aksi  halde varılacak son,  tıpkı 12 Eylül öncesi olduğu gibi anarşiye, kaosa  giden çıkmaz, batıl, kötü bir yoldur.

Not1: Emperyalizmin baş temsilcisi ABD, GökTürk- 2 Uydusundan memnun mu rahatsız mı?

Not2:Gösteri yapan öğrencilerin birçoğu kendilerini "ulusalcı" diye tanımlıyorlar.Bildiğim kadarı ile ulusalcılar ABD VE AB ye karşı Çin, Rusya, İran ittifakını savunuyorlar.Göktürk-2 Uydusu Çinden fırlatılıyor. O zaman bu protestolardan ABD kadar Çin'de nasibini almalı değil miydi?(belki de aldıda benim haberim yok)  

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2232 defa okunmuştur
GÖKTÜRK- 1 NEREDE?
hasan keşanlı
Türkiye Göktürk-1 için Fransız bir firmayla anlaştı. Ancak Göktürk-1'in görüntü almasını sağlayan elektrooptik kamera sistemlerindeki bazı kritik parçaları Fransız Thales firmasına satan İsrail, bunun karşılığında uydunun kendi topraklarının üzerine geldiğinde 'kör' olmasını şart koştu. Bu istihbaratı alan Türkiye, Fransa'dan, uydu fırlatılmadan önce istenilen her yerden görüntü alınabileceğinin ispatlanmasını istedi. Firma önce bu teklifi reddetti; ancak Türk bürokratlar bu garantiyi almadan para ödenmeyeceğini söyleyince şirket yumuşadı. Yine savunma bürokratları, uydunun tecrübeli ve dünyaca tanınmış bir şirket tarafından uzaya fırlatılmasını istedi. Fransa tarafı ise, işi daha ucuza mal etmek için tecrübesiz bir şirketle çalışmakta ısrar ediyor. Göktürk-1'in daha önce öngörülen takvime göre 2013'ün sonunda uzaya fırlatılması planlanıyordu.
05 Ocak 2013 Cumartesi 10:40
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Üstadım Teşekkürler
Lütfi Ayhan
Ben her şeye rağmen bu gençlerin asil milletimizin gelecekteki umut çiçeklerinden bazıları olduğunu düşünüyorum.Ne yapıp edip bunları kazanmak zorundayız. NFKK üstadın deyimi ile bu gençleri "bin bir başlı kartalın" elinden kurtarmak bizlerin baş vazifesidir. Selamlar saygılar.
05 Ocak 2013 Cumartesi 00:07
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri