Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi AYHAN

Zaferler Silahla mı kazanılır Nusretle mi?

24 Ekim 2013 Perşembe

                                             

              Zafer kazanmak için teknolojide ileri, bilimde üstün, askeri ve ekonomik yönden güçlü mü olmak gerek? Günümüz Türkiye’sinde insanımızın en fazla önem verdiği konuların başında çocukları ve  onların eğitimleri gelmekte. Sadece ailelerin mi, hayır! Yıllar sonra devletimiz de bütçesinden en büyük payı eğitime ayırır hale geldi. Bu memnuniyet verici bir durum!  Aileler de, devlet de eğitimin önemini kavramış durumda. Yalnız burada sorulacak önemli bir soru, çözülmesi gereken önemli bir mesele var!  Devlet eğitime bu kadar para ayırdığı, aileler çocuklarının yetişmesi için  büyük çaba  sarf ettiği halde istenilen sonuç alınabiliyor mu? Yani devletin daha iyi okullar yapması, daha fazla öğretmen tayin etmesi, kitapları bedava dağıtması, tabletler vermesi, en modern fen ve bilgisayar laboratuvarları kurması ; ailelerin çocuklarını en iyi okullarda okutmak için büyük gayretler göstermesi  istenilen sonucu meydana getirdi mi? Bu sorunun cevabını  çocuklarınıza  ve etrafınızda gördüğünüz talebelerdedir.

               Esas soruyu soralım şimdi: “Günümüzde eğitimde en ulvi gaye taşıyanların  son hedefi nedir?” Bu soruya manen yetişmiş insanlar bile şöyle cevap veriyorlar: “Çocuğum okusun, yetişsin, başkasına muhtaç olmasın, iyi bir meslek ve iyi bir makam sahibi olsun. İnsanlara, devlete, millete hizmet etsin…” ‘Sonra?’ diye sorunca: “ Böylece güçlü bir devletimiz olur,  güçlü bir ordumuz teşekkül eder. Sonra da zalim, kâfir, emperyalist, kan emici devletleri yener dünyaya adalet ve saadet getiririz. Hak dini tüm insanlığa tanıtırız…” diye cevap veriyorlar.

            Bu güzel ve ulvi amaç hoş ama  bu tez doğru mu acaba? Müslüman’ın her konuda olduğu gibi bu konuda da ölçüsü Allahın kitabı Kuran ve Peygamberimizin hadisleri olması gerekmez mi? Gerekir. Pekiyi bu şaşmaz ölçülerin kaynağı olan kitabımız Kuran ve büyük hadis kitapları bu mevzuda ne diyor? Bu sorunun gerçek, geniş ve şaşmaz cevabını uzmanlarına bırakarak ben âcizane birkaç görüşü dile getirmek istiyorum.   

                  Konuyu aydınlatmak için Tarihten ve günümüzden bazı müşahhas örnekler vermeden önce mevzumuzla  ilgili şu ayetleri hatırlamamız gerek: “…Allaha mülâki olacaklarına kani' olanlar ise şu cevabı verdiler «nice az bir cemiyet, çok bir cemiyete Allahın izniyle galebe çalmışlar, Allah sabırlılarla beraberdir.” (Bakara 249)

 Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız9/2 Bu ebedi gerçekleri hatırladıktan sonra bildiğimiz şu hadiseleri de dile getirelim: Gerek Bedirde, gerek Hendekte yani peygamberimiz döneminde Müşriklerle ve Bizanslılarla yapılan savaşlarda / cihatlarda Huneyn hariç Müslümanlar, düşmanlarından her zaman hem sayıca, hem harp malzemeleri açısından  daha az ve daha zayıf durumda idiler.Daha sonraki zaferlerde de durum aynı idi. Mesela, kadisiyede 34 bin islam ordusuna karşılık 120  bin iran ordusu  vardı. 

            Peygamberimizin Medine de İslam devletini kurduğu yıllarda ve 4 Halife döneminde Müslümanların elde ettiği zaferler sırasında İslam Devletinin gücü muasırlarının çoğundan çok çok zayıf idi. O günün süper güçleri sayılan Bizans ve Sasaniler her açıdan İslam devletinden güçlü idiler. Toprakları daha geniş, orduları, orduların donanımları daha modern, kurumları ve ekonomileri daha gelişmiş, devlet tecrübeleri çok fazla idi. Asya’da bulunan devletlerin önemlileri (Sasaniler, Çinliler, Göktürkler, Japonlar…) Medine Devleti ile kıyaslanmayacak bir güce sahiptiler. Avrupa’da ki devletlerin başında gelen, başkenti İstanbul olan Bizans da o günün süper gücü idi. Pekiyi sonuç ne oldu? Ne olacak Allahın kanunu işledi:  “…Nice az bir cemiyet, çok bir cemiyete Allahın izniyle galebe çalmışlar…”

            Demek ki neymiş? Zaferleri/fetihleri ne güçlü ordular kazanıyor ne de güçlü devletler. Zaferi/fethi veren Alllah’tır. Allahü Teala da zaferi güçlü ordulara, bilimde ileri gidenlere, teknolojide şaha kalkanlara değil kendisine iyi kul olan, güzel ahlaklı ümmetlere /milletlere veriyor. Her şeyin sahibi yüce Allah(cc) NUSRETİNİ ancak iyi kullarına has kullarına veriyor.   Bu gerçeği Yüce Allah Huneyn savaşında da biz Müslümanlara göstermiştir. 

                                      KAFİRLERE NUSRET Mİ GELİYOR?

            Pekiyi bu gün başta ABD olmak üzere zalim, kafir, emperyalistlerin savaş kazanmalarının sebebi ne? Bunun sebebi;

  •  karşılarında gerçek manada Allaha kul,  peygambere ümmet olan, ahlaklı bir milletin olmayışı. Kafirlerin kazandıkları savaşlarda zaten zafer/fetih değil. Çünkü bu galibiyetler ne kendilerine ne de dünyaya saadet ve huzur getirmekte.
  • Allah Rahman sıfatını gereği çalışana  karşılığını vermekte. Kafirler de çok çalıştıkları için Allahın, (Hakıykaten insan için kendi çalışdığından başkası yokdur.  necm 53) hükmü icra oluyor.  Öyleyse çocuklarımızı gerçek anlamda eğitmenin yolu onlara sadece bilim öğretmek,  teknolojik yenilikler yapacak kabiliyetler kazandırmak,  devletimizin güçlü olmasanı istemenin nedeni de daha lüks ve rahat bir hayat  yaşamak, dünya nimetlerinden çokça faydalanmak olmamalı;  aksine ahlaklı, dürüst, saygılı, fıtrata uygun yaşayan, Allahı, ahireti, dünyayı, insanı ve eşyayı tanıyan, bunlar arasında denge kurabilen, iç huzurunu elde etmiş iyi insanlar yetiştirmek olmalı. Yani cennetlik nesiller yetiştirmek olmalı.  Zafere ermenin, fetih yapmanın, nusrete nail olmanın yegane yolu budur.    
Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2998 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , , , , ,

YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri