Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet ALTAN

Fransa da üniter ama

29 Ağustos 2009 Cumartesi

“Üniter devlet” kavramı, üzerinde yarım saatlik uluslararası düzeyde bir konferans verip veremeyeceklerinden pek de emin olamadığım Ankara’daki zevat tarafından son günlerde çok daha fazla seslendiriliyor.

Ünlü Fransız Anayasa Hukukçusu Profesör Georges Bourdeau, üniter devleti, “sadece tek bir siyasal ve yönetsel güdü merkezi olan devlettir. Siyasal iktidar, tüm işlev ve yetkiler ile devlet tüzel kişiliğinde toplanmıştır. Onun egemenliği altında olan tüm bireyler, tek ve aynı yetkiye uyarlar, aynı anayasal rejim altında yaşarlar ve aynı yasalarla yönetilirler” diye tanımlar.

 Yerelleşme de, yasakoyucu tarafından serbest yönetim ilkesi çerçevesinde önceden belirlenmiş olan yetkilerin yerel yönetimlere devrini ifade eder.

 Sanırım Ankara da bu kadar sık “üniter devlet” vurgusunu daha ziyade “yerel yönetimler” açısından yapmakta...

 Fransa da üniter bir devlet... Türkiye de üniter devlet olduğunu söylemekte ısrarlı...

 Peki, “üniter devlet”te “yerel yönetimler” nasıldır?

 Fransa’da nasıl, Türkiye’de nasıl?

***

 Kıyaslamaya işin özünden başlayalım.

 Tüm AB üyesi ülkelerde belediyeler özerktir ve vergi salma yetkisi vardır.

 Biz de ise İller Bankası’ndan nüfusuna oranla ödenek alırlar.

 Türkiye’de halkın günlük yaşamının en önemli hizmet aracı olan belediyelerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 4 iken...

 Fransa’da...

 Bölgesel ve yerel yönetimler yüksek derecede mali özerkliğe sahiptir. Belediyelerin toplam harcamalarının yüzde 63’ü kendi kontrolleri altındaki vergiler tarafından, yüzde 24’ü devlet yardımları ve yüzde 13’ü kullanıcı ücretlerini kapsayan diğer kaynaklardan finanse edilir. 

***

 Üniter bir devlet olan Türkiye’de belediyeler neden AB’deki gibi “vergi salamazlar”?

 Çünkü Anayasa’nın “mahalli idareler” başlıklı 127. maddesine göre belediyeler merkezi idarenin “vesayeti” altındadır.

 Kısaca, belediye başkanları seçimle gelseler de, “patronları” halk değil, idare ve idarenin temsilcisi olarak İçişleri Bakanlığı’dır.

 Bizim belediyeler;

Başkanlarını, İçişleri Bakanlığı’nın rahatça görevden aldığı...

Başkanları, kent dışına valilik izni olmadan çıkamayan...

Kısıtlı iaşesini İller Bankası’ndan belirlenen kotaya göre alan...

Vergi salamayan belediyelerdir...

***

 Fransa’da ise durum bambaşkadır.

 Türkiye ile Fransa yerel yönetimleri arasındaki farklılıklar, Dr. Sabrina Kayıkçı’nın bilimsel bir çalışmasından hareketle özetle şöyle sıralanabilir:

1. Türkiye’de il genel meclisi kararları valinin onayı ile Fransa’da onaya gerek olmadan yürürlüğe girmektedir.

2. Türkiye’de belediye başkanı doğrudan halk tarafından seçilirken, Fransa’da meclis tarafından kendi içinden seçilir.

3. Türkiye’de yerel yönetim organı olarak il daimi encümeni olmasına rağmen, Fransa’da encümene ait görevler son yasaya göre oluşturulan büro vasıtasıyla yerine getirilir.

 4. Fransa belediyeleri, nüfus dikkate alınmadan büyük ve küçük belediyeleri içine almaktadır. Oysa Türkiye’de belediye kurulabilmesi için nüfusun 2000’i geçmesi gerekir.

5. Türkiye’de yerel yönetim seçimleri 5 yılda bir, Fransa’da 6 yılda bir yapılır.

6. Türkiye’de belediye meclis üyeliği seçimi nispi temsil sistemine göre yapılır. Fransa’da ise belediye meclis üyeleri çoğunluk sistemiyle genel oyla seçilir, seçimler iki turludur.

7. Türkiye’de yerel yönetimlerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacıyla kendi aralarında “birlik kurmaları” Anayasa’nın 127. maddesine göre Bakanlar Kurulu iznine tabidir. Fransa’da ise serbestçe işbirliği yapma özendirilmiştir.

8. Fransa’daki belediyelerin aksine Türkiye’de belediyelerin nüfus kayıtlarını tutmak, evlenme boşanma istatistikleri hazırlamak, askerlik işlerine bakmak gibi görevleri yoktur.

 9. Türkiye’de vali, hem il genel meclisi başkanı hem de il özel yönetimlerinin

yürütme organı iken, Fransa’da 1982 reformu ile valinin yürütmenin başı olmasına son verilmiştir.

***

 Galiba...

 Hiç bir etkin aktör “demokrasinin kırmızı çizgilerine” sahip çıkmadığı için, “üniter devleti” de 12 Eylül faşizmini ölçü alarak kutsallaştırıyoruz.

 Bir şeyleri çözmek istiyorsak hiç olmaz ise Fransa düzeyine bakarak durumu değerlendirelim...

Bu yazı toplam 2812 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri