Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

YATUKLUKTAN YÖRÜKLÜĞE KONYADAN MUĞLAYA

15.04.2016 18:00

                         Halikuzülcelal Ezelde dünyayı yaratırken onun kanunlarını da koyarak biz kullarına bildirmiş. Bu değişmez kuralları bilip uygulayan fertler, cemiyetler, milletler bu dünyada hep galip gelmiş,  hep önde bulunmuş. Bu kanunlardan biri de yer değiştirmeyi, başka diyarları görüp gezmeyi, uzak ve yeni  iklimleri keşfetmeyi başaranların rakiplerine üstünlük sağladığı gerçeğidir.

                 Bu hakikati birkaç misal ile beyan etmek istiyorum. En basit örneğimiz hepimizin bildiği bizzat yaşadığı yakın bir örnek: Köyden, kasabadan imkansızlıklar dolayısı ile şehre göçen insanların genellikle yerlilerden daha başarılı olması meselesi. Bir başka önek de şu: Türkiye’mizde insanları (maddi yönden) en başarılı olan bölge Karadeniz bölgesidir. Türkiye'nin her tarafında Lazlara rastlamak mümkündür. Zaten Lazlar göç etmeyi beceremeyip aynı yerde kalan hemşirelerine; “Ula uşağum aynı yerde dura dura yosun tutacaksın!” diye hitap edip, ihtar ederler. Siyasette, ticarette, müteahhitlikte, ilimde …Her alanda en başarılı insanların çoğu bu bölgedendir. Niye,  çünkü yörüklük geleneğini sürdürüyorlar da odan .
                  Lütfen hadiseye şu gerçekleri göz önüne getirerek bakın. Bizler Yörük bir ceddin torunlarıyız. Öyle ki Atalarımızın bir bölümü Orta Asya’dan çıkarak bu günkü İran, Afganistan, ırak, bölgelerinden Anadolu'ya, oradan balkanlara ve Avrupa'ya kadar gitmişler. Hem de fert olarak değil, grup olarak değil, devlet olarak, kavim olarak.  Bu müthiş bir şey. Yine cetlerimizin bir kısmı da Karadeniz'in kuzeyinden Kafkasları, Rusya’yı, Ukrayna’yı aşarak Orta Avrupa'ya dayanmışlar. Çine, Hindistan'a gidenler de olmuş tabi ki. Öbür yandan peygamberimiz ve sahabeleri Mekke’den Medine’ye, Mekke’den Habeşistan’a hicretler yapmışlar. Daha sonra kurdukları devletler önce Arabistan'ı sonra o günün iki süper gücü olan Persleri ve Bizanslıları yenerek, birini tamamen öbürünü kısmen ortadan kaldırmışlardır.
                   İşte bizler Yani Anadolu'da yaşayan Müslümanlar, ( Türkler, Kürtler, Çerkezler) böyle bir mirasın varisleriyiz. Yatukluk hastalığına tutulmadan önce, gönüllerimizin yosunla kaplamadığı dönemlerde, hem içte, hem dışta, hem ticarette, hem siyasette, başarılı olan bizler, epey bir zamandır zafer şarkıları yerine, yenilgi ağıtları yakıyoruz.
Büyük İmparatorluklar (Roma, Bizans, İngiliz…) kuran milletlerde bu başarılarını aynı kanunları uygulamaya borçludurlar. Bu günün emperyal güçlerinin bu hale gelmesindeki en büyük nedenlerden biri de Coğrafi keşifler yapmalarıdır. Koca okyanusları geçerek Avrupa'dan Asya'ya, Amerika’ya,  Kanada'ya ulaşan Avrupalılar, bu cesaretlerinin, bu keşiflerinin, bu "yörüklüklerinin" semerelerini halen yemeye devam ediyorlar.

                                                    Konya’dan Muğla’ya
                   Yazarlar birliği Konya Şube başkanı Mehmet Ali Köseoğlu bey daha önce birkaç kez beni gezilere davet etmiş ben bu davetlere bazen zamanımın darlığı, bazen de gidilecek yerleri görmüş olmam hasebi ile icabet edememiştim. Bunun bir nedeni de, genellikle grup halindeki gezilerde, duruş ve kalkışlarda bazı insanların zamana riayet etmemeleri ihtimali idi. En hoşlanmadığım hallerden biri olan bu hali yaşamamak için, bir de namaz konusunda aksamalar yaşanabileceği ihtimali beni bu davetlere icabet konusunda geri durdurmuştu. Muğla gezisine davet edilince “vira Bismillah!” diyerek kabul ettim. Rabba şükür ki korktuğum olmadı.  Arkadaşların zamana riayetleri en üst derecede gerçekleşti. Grubun uyumu beklenmedik seviyede idi.

                      Yediğim içtiğim benim olsun bizler (yani Konya Yazarlar Birliğinin bazı üyeleri) bu seyahatimizde Muğla'nın Turistik yöreleri (Muğla'nın böyle olmayan bölgesi yok gibi ) olan Köyceğiz, Bodrum, Dalyan, Akçakaya… yörelerin gezdik. Yapılan tekne turları ile göl ve deniz sularını aynı anda çiğnedik. Dağları aştık, çölleri geçtik.

                                                  Muğla'dan Birkaç Not
                        Bu gezinin mimarları olan Muğla Milli Eğitim müdürü Celaleddin Ekinci ile Muğla Basın yayın İlan kurumu başkanı Mehmet Ali Köseoğlu’nun büyük özverileri tüm misafirlerin takdirine neden oldu. Öbür taraftan Bodrum İlçe MEB müdürü Emin Gecin ile Muğla Bölge Orman Müdürü Mehmet Çelik Beylerin yakın ilgi ve alakası biz seyyahların moral kaynağı oldu. Ev sahiplerimizin öne çıkan bariz vasıfları hemşehricilik duygusundan da üstün bir şeydi. O şey de onların yazıya, kaleme, sanata, ilme, kültüre, dostluğa, vefaya verdikleri değerdi. Bu hemşerilerimiz, inşallah yapacakları çalışmalar ile, Yörüklerin, efelerin leventlerin, harman olduğu bu şirin ilimizin kültürü ile, İç Anadolu'muzun umranı arasında bir köprü kurarlar. Ortak kültürümüzün kökenleri olan İslam, Türklük, Anadoluluk tohumlarını gönüllere yeniden bir daha ekerler. Çünkü bu günlerde ülkemizde bu meyvelerin dallarında bazı kurumalar var gibi.
                         Yatukluktan yörüklüğe, yosunluktan berraklığa, pısırıklıktan hareketliliğe vesile olan bu gezi için ilgilere bir kez daha teşekkür ederken, Mekke’den, bazen atla, bazen yaya, deniz veya kara yolu ile Endonazyalara, Asya steplerine, Anadolu bozkırlarına giden bir ümmetin fertleri, Orta Asya'dan Viyana kapılarına dayanan bir ceddin ahfadı olduğumuzu hatırlamamızı rica ediyorum. Böylece bir zamanlar olduğu gibi, bu günde, seçilmiş ümmet olmanın sorumluluğunu hatırlarız. Böylece Dünyanın öbür ucuna, önce pas tutmuş gönülleri, sonra kirlenmiş toprakları fethetme eylemine vira bismillah deriz.
 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 1486 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri