Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet ALTAN

Kürt siyasetinin çözüm önerisi var mı?

26 Eylül 2011 Pazartesi

Önceki gece, ılıman bir Eylül akşamında, Erdebil Köşkü’nde, bölgenin mirasını taşıyan Öngözlü Köprü’ye karşı Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in akşam yemeğindeyiz...

Siirt Pervari’den gelen çatışma haberleriyle birden iklim buz kesiyor, bölgede zaten ağır olan hava daha da ağırlaşıyor...

Ölümler var...

Her sene olduğu gibi Rize’nin selden boğulması, lastiği patlayan Çevik Kuvvet otobüsünün elim kazası da cabası...

***

Gittikçe ivme artıran bu kanlı şiddet ortamı ve Kürt Sorunu’nun akıbeti ne olacak?

Dün sabah bu soruları, bu kez Gazi Köşkü’ndeki kahvaltı masasında BDP’nin eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak’a da soruyoruz.

MİT-PKK görüşmesinden bu noktaya nasıl gelindi, barış için çözüm ne?

Ve bizler açısından düğüm noktası olan Silvan saldırısı...

Abdullah Öcalan’ın çözüm protokollerinin siyasal iktidar tarafından reddedilmesinden, çözüm için seçim tarihini son sınır kabul eden PKK Kongre kararından, güven ortamı yaratılmadığından, ayrıca da Silvan’daki bölgeye askeriyenin girmesinin buradaki PKK’nın stratejik hâkimiyeti nedeniyle provokatif bir tedbirsizlik olduğundan söz ediyorlar.

***

Benim derdim, içine çekilmekte olduğumuz kanlı kör kuyudan kurtulmak, çocukların ölümlerinin önünü almak ve kalıcı bir çözüm arayışı... Konuşmaların bu yanıyla daha çok ilgiliyim.

Üstelik hükümet kanalından ‘müzakerelerin sürmesi’ için gelen mesajlar da ağırlaşmış havaya rağmen bir umut sayılabilir...

Daha da önemlisi MİT-PKK görüşmesi kamuoyunda yadırganmadığı gibi ciddi de bir destek buldu.

Ankara’daki sivilleri hedef alan saldırıyı BDP’nin de şiddetle kınaması, kabul edilemez bulması da umut açısından artı bir puan.

Kürt Sorunu’nda muhatapların Öcalan, PKK ve kendilerinin olduğunu vurgulayan, bu nedenle durumun üçte birlik kısmına sahip çıkabilen BDP’nin eş başkanlarının, kanı durdurmak ve yeniden barış yoluna geri dönmek için önerdikleri siyasal çözüm önerileri şunlar:

1-Müzakereler bu kez ‘sorunu çözmek’ için devam etmeli...

2-Çözüm için siyasi irade ve öneriler açıklanmalı...

3-Karşılıklı güven verici somut adımlar atılmalı...

4-İfade ve basın özgürlüğünün önünü açacak, siyasi tutuklamalara son verecek, siyasi partiler yasasını değiştirecek, seçim barajını indirecek bir acil reform paketi hayata geçirilmeli...

BDP eş başkanları, son maddenin bile ortamı çok hızlı yumuşatacağını düşünmekteler.

***

Peki, Meclis’e girecekler mi?

Buna Salı günü karar vereceklermiş.

Ne ki iki günlük Diyarbakır izlenimlerinde, BDP’nin garip bir şekilde kendini ülkenin geri kalanından adeta izole ederek iyice bölgeye çekildiğini, adeta buraya kapandığını, siyasete de sadece ve sadece AK Parti üzerinden bakar olduğunu gördüm.

Bir an önce Meclis’e gelmeleri, olup bitene sadece siyasal iktidar üzerinden bakmamaları, tüm Türkiye’yi gözeterek BDP’nin ‘siyasal kimliğini’ demokratik prensip ve ilkeler üzerinden tartışma götürmeyecek bir biçimde netleştirmeleri, bulunduğumuz bu çok vahim noktanın aşılması açısından her zamandan daha da fazla önem taşıyor bence.

***

Kürt Sorunu ve akan kan yaşamı karartıyor.

Osman Baydemir’in de ciddi ve kalıcı bir belediyecilik çabasıyla iyice parlattığı Diyarbakır’ın tarihsel derinliği ve yaşam zenginliği de şiddet ve ölümler altında eziliyor...

İnsan üzülüyor gerçekten.

Türkiye, MİT-PKK görüşmelerindeki iradeye ve müzakerelerin içeriğine rağmen bu sorunu çözemeyecekse neyi çözecek?

Bu yazı toplam 1290 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri