Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Arap Dünyasında İslâmî Zafer Ne Zaman?

04 Aralık 2010 Cumartesi

GÜNEY Afrika Cumhuriyeti'nde azınlıktaki beyazların ırkçı apatheid rejimi hakimdi. Çoğunluktaki zencilerin hakları ayaklar altına alınmıştı. Siyahlar, beyazların wc'lerine bile giremiyorlardı. Parklarda, trenlerde beyaz siyah oturma yerleri ayrıydı.

Nelson Mandela adında derisi siyah bir avukat hürriyet, adalet ve eşitlik istediği için 28 sene (dile kolay) zindanda yattı, ezildi, süründürüldü. Sonunda onu tahliye etmek zorunda kaldılar. Mandela zencilere önderlik etti, ırkçı rejimi barışçı yollardan yıktı ve ülkesinde adalete, eşitliğe, demokrasiye, insan haklarına dayanan bir cumhuriyet kuruldu.

28 yıl süren korkunç ve dehşet verici bir çilenin neticesinde amaca ulaşılmıştı.

İslâm dünyasının büyük bir parçasını oluşturan Arap dünyasına bakalım. Mısır'daki rejim İslâmî bir rejim midir? Diğerlerindeki rejimler, İslâm ile barışık mıdır?

Mısır'da Müslüman kardeşler teşkilatı 1920'lerin sonuna doğru kurulmuştu. Hâlâ hedefe ulaşılmış değil.

Acaba Arap dünyasında İslâmî hareket niçin zafer tacını giyemedi?

Elde Kur'ân var, Sünnet var, 1400 yıllık İslâmî birikim var, zengin bir kültür var, tarih var...Arap dünyasının çoğunluğu İslâm'ı istiyor... Buna rağmen Müslümanlar başarılı olamıyor.

Acaba eksik olan nedir?

Sanırım şu anda Arap dünyasının Nelson Mandela ayarında bir islâmî lideri yoktur.

19'uncu asırda İslâm dünyasında Şeyh/İmamŞâmil, Cezayirli Emîr Abdülkadir gibi efsane çapında İslâm kahramanları ve önderleri zuhur etmişti. İkisi de yenilmiş ve esir düşmüştü ama mânevî bakımdan zafer onlarındı.

Yirminci asır Müslümanlarının Şeyh Şâmil ve Emîr Abdülkadir çapında liderleri olmadı.

Şâmil'in ve Abdülkadir'in başlıca özellikleri nelerdi?

(1) Onların şer'î ilimlerde, ucu Resullerin Seyyidine ulaşan icazetleri vardı. Gerçek din âlimi, fakih, müftü idiler.

(2) Resulullah Efendimize (Salat ve selam olsun ona) ulaşan tasavvufî icazetleri vardı. Her ikisi de Hâlid-i Bağdadî hazretlerinin halifesi idi.

(3) Her ikisi de halkları tarafından emîrülmü'minîn seçilmişti.

(4) Her ikisinde de Resulullah Efendimizin ahlâkına uygun bir ahlâk vardı.

(5) Her ikisi de ihlâslıydı.

(6) Her ikisi de Şeriat ve Tarikat kanatlarıyla uçmuştu. Onların yenilgileri bile birer zafer olmuştu.

Her ikisi de bir müddet esaret hayatı yaşadıktan sonra Osmanlı ülkesine gönderilmişlerdi.

Şeyh Şâmil, hacca gittiğinde Âlem-i İslâm'ın her yerinden gelen hacılar kendisini görebilsinler diye Kâbe'nin damına çıkartılmıştı.

Arap dünyasında İslâm için ihlâsla çalışmış olan önderlere, liderlere, ulemâ ve fukahaya, meşayihe dil uzatmak aklımın kenarından geçmez ama acı netice ortadadır: Arap dünyasında şu anda gerçekten Kur'âna, Sünnete, şer'î hürriyete, adalete dayanan, Asr-ı Saadeti örnek ve model alan bir tek ülke ve devlet yoktur.

Bunun birinci sebebi şudur:

Arap dünyası Nelson Mandela ayarında bir lider yetiştirememiştir.

Arap dünyası muasır Şeyh Şamil'ini, muasır Emîr Abdülkadir'ini yetiştirememiştir.

Arap ve İslâm dünyasının kurtuluşu tek adamlarla olacaktır.

Şamillerle, Abdülkadirlerle.

Allah Kur'ânda mü'minlere zafer vaad ediyor. Bu zafere nâil olmak için şartlarına ve sebeplerine tevessül etmek gerekir. Bu şart ve sebeplerin birincisi yeni bir Şamil, yeni bir Abdülkadir bulup onu İmam seçmek, ona biat ve itaat etmektir.

* (İkinci yazı)

ONLARIN ARKASINDA NAMAZ KILINMAZ

PEYGAMBERİMİZE -hâşâ- sahte Peygamber diyen, Kur'ânın Allah kelâmı olduğunu kabul etmeyen, İslâm'ın hâşâ uydurma bir din olduğunu iddia eden gayr-i Müslimlerin de kurtuluş ve Cennet ehli olduğunu söyleyen, dünyada üç hak din vardır, bu üçü de ibrahimî dindir inancına sahip bulunan bir kişinin arkasında namaz kılınır mı?

Kılınmaz. Çünkü onun itikadında, kendisini küfre götürecek bir bid'at vardır. Çünkü yukarıda saydığım iddia ve inançlar Kur'âna, Sünnete, icmâ-i ümmete kesinlikle aykırıdır. Bendeniz, fakih ve müftü olmadığım halde nasıl böyle konuşabilirim?..

Cevap: İki kere ikinin dört ettiğini söylemek için matematik profesörü olmak gerekmez.

Parçanın, bütünden küçük olduğunu bilmek ve söylemek için de mantık üstadı olmak gerekmez.

İslâm'ın Allah katında tek hak, geçerli, muteber din olduğunu bilmek için din âlimi fakih, müftü olmak gerekmez.

Belli bir şahıs ismi vererek bir kimsenin küfre düşmüş olduğunu iddia ve beyan etsem, işte o zaman sınırı aşmış olurum. Ben sadece kuralı beyan ediyorum, ismi, kimliği belli şahıslarla ilgili hüküm vermiyorum.

İslâm'ın Allah katında geçerli, makbul (kabul edilen) tek din olduğu inancı zaruriyat-ı diniyedendir.

Peygamberimizin zuhurundan önce Hz. Musa'ya ve Hz.İsa'ya (Her ikisine de selâm olsun) iman etmiş sahih imanlı mü'minler elbette Cennetliktir.Lakin Allah'a ortak koşanlar, itikadlarında kendilerini küfre götürecek bid'atler, bozukluklar bulunanlar ehl-i necat ve ehl-i Cennet değildir.

Resulullah Efendimizi, Kur'ân-ı Kerîmi, Din-i Mübin-i İslâm'ı, Şeriat-ı Garra-i Ahmediyyeyi red, inkâr ve tekzib edenleri kurtulmuşlar, Cennetlikler tabakasına dahil edenler sapıtmıştır.

Bendeniz şahsen bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak böylelerinin arkasında namaz kılmam, bilmeden kıldıysam, öğrenince bu namazları iade ederim.

Diyanet İşleri Başkanlığı bu gibi kimselere hademe-i hayrat (imamlık, müezzinlik, vaizlik), müftülük gibi vazifeler vermemelidir.

Nasara'nın ehl-i necat ve ehl-i Cennet olduğunu iddia eden kimse, hem Tevhid, hem de Teslis inancının doğru olduğunu iddia etmiş olur. Bu ise büyük bir çelişki ve mantıksızlıktır.

Bu yazı toplam 1972 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri