Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet ALTAN

Ankara’yı bırak Berlin’e bak

29 Eylül 2011 Perşembe

Batman’da sekiz aylık hamile Mizgin Doru öldü. Altı yaşındaki kızı da öldü.  Kurtulduğunu sandığımız ve yaşaması için dua ettiğimiz karnındaki minicik oğlu da maalesef dün sabah öldü.

Zaten ben de güne bu haberle başladım...

Artık genç kız, hamile kadın filan dinlemeden kendi halkını da katleden PKK’nın kör şiddeti devam ederken, BDP’nin Meclis’e geri dönme kararı da, Başbakan’ın şiddeti ve BDP’yi hedef alan konuşması da sürpriz olmadı. Kürt Sorunu’nu çözmek için acil, net ve saydam bir ortak irade belirlenmedikçe, hedefi de iyice şaşmış gözüken kanlı girdap içinde çırpınıp durmaya devam edeceğiz...

Bu irade belirinceye kadar da her gün Ankara’nın nabzı peşinde koşmanın gereği yok.

***

Buralarda şiddet yaygın bir kültür...

Örneğin, dün, ‘Birleşmiş Milletler Dünya Bireysel Silahsızlanma Günü’ idi. Ankara henüz bu günü resmen kabul etmiş değil. Hâlbuki bireysel silahlanma sıralamasında 17’nci sırada bulunan ve hızla yukarı doğru tırmanan Türkiye’de her yıl dört bin 500 kişi silahla vurularak öldürülüyor...

***

Bütün bunlara rağmen, bugün izlenecek ve gözlenecek adres Ankara değil, Berlin Parlamentosu’ydu. Çünkü Alman Meclisi, Euro Kurtarma Fonu’nun genişletilmesine ilişkin kararı bugün oyluyor...

Federal Alman Meclisi, Mali İstikrar Fonu’na olan 123 milyar euroluk katkısını neredeyse iki katına, yani 211 milyar euroya çıkarmayı planlıyor. Berlin Parlamentosu’ndan bugün çıkabilecek ters bir karar, bu coğrafyada yaşayan her faninin ekonomik gücünü biraz daha sarsalayarak tepetaklak edebilecek...

***

Yardım paketinin genişletilmesinden en çok yararlanacak olan Yunanistan’ın Başbakanı Yorgo Papandreu, yapılacak kritik oylama öncesi Berlin’e gelerek Merkel ile görüşüp destek istedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel de, şu anda Yunanistan’ın temerrüde düşmesine izin vermenin yatırımcılarda euroya yönelik güven kaybı oluşturabileceğini belirtti.

***

Piyasalar ise katkı payının arttırılmasıyla değil, tam aksine sadece Euro Bölgesi’nin muhafaza edilip edilmeyeceği sorusuyla ilgileniyor. Örneğin sermaye piyasalarında siyasi kararlılık olduğu sürece daha büyük kurtarma paketlerinin kabul edilebileceği düşüncesi hâkim. Ancak Federal Meclis’in katkı payının arttırılmasına onay vermemesi de olası. Çünkü Federal Anayasa Mahkemesi, kısa bir süre önce, vergi gelirlerinin kurtarma önlemlerine aktarılması söz konusu olduğunda, Meclis’in son sözü söylemesi gerektiği yönünde karar verdi.

***

Bir önceki yaklaşımın tam tersine Almanya Başbakanı Merkel’in Yunanistan’a canla başla sahip çıkması bana İkinci Dünya Savaşı ertesi Avrupa’nın yeniden paylaşılarak kurulmasını sağlayan 1945 yılındaki Postdam Anlaşması’nı anımsattı... O süreç yerli yerine oturdukça, Fransa Yunanistan ile çok daha sıkı fıkı olurken, Türkiye de Almanya ile yakınlaşmıştı... Baktım şimdi Almanya Yunanistan’a arka çıkmakta...

***

Alman Meclisi Euro Kurtarma Fonu’nun genişletilmesine onay vermez ise bununla kendi arasında hiçbir irtibat kurmayan sokaktaki insanın rızkı başta olmak üzere hepimiz bundan zarar göreceğiz...

Küreselleşme işte böyle bir şey...

Ama gel gör ki biz ulus-devlet mantığı içinde, Kürt Sorunu’nu çözemeyip, ‘kim yönetecek’ kavgası yaparak, gittikçe artan bir ivmeyle kızları, hamile kadınları, gençleri öldürüyoruz...

Bari Berlin Parlamentosu mali paketi onaylasa...

Bu yazı toplam 1558 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri