Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Hadis Ayıklama Fırkası

26 Nisan 2011 Salı

Gelecekte ilm-i kelam alimleri yazacak, birkaç yıldan beri Türkiye'de "Hadis Ayıklama Fırkası" adını verebileceğimiz bozuk bir bid'at fırkası zuhur etmiştir.

Bu fırkanın ABD ve AB tarafından desteklendiğini sanıyorum.

Gayeleri şudur:

Resulullah'ın (salat ve selam olsun ona) on binlerce hadisini, yeni ölçülere ve kıstaslara (kriterlere) göre incelemek ve bunlardan istenilmeyenleri ayıklamak.

Bilindiği gibi Haçlı ve Siyonist dünya İslam'ın bazı inanç, hüküm ve değerlerinden son derece rahatsızdır ve bunların yürürlükten/tedavülden kaldırılmasını istemektedir.

Onlar neler istiyor:

1. Zinanın suç sayılmamasını istiyor.

2. Ailede mutlak şekilde kadın erkek eşitliği istiyor.

3. Din ile dünyanın, ruhani ile dünyevinin ayrılmasını, dinin sadece bir vicdan işi olmasını istiyor.

4. Cihad fi sebilillah (Allah yolunda cihad) istemiyor.

5. Geleneksel gerçek ve otantik İslam'ın "Allah katında tek geçerli ve hak din İslam'dır" inancının kaldırılmasını, onun yerine "Üç ibrahimi din vardır. Yahudilik ve Hıristiyanlık da haktır ve onların bağlıları da ehl-i necat ve ehl-i Cennet'tir" bozuk inancının koyulmasını istiyor.

6. İslam dünyasında dinde reform, dinde yenilik, dinde değişim yapılmasını istiyor.

7. Kur'an, Sünnet ve Şeriat'taki binlerce hükmün tarihsel olduğunun ve bugün geçerli olmadıklarının kabulünü istiyor.

8. Kur'an'ın yeniden AB kriterlerine göre yorumlanmasını istiyor.

9. Hadislerin gözden geçirilip ayıklanmasını istiyor.

10. Ilımlı bir İslam istiyor.

11. Sulandırılmış evcil bir İslam istiyor.

12. Müslümanların din konusunda onlarca büyük, yüzlerce küçük fırkaya ayrılıp birbirleriyle amansızca tartışmalarını, çekişip tepişmelerini istiyor.

13. BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) ile İslam ülkelerinin parçalanmalarını ve Müslüman dünyasındaki balkanlaşmanın daha da ileriye götürülmesini istiyor.

İşte hadis ayıklamaları faaliyeti bu cümledendir.

Bu işi bedavaya, "Allah rızası" için mi yapılmaktadır?.. Duyduğuma göre bu konuda büyük paralar harcanmakta, birtakım ayıklayıcılara yüklü telif ücretleri ödenmekteymiş.

Peki, Allaha, Resulüne, Kur'ana, Sünnete, Şeriata bağlı ihlaslı, şuurlu, uyanık Müslümanlar bu ayıklama fırkası karşısında ne yapacaklardır?

Birinci olarak buna karşı çıkacaklardır.

Dinde reform, dinde değişim, dinde yenilik akımlarına muhalif olacaklardır.

ABD'nin, AB'nin, İsrail'in, Siyonizmin, Papalığın, Evangelistlerin ve diğer İslam karşıtı güçlerin, Müslümanların din işlerine burunlarını sokmamasını isteyecektir.

Bir soru: Hadis çalışmaları ve araştırmaları yapılmasın mı?

Böyle bir şey diyen yok... Yapılsın ama bu iş, İslam'ı bozmak, dinimizi tahrif etmek isteyenlerin şeytani destek ve teşvikleri ile yapılmasın.

Bendeniz bir Ehl-i Sünnet ve Cemaat müslümanı olarak üniversite seviyesinde "Darü'l-Hadisler" bile açılmasını isterim. Lakin bunların başında ve kadrolarında gerçek icazetli ulema, fukaha ve muhaddisler olmasını da temel şart olarak ileri sürerim.

Nasıl ulema ve fukaha?

Merhum Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi...

Merhum Düzceli Muhammed Zahid el-Kevseri...

Merhum Yusuf İsmail en-Nebhani...

Merhum Mekke Şafii Reisüluleması Ahmed Zeyni Dahlan...

Ve bunlar gibi saf İslam'ı bilen ve savunan icazetli gerçek ulema.

Hadislerin incelenmesi ve araştırılması mezhepsiz, reformcu, telfik-i mezahib isteyen ilahiyatçılara verilemez. Onlar hadis incelemesi ve araştırması yapmazlar, "ayıklaması" yaparlar.

Müslüman kardeşlerimi uyarıyorum... İslamdaki bütün yenilik, değişim ve reform hareketlerine karşı çıkınız. Amerikalılar, Avrupalılar, oryantalistler din işlerimize burunlarını sokmasınlar. Sinsi planlar yapmasınlar.

Müslümanları şu konuda da uyarıyorum: Reformcuların, ayıklamacıların, mezhepsizlerin, Fazlurrahmancıların bazısı açık çalışıyor. Bir kısmı ise taqiyye yapıyor. Bu ikincilerden çok korkunuz ve sakınınız.

Dinimiz içten yıkılmak isteniyor.

Emperyalistlere, sömürgecilere, Siyonistlere, Haçlılara zarar vermeyecek evcil bir İslam türetilmek isteniyor.

1924'te Hilafet-i Muazzama-i İslamiyeyi yıktılar ve o günden beri İslam dünyası başsız, otoritesiz, hiyerarşisiz kaldı.

(İngilizce bilen muhterem okuyucularımdan /khilafah.com/ sitesini fikir edinmek için tedkik buyurmalarını rica ederim.)

*(İkinci yazı)

Keramet mi İstidrac mı?

A çokbilmiş, senin keramet sandığın şeylerin çoğu istidractır. Biliyorum istidrac nedir diye soracaksın. İstidrac kafirlerde, kötülerde görülen keramete benzeyen ama keramet olmayan olağanüstü hallerdir.

Memleketin şu haline bak: Pislik götürüyor her kesimi.

Siyasete bak... Medyaya bak... Eğitime bak... Caddelere, meydanlara bak... Bak yahut bakma...

Otobüste herkesin arasında sevişip öpüşen birbirini mıncıklayan çifte fazla bakma. Sonunda suçlu sen çıkarsın.

Paran ve biraz sabrın varsa sana bir şey tavsiye edeceğim. Git bir kangal ucuz sucuk al ve bir laboratuarda tahlil ettir. Bak içinden neler çıkacak.

Bu ülkede Müslümanlara din hürriyeti var mı yok mu... Müslümanlar Taksim meydanının bir kenarında cami yaptırabiliyorlar mı?

Pek yeni bir vak'a. Liseli bir kızcağız şiir okuma yarışmasında birinci olmuş. Başı örtülü olduğu için sahneye çıkartılmamış, ödülü verilmemiş.

Şu Türkiyeli Müslümanlar ne kadar vefalı!.. Başı örtülü olduğu için işinden atılan dahiliye uzmanı Dr. Zeliha'yı ne çabuk unuttular.

Evvelki Pazar, sabah namazını yanımda iki dostum olduğu halde Beşiktaş Sinan Paşa camiinde kıldım. Bizden başka yedi cemaat vardı, biri koruma memuru, bizimle birlikte tam on kişi... İmam efendinin önünde bir sabit mikrofon, bir de yakasına takılan kablolu seyyar mikrofon. Milyonla halkın yaşadığı bir ilçenin en büyük ve merkezi camiinde üçü başka yerden gelmiş sadece on kişilik bir cemaat...

Bak seni uyarıyorum: O herifin yemeğini yeme, hatta çayını bile içme. Çünkü o haram para sahibidir.

Ramazan yaklaşıyor. Beş yıldızlı lüks bir otelde iftar ziyafetine çağrılırsan istersen git istersen gitme ama gitmezsen iyi etmiş olursun. Çok sakıncası var: Bir kere mekan içkili... Sonra beş yıldızlı ziyafet Kur'ana ve Sünnete aykırı şekilde toplanan ve sarf edilen zekat paralarıyla yapılıyor.

Yemeğini yersin, akşam namazını paldır küldür kılarsın ve tv'nin karşısına geçersin. Bugünkü programlar ne kadar zengin ve yüklü. Yalan, dolan, sansasyon, merak, flaş flaş flaş... Göğüslerinin beşte üçü görünen makyajlı kadınlar... Hah hah hih hih hoh hoh... Aman yerinden kıpırdama, tuvalete sonra gidersin, biraz sonra açık oturumda müthiş bir kavga olacak. İki saygın ve seçkin kişi birbirine girecek, havada küfürler uçuşacak. Sunucunun ağzı kulaklarında. Öyle ya, reyting meselesi.

Haberin var mı? On üç yaşındaki kız aşırı şekilde şişmanlamaya başlamış. Zamanımız fitness devri. Anne baba telaşa düşmüşler, kız tombullaşırsa ileride koca bulamaz. Doktora götürmüşler, tahliller yapılmış, aaa müjde müjde müjde kızınız altı aylık hamile! Kürtaj yaptırmışlar, ardından estetik ameliyat. Kız bundan sonra dikkatli davranacak.

Polis müdür yardımcısı uyuşturucudan tutuklanmış... Bu konuda fazla yazamayacağım. Yukarıya tükürsen bıyık, aşağıya tükürsen sakal.

Güneydoğuda on katlı dev bir apartmanın bir kısmı çökmüş. Bereket ki, içindekiler bir gün önce tahliye edilmişler.

Tanıdıklarımdan biri aday oldu. Aklı fikri zikri Meclis'e girmek. Milletvekilliği çok sıkıcı bir iş. Meclis'in en iyi ve neşeli yeri, lokantası. En nefis yemekler en ucuz fiyatlara. Meclis lokantasında yenilen nefis keşkül-i fukarayı Şam'da Hamidiye çarşısında bile bulamazsınız.

Tahtaravalli beyin günahları ve haramları çoğalmış. Hemen vize almış, turistik umre seyahatine çıkmış. Zemzemle yıkanmış gibi pir ü pak dönecek...

Hacı bey, sen sen ol da din hocası genç hanımların ilahi korosunu dinlemeye gitme. Haramdır.

Reformcu hoca dördüncü villasını yaptırtmış. Reform, dinde yenilik, değişim, BOP, ılımlı İslam işlerinde iyi para var.

Adamcağız üçüncü köprü oradan geçecek diye epey arazi almış hayli para ödemiş. Meğerse köprü oralardan geçmeyecekmiş. Adam yıkılmış, bitmiş, perişan olmuş. Beter olsun!

Yooo sizinle tartışmak istemem. Ülke iyiye gidiyor diyorsunuz, ben aynı kanaatte değilim. Ne haliniz varsa görün!..

Bu yazı toplam 2694 defa okunmuştur
ben bilirim demek
ekrem
tavrınız size cesur geliyor olabilir ama bence içinde kendini beğenmemnin ve başkalarını küçük görmenin olduğu bir üslup görüyorum. kendini kamil başkasını fasık görmek (hemde samimane dine hizmet edenleri) herhalde o da bir fısk olsa gerek. bence sayın eygi müslümanlarla mücadele ettiğiniz kadarın yüzde biri kadar ehli zındık ile mücadele etseydiniz daha çok sevap kazanırdınız. bunu ne olur bir düşünün. ben sizin zemm ettiğiniz insanları gerçekten tanıyorum .ama sizin tanıdığınız gibi değil.ama her şeye rağmen saygılar ve hürmetler
03 Mayıs 2011 Salı 19:45
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Naylon müctehidler hoşlanmasa da.
Ömer Faruk
İlk üç yüz yıl bu ümmet için rahmet olmuşdur.Bu dönem islami hükümlerde ictihad düzeyinde ulema yetiştiren verimli bir dönemdir.Bu gün ise “İslâmiyet'in nazariyat kısmında ve selefin içtihadat-ı safiyane ve hâlisanesiyle,bütün zamanların hacatına dar gelmeyen efkârları olduğu halde,onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak,bid'akârane bir hıyanettir.” İctihad kapısı açıksa da bazı maniler nedeni ile bu kapıdan içeriye girmeye muvakkaten gerek yokdur.Dikkat edilirse,bu kapıyı naylon müctehidlerden başkası da kurcalamamaktadır.
26 Nisan 2011 Salı 13:57
Beğendim (1)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri