Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Cadı Kazanı Türkiye

09 Temmuz 2010 Cuma

Cadı kazanı... Fokur fokur kaynıyor...Dumanlar, kokular, rayihalar ufunetler saçıyor... Kazanın altındaki ateşi üfleyenler, güçlendirenler var.

Türkiye kesimlere ayrılmış...Sünnî Müslümanlar... Alevî Müslümanlar...Müslüman olmadıklarını iddia eden Alevîler de var... Alevî kökenli olmayan biri "Alisiz Alevîlik" adında büyük bir kitap yazdı. Alisiz Alevîlik olur mu?..

Laikler, çağdaşlar, Atatürkçüler de homojen bir yapıya sahip değil, bir yığın fraksiyona ayrılmışlar.

Solcular bin bir çeşit.

Düzinelerle etnik köken hareketi var. Gürcüler, Çerkezler, Arnavutlar, Lazlar ve daha neler neler.

Sabataycılar bir alem, Karakaşlar, Kapancılar, Yakubiler. Sadece üç kabile değil, onlar da bir düzine.

Halk bilmiyor ama Bahaîler... Karaylar...

Evet Türkiye fokur fokur kaynayan tam bir cadı kazanıdır şu anda.

Çoğunluğu oluşturan Müslüman kesimde neler oluyor?

Vehhabîlik dolu dizgin... Tabiî ki Vehhabîlik adıyla değil.Selefî akım...

İranî Şiî akım da pupa yelken gidiyor.

Dinde reform, dinde yenilik, dinde değişim, tarihsellik tam gaz.

Madalyonun öbür yüzünde tarikatlar var.

Türkiyeyi ele geçirmek isteyen büyük bir cemaati unutmayalım.

Dinî konular ayağa düşmüş, futbol ve siyaset gibi tartışılıyor.

İslam adına küfür sözleri söyleniyor. Hazret-i Muhammed'i yalanlayanlar da Cennete girecekmiş. Fesubhanallah!..

Militan Kripto Yahudiler gece gündüz üç vardiya çalışıyor.

İslamî kesimin içi sürülerle ajan, casus, kışkırtıcı, yönlendirici dolu.

BOP'çuluk Türkiyeyi parçalamak için ne lazımsa yapıyor.

Militan ve komitacı Ermeniler harıl harıl çalışıyor.

Aman Türkiyeliler arasında sosyal ve millî barış ve uzlaşma olmasın. Halk birbirine düşman sektör ve kamplara ayrılsın ve iç savaş çıksın.

İç savaş çıksın ki, komitacı Ermenilere gün doğsun.

İslam'da elbette cihad var ama cihadizm yok.

Türkiyeyi Pakistana benzetmek istiyorlardı. Şu anda Pakistanda durum tam bir fecaat.

İslam dünyasındaSünnîlerle Şiîler birbirini yiyor.

Bütün bu hengâme içinde ünlü bir İlahiyatçı nida ediyor:

"Müslümanlar!.. Farmason Afganî en büyük önder ve kurtuluş rehberidir. Onun eteğine yapışınız..."

Ehl-i Sünnet düşmanları tasavvuf tarikatlarını yıkmak için var güçleriyle çalışıyor.

Milyonlarca tarikatlı Müslümanı kafir ve müşrik ilan edenlerde hiç akıl ve vicdan yok mu?

Petrodolarlar petrodolarlar petrodolarlar...

Mealciler... Fazlurrahmancılar...Şucular bucular...

Göklerde baronlar uçuyor...Uç baron uç...

Din sömürüsü sektörü yüz milyarlarca dolarlık bir kapasiteye sahip...

Uyuşturucu sektörü... Fuhuş sektörü... Terör sektörü...Din sömürüsü sektörü...

Zengin türedi Müslümanlar birkaç yüz bin dolarlık jeeplerde geziyor afur tafur... Meskenleri saray gibi...

Cazibeli, albenili, renkli, göz çekici sözde tesettürlü Gökkuşağı bayanlar.

Zart zurt gülünç ictihadlar yapan, bâtıl fetvalar veren seçkin ve gözde İslamcılar.

Şu ilahiyatçıya bakınız. İslam'da kader yoktur diye bağırıyor.

Bir başkası şefaati, Münkereyni, kabir hallerini inkar ediyor.

Turistik umre seferleri gırla gidiyor. Harem-i Şerifin karşısındaki dev otelin üst katındaki kral dairesinden Kabeye yukarıdan bakıyor çayını içerken.

Onların dinleri paradır, kıbleleri karıdır diye tavsif edilen uğursuzlar...

Sünneti, hadîsleri inkar eden meymenetsizler.

Şuna bak şuna... "Peygamber bu devirde gelseydi bizim gibi lüks hayat sürerdi" diyor.

Harıl harıl yeni camiler yapılıyor. Cumalar dışında cemaat yeterli değil.

Kaos... Anarşi... Hercümerç... Hengâme...

Müslümanlar ilerliyor maşallah.

* (İkinci yazı)

Boğaz'da Atom Bombası

Boğaziçi büyük tehlike altında... İstanbul sanki atom bombası üzerinde... İstanbul havaya uçarsa, İstanbul yanarsa bütün Türkiye batar... Tarih çapında bir facia ve felaketle karşı karşıya kalabiliriz...

Böyle bir felaket olursa büyük bir yabancı devlet Marmara bölgesini (yardım bahanesiyle) işgal eder.

Tarihimiz yanar.

Kültürümüz yanar.

Büyük sayıda can kaybı olur.

Bu büyük tehlike ve tehdide karşı an kaybetmeden çok ciddî, çok geçerli tedbirler alınmalıdır.

Çok yakın zamanda kuru bir yük gemisi Ortaköy'de karaya oturdu.

Ya bu gemi bir tanker olsaydı?

Sıvı gaz yüklü olsaydı?

Amonyak yüklü olsaydı?

Meksika körfezindeki petrol kuyusunun yol açtığı korkunç felaketi düşününüz.

Boğazlardan petrol yüklü,

Doğalgaz yüklü, Amonyak yüklü,

Diğer patlayıcı, parlayıcı, infilak edici maddeler yüklü gemiler geçirilmemelidir.

Efendim meseleyi müzakere ediyoruz. Konu bir heyete havale edilecek ve onlar Çırağan sarayında toplanıp bunu müzakere edeceklerdir...

Lütfen böyle boş laflarla vakit kaybetmeyiniz.

Meselenin bekleyecek tarafı yoktur.

İstanbul Boğazı çok dar bir su yoludur ve bugünkü trafiği kaldırmaz.

Korkunç kazalar, facialar, felaketler gelip çatmadan gereken bütün tedbirler alınsın.

Boğaz yukarıda saydığım tehlikeli maddelerle yüklü gemilere kapatılsın.

Gereken en radikal tedbirleri en kısa zamanda ve en etkili şekilde almayanlar sorumlu olacaktır.

Ey İstanbullular!..Ey Boğaziçililer!.. Ey milyonlarca dolarlık lebiderya yalılarda zevk u sefa sürenler!.. Sizler, Pompei'de, Vezüv'ün patlamasından çok az bir müddet önce yanardağın kenarında piknik yapan Romalılara benziyorsunuz.

Evet İstanbul bir atom bombasının üzerindedir.

Bu yazı toplam 1722 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri