Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lütfi BERGEN

NİSA EVE DÖNSE

15 Mayıs 2011 Pazar

Muhafazakarlığın kent projesi, kadınların gecekondudan çıkması ile sonuçlandı. Dünya kapitalizmi, Müslüman kadınların enerjisinden faydalanmayı bilmektedir. Son on yıllık süreçte kent tasavvurunun kadın bilincini belirlediği görülmekte.  Kadının modern hayata katılma talebinin yükselmesinin arka planında kent tasavvuru bulunuyor. Bu nedenle dünya kapitalizminin keşfettiği şeyin “yeniden” kadın olduğunu söyleyebiliriz. Gecekondudan çıkarılıp çalışmaya ve yoğun tüketim “ihtiyacına” sürülmüş kadın modernleşmeyi toplumlara tercüme ediyor.

                Türkiye’de kadın istihdamı açısından üzerinde durulması gereken bir olgu var. Köylülük içinde kadının tüketime katılması mevzu bahis değildi. Diğer taraftan köy ekonomisinde kadın, üretimin bir parçası olarak durum almıştı. Yani istihdam istatistiklerinde köy ekonomisinin büyük ölçekli olduğu zamanlarda “çalışmıyor” görünen kadın aslında “gizli işçi” idi. Ancak birinci modernleşme dalgası ile “köyden kente göç” ettirilen nüfus içinde kadın, gecekondululaşmakla birlikte “kente göçle evkadınlaşma”ya uğradı. 2000’li yıllarla birlikte ikinci modernleşme süreci başlamış görünüyor. Gecekondulardan toplu konutlara, kentten metropole geçiş yaşanıyor. İşte bu süreçte kadının evden çıkarılması gerekiyordu. Onun tüketim talebinin içine çekilerek global üretimin stoklarını eritmeye hizmetkâr kılmanın yolu “evsiz” bırakılmasıydı. İlginç bir paradoks olarak kadın, ev kredisi borçlanmasının yüklenicisi olarak “evsizleştirildi”. Özellikle eğitimli kadınlar arasında geleneksel ya da İslamî değere yaslanan tutumlar terkedildi. Eğitimin bir meslekle buluşması gerektiği ve mesleğin de erkeğe (baba/ koca) muhtaç olmayacak parayı kazanmayı hedeflemesi genel bir kabule dönüştü. Türkiye’de Müslüman kadın mücadelesinin “erkek dünyasında” istihdamı kadınlara açmayı politize etmesi İslamî bir temelden gelişmiyor.

                Avrupa’da ailenin korunması, çocuk sayısındaki artışı temel alıyor hissi vermektedir. İsveç devleti, aile kurumunda sadece annenin kullanımına tahsis edilmek üzere her çocuğa belli bir miktar para yardımı yapıyor. Her ay çocukların ihtiyaçlarının karşılanması için anneye verilen bu yardım çocuk 18 yaşını dolduruncaya kadar sürüyor.  Devlet kurumu bu ödeneği,  annenin bankadaki özel hesabına direk yatırıyor. Anneye verilen çocuk bakımı ödeneği öyle bir hak ki, bu hak evlilik bittiğinde dahi saklı kalıyor ve kadın çocuğa verilen yardım üzerinde tasarrufu tek başına kullanıyor.

                Bir toplumu çocuk üzerinden inşa etmenin en kestirme yolu, anneyi tekrar eve döndürmekten geçiyor. Türkiye’de ev kadını denilerek küçümsenen ve yaptığı iş emekten sayılmayan anneliğin Müslüman siyaset kuramında yeniden üretilmesi gerekiyor. Türkiye’de kentin büyümesi, kimliğin silinmesi anlamına gelmeye başlamıştır. Kadının evden çıkarılması ile kadın evlilik yaşının 30 yaş ve üzerine yükseldiği, bu şartlarda kadın doğurganlığının 40 yaşlarında sonlanması nedeniyle de nüfus artışının sağlanamayacağı anlaşılmalıdır. Devletin temel görevi erkek işsizliğini sıfırlamak ve kadını da annelik üzerinden kimliğe kavuşturmak olmalı değil midir? “Aile içindeki kadın” yerine “kent içinde kadın” tasavvuruna yöneliş dipten gelen bir sekülerleşme olarak toplumu batağa (yaşlılık, dölsüzlük, evsizlik, eşsizlik, kimsesizlik) dönüştürüyor. Acilen kenti durdurup eve dönmek gerekiyor. Nisa, eve dönse; işsiz kalmayacağım, bahçeli bir evim olacak, kırmızı yanaklı çocuklar büyüyecek, mahallede akşamları gökte kayan yıldızlar seyredilecek. 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2992 defa okunmuştur
çok beklersin..
nisa
nisa çalışacak, kendi ayakları üzerinde duracak.. kocasının bakmadığı, sorumluluk duymadığı çocuklarını besleyecek, okutacak, evlendirip yuvadan uçuracak. çok işi var çokk.. yoksa birinin 2.yada 4. eşi olarak sırtını bir adama dayamış, onursuzca mı yaşasın istersiniz..
26 Mayıs 2011 Perşembe 02:26
Beğendim (1)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
küçük ev 2
nisa birinci
Kadının hakkını araması erkeklik mi oluyor peki insan hakları erkek haklarını mı oluyor.Ev işlerini yardım eden erkek kadın mı oluyor, doktor, mühendis,öğretmenlik yapan kadın erkek mi oluyor.Rollerle insanlığı karıştırmayın hiçbir kadın erkek olmayı istemiyor ayaklarının üstünde, hakir görülmeden,şiddete uğramadan huzur içinde insanca yaşamak istiyor, milli gelirden, mirasdan hakça pay istiyor.Erkeği zalimle, kadını mazlumla eşleştirmekte pek tuhaf doğrusu.Güçlü olan zalim olacak diye bir kural mı var ? Kadınlarda tüm insanlar gibi özgürlük ve adalet istiyor bunun için mücadele ediyorlar, erkekler cephede kadınlar da geride savaştılar... kadınları erkekleri birbirine düşürmeden haklarını teslim etmek mümkün. Savaşmaya üşenenler, utanmayı da unuturlar çağın kölesidir onlar.
18 Mayıs 2011 Çarşamba 17:26
Beğendim (3)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
Yoruma Yorum
Peltek Vaiz.
Erkeklerin dışardalığını "Dörtlemek" le tanımlayan arkadaş kadınların dışardalığını, "hakkını almak"la tanımlıyor. "Mazlumun duası ile Allah arasında perde yoktur" verisinden hareketle şöyle bir soru sormuştu bir dostum peki bugün mazlumların yoksulların duası neden karşılık bulmuyor? ve cevabı da şöyle verdi; Çünkü bugünün mazlumu Zalimden kurtulmak ve zulmü bitirmek istemiyor, onun gücünü ve sahib olduklarını istiyor ve tıpkı onun yaptıklarını yapmak istiyor. Mazlumun hayali Zalim olmak. Kadının hayali de erkek olmak. Kadınların doğurmayı erkeklerin de savaşmayı unuttukları (utandıkları) bir çağdayız vesselam.
17 Mayıs 2011 Salı 10:49
Beğendim (1)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
küçük ev
nisa birinci
bir lider (bahçeli) küçük ev gibi diziler istiyordu tv.de, küçük evin hayata geçirilmesini isteyen sayın yazar bu tavsiyede bulunurken, eşine üniverisitede okuyan kızına sordu mu acaba ? Erkekler babalıkları üzerinden kimliklerini ortaya koymuyorsa kadınlarda öyle artık ev kadının yeri değil ortak mekan ana,baba,çocuklar varsa diğer ebeveynler var.Kdınları hayattan süpürmenin kilit altında tutmanın kibarcasını savunuyorsunuz onlar ise meclise girip ülkeyi yönetmeyi servetten milli gelirden hakettiklerini almayı istiyor normal olanda bu anne ne kadar anne ise babada çocuk yetiştirmede sorumluluk alsın, kadınlar angaryaya ve şiddete, özel alan hapsine hayır diyor, hayır.Kadınlar evde adamlar dışarıda eşleri dörtlemenin peşinde yok öyle yağma, yağma dönemi çoktan bitti.
15 Mayıs 2011 Pazar 13:31
Beğendim (6)Beğenmedim (6)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri