Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Bir Devir Sona Ererken

17 Mart 2010 Çarşamba

İnsanlık âlemi tarihî bir devrin (cycle)sonuna yaklaşıyor. Tarih boyunca kaç cycle geçti, sayısını bilemem. İlk çağ... Antik çağ... Orta çağ... Yakın çağ... Taş devri, tunç devri, demir devri...

R. Guénon tarihî devirlerin bitimine doğru kötülüklerin çoğalacağını yazar. Kötülükler, azgınlıklar, isyanlar, tuğyanlar, günahlar artar artar, sonunda bir kırılma olur. Devir veya cycle biter, onun enkazı üzerinde yeni bir devir başlar.

İnsanın bireysel hayatında da cycle'lar yok mudur? Bebeklik...çocukluk... gençlik... olgunluk... yaşlılık ve sonra ölüm... Ölüm bir son değildir, insan yok olmaz, dünyasını değiştirir, bu imtihan dünyasından dar-ı cezaya (bu dünyada yaptıklarının ödülünü veya cezasını alacağı başka bir âleme) intikal eder.

Ülkelerin, halkların, devletlerin de devirleri vardır... Osmanlı'nın kuruluş, yükseliş, durgunluk, gerileme, çökme devirleri gibi.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kaç devirden gelip geçti Türkiye'de.

1. Yıl 1923, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nda "Devletin dini, din-i İslâm"dır yazılı olduğu, İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda Büyük Millet Meclisi tarafından seçilmiş bir Halife-i Müslimîn bulunduğu, bu Halifenin resmî törenle Cuma selamlığına gittiği islâmî cumhuriyet devri.

2. Rakidal inkılapların yapıldığı otoriter cumhuriyet devri.

3. İsmet Paşa'nın Millî Şeflik devri.

4. 1945'te çok partili sistemin başlaması,

5. CHP'nin iktidardan düşmesi, yerine Demokrat parti iktidarının geçmesi. Adnan Menderes devri.

6. 27 Mayıs 1960 darbesi devri.

7. 12 Mart 1971 devri.

8. 12 Eylül 1980 devri.

9. 28 Şubat post-modern darbesi devri.

10. Nihayet içinde bulunduğumuz Ergenekonla mücadele devri.

Dünya ve insanlık âlemi bütünüyle nereye gidiyor?..

Mutlu yarınlara, barışa, pembe ufuklara, evrensel barışa, adalete, kardeşliğe, huzura mı; yoksa karanlık ufuklara, üçüncü dünya savaşına, zor günlere mi?

Dünyadaki savaşlara bakalım:

1. Afganistan'daki otuz yıllık savaşın biteceği yok.

2. Irak'taki kanlı savaşlarda bir milyon halk öldü, ülkeye huzur ve istikrar gelmedi. BOP gereğinde Irak parçalandı, Sünnî hakimiyet yıkıldı. Şiî iktidar kuruldu. Barış yok, huzur yok, can güvenliği yok.

3. Somali'de durum çok kötü. Müslüman halk eziliyor, kırılıyor, açlıktan ölüyor.

4. Kafkasya barut fıçısı gibi.

5. Balkanlar da öyle. Bosna-Hersek ne olacak? Kosova'nın geleceği nedir?

6. Filistin meselesinin çözüleceğine dair bir ümit yok.

7. Nijerya'da zaman zaman din savaşları oluyor, kan gövdeyi götürüyor.

8.Afrika'nın nice ülkesinde açlık, perişanlık, diktatörlük baskıları, ırk kavgaları var.

9. Çin'in Doğu Türkistan bölgesinin durumu iç açıcı değil.

10. Tibet'te neler oluyor?

11. İran yüzünden üçüncü dünya savaşı çıkabilir.

12. Kuzey Kore nükleer silâh yaptı...

Dünyanın ekolojik ve stratejik durumuna bakalım:

* Kutuplardaki buzlar eriyor.

* Batı medeniyeti denizleri, havayı, nehirleri, toprağı kirletti. Dünya yaşanmaz hale geldi.

* Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra Güney-Kuzey gerginliği çıktı.

* Dünyada sosyal adalet yok. Dünya nimetleri âdil bir şekilde paylaşılmadığı için milyonlarca insan açlıktan kırılıyor.

* Devletler çılgın şekilde silâhlanıyor.

Ahlâk durumuna bakalım:

* İlâhî ahlâk ayaklar altında. Batı dünyasında kiliselerde erkek erkekle, kadın kadınla evleniyor. Sodom Gomore bu kadar ileri gitmemişti.

* Bütün dünyayı çok âdil ve bayağı bir hedonizm sardı. (Hedonizmin kalitelisi de vardır.) Para put oldu, insanlık Altın Buzağıya tapıyor.

* Bütün dünyayı terörizm fırtınası kasıp kavuruyor.

* İnsanlık âleminin büyük bir kısmı yeni bir cahiliyet içinde.

* Toplu sürgünler... Kıyımlar...

* Depremler çoğaldı.

* Kasırgalar, tayfunlar.

Tekrar Türkiye'ye dönelim:

1. Yoğun ve genel bir kokuşma. Uluslararası temizlik ve şeffaflık anketlerine göre ülkemizin notu 10 üzerinden 4, yani bu konuda sınıfta kalmış vaziyetteyiz.

2. Sosyal barış ve mutabakat (uzlaşma)yok.

3. İşsizlik korkunç boyutlarda.

4. Mutlu bir azınlık lüks, israf, sefahat, saçıp savurma içinde yaşarken, on milyonlarca vatandaş sıkıntı içinde.

5. Ordu, yargı krizleri.

6. Eğitimin iflâs etmiş olması.

* Soru: Türkiye sağlıklı bir toplum yapısına sahip midir, yoksa çürüme, çözülme, dağılma mı vardır?

* Sorular:

1. Türkiye'de temiz, vasıflı ve vatansever bir politika hayatı var mıdır?

2. İslâmcılık hareketi veya siyasal İslâm temiz midir, kirlenmiş veya kirletilmiş midir?

3. Birinci güç haline gelmiş medya temiz ve şeffaf mıdır, erdemli midir, vatansever midir, bilge midir?

4. Türkiye'de can, mal, ırz, namus, nesep, din güvenliği var mıdır?

5. Ülkenin Cumhurbaşkanının ve Başbakanının eşleri niçin orduevlerine gidip yemek yiyemiyor, askerî hastanelere gidip hasta ziyareti yapamıyor?

6. Ülkedeki kara, kirli, necis, haram para miktarı 250 milyar dolar mıdır, 300 milyar dolar mıdır?

Sözü uzatmayayım... Hem bütün dünya ve insanlık âlemi, hem de Türkiye tarihî bir cycle sonundadır ve büyük hadiselere doğru yuvarlanmaktadır.

Nükleer silahların kullanılacağı üçüncü dünya savaşı.

İstanbul'u, dolayısıyla bütün Türkiye'yi yere serecek büyük bir deprem.

Buzların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, yüz milyonlarca insanın yersiz kalması, göç etmesi, ölmesi.

Ahlâksızılığın, iffetsizliğin, alkolizmin, uyuşturucunun, kokuşmanın, tanrısal sınırları çiğnemenin, genel azgınlığın sebep olacağı büyük ve genel felâketler.

Geleceği keşf etmek için Nostradamus veya Baba Varga olmak gerekmez. Görünen köy kılavuz istemez.

Birinci Dünya Harbi'nin olacağı tahmin ediliyordu...İkinci Dünya Harbi de tahmin edilmişti... Şimdi sırada üçüncü dünya harbi var... Keşke olmasa...

Türkiye bir İslâm ülkesidir. İslâm Türkiye kimliğinin birinci, ana maddesidir. Bu ülkede İslâm'a savaş açılmışsa onun geleceğinin parlak olduğu, ufuklarının pembe olduğu söylenemez.

1999'dan bu yana beklenen İstanbul depremi ile ilgili ne gibi tedbirler alındı, neler yapıldı? Dişe dokunur hiçbir şey yapılmadı maalesef...

Bir toplum kendini kendi iradesiyle ıslah etmezse, dikey bir irade gelir ve cezalandırır.

Adaletsizliğin, rüşvetin, haram yemenin, ahlâksızlığın, iffetsizliğin, lüks ve israfın, her türlü sefahatin (beyinsizliğin), paraya ve mala tapmanın, emanetlere hıyanet etmenin yaygın olduğu bir ülkenin sonu iyi olmaz.

Başı örtülü kızların okullara ve üniversitelere sokulmadığı, buna mukabil devletin resmî antetli vesikalarıyla birtakım kadınlara yasal ve açık fuhuş yaptırıldığı, bundan KDV ve gelir vergisi alındığı, bu paranın bütçeye konulduğu bir ülkenin geleceği parlak mıdır, karanlık mıdır?

*(İkinci yazı)

OLUMLU TENKİTLER VE UYARILAR

Biri bana şöyle dedi: "Be adam, şu Türkiye'de, şu İstanbul'da hiç iyi şeyler olmuyor mu ki, hep karamsar ve olumsuz yazılar kaleme alıyorsun? Biraz da iyi şeylerden, hizmetlerden bahs etsene..."

Cevap: Yazılarım karamsar değil, gerçekçidir. Olumsuz değil, uyarıcıdır.

Ülke idarecilerini, toplumu uyarmayı vazife olarak kabul ediyorum.

Şu İstanbul'u ele alalım. 1960'lı, 70'li yıllarda şehrin nüfusu iki milyonun altında idi. Otuz kırk yıl içinde yirmi milyonu aştı. Bu artış anormaldir, ülkenin ve halkın aleyhinedir. Şehri bu hale oy avcıları ve rantçılar getirmiştir. Bu dev ve azman şehirde elbette birtakım hizmetler yapılıyor ama kalabalık, bozukluk, fesat, kargaşa son haddindedir. Birkaç on yıl içinde pıtrak gibi çoğalan binaların yüzde 60'ından fazlası çürüktür, şiddetli ve büyük bir depremde yüz binlerce halka mezar olacaktır. Trafik sıkışıklığı dayanılmaz hale gelmiştir. Görgü, nezaket, komşuluk, insanlık, edep terbiye, sosyal barış ve uzlaşma konusunda büyük bir kriz vardır. Suç çok artmıştır. Bu anlattıklarım yapılan hizmetlere gölge düşürmektedir.

Ahlâk, iffet, namus ayaklar altındadır. Fuhuş ve zina çok artmıştır. Küçük kızlar kirletilmektedir. Cinayetler korkunçtur.

Türkiye'de bir cinnet kasırgası esmektedir.

Rüşvet, nepotizm, kara para, uyuşturucu, ihalelere fesat karıştırmak, şaibeli zenginlikler...

Sünnî Müslümanların din, inanç, inandığı gibi yaşamak hürriyeti kısıtlıdır. Müslüman bir kız Fransa'da üniversiteye başörtüsü ile gidebilmekte ama Türkiye'de başörtüsüyle okuyamamaktadır.

Birtakım büyük gazeteler ve televizyonlar alabildiğine müstehcen yayınlar yapmakta, toplumu seks manyağı haline getirmeye çalışmaktadır.

Din sömürüsü korkunç boyutlara ulaşmıştır.

İşsizlik, tarımın ve hayvancılığın gerilemesi... Kültür ve sanat hayatında yozlaşma... Halkın kamplara ayrılması...Sosyal adaletsizlik...Lüks, israf, sefahat...

Yazılı ve edebî lisana vurulan darbeler... Yalancı tarih... Resmî ideoloji heyulası...

Bunca fitne ve fesat, nifak ve şikak, isyan ve tuğyan, günah ve azgınlık, zulüm ve teaddi, rüşvet, kokuşma karşısında bazı hizmetleri övemiyorsam, mâzur görülmem gerekir. Hizmetleri öven zaten fazlasıyla gazeteci ve TV'ci vardır.

Bendeniz parasız yazan, ücretsiz olumlu tenkitler yapan ve uyaran amatör bir gazeteciyim. Hizmetlere teşekkür ederim ama meddahlık yapamam.

Bu yazı toplam 1724 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri