Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

İçimizdeki Şeytan ve Şeytanlar

24 Nisan 2010 Cumartesi

Şeytan yoktur diyen Müslüman değildir. Şeytan vardır, gerçektir. Şeytanın var olduğu Kur'ânla, Sünnetle, icmâ-i ümmetle sâbittir.

Şeytan Müslümanın büyük düşmanıdır.

İki türlü şeyâtîn vardır: Cinnî şeytanlar...Mecâzî mânada insî şeytanlar. Kur'ânda müsriflerin "Şeytanın kardeşleri olduğu" bildiriliyor.

Müslüman kılıklı şeytanlar var mıdır? Olmaz olur mu? Hem de hadsiz hesapsız.

Bazı şeytanlar ilahiyatçı kılığına girer ve Kur'âna, Sünnete, icmâ-i ümmete, Ehl-i Sünnet ve Cemaate aykırı bâtıl ve saçma fetvalar verirler.

Müctehid kılığına girmiş şeytanlar da vardır.

Hıristiyan şeytanlar vardır.

Yahudi şeytanlar vardır.

İslâmcı şeytanlar vardır.

Ümmet birliğini bozan, Müslümanları birbirine düşüren, fitne ve fesat çıkartan kimseler, beş vakit namaz kılsalar bile muslih (ıslah edici) kimseler değil, fitneci şeytanlardır.

Ehl-i Tevhid ve ehl-i Kıble olan mü'minleri şirk ve küfürle suçlayanlar şeytan değil de nedir?

Müslüman kılığındaki şeytanlar ülkemizi fesada veriyor:

Zaruriyat-ı diniyeye aykırı ictihadlar yapıyor, fetvalar veriyor.

Ehl-i Sünnet ve Cemaatin temellerini dinamitliyor.

Bir yığın büyük günahı açıkça, küstahça, utanmadan, arlanmadan cehren irtikab ediyor.

Rüşvet alıp veriyor.

İslâm'ın istikamet (doğruluk dürüstlük) farzına aykırı olarak çeşit çeşit eğrilik, yamukluk yapıyor.

İhalelere fesat karıştırıyor.

Haram komisyonlar alıyor.

Bir kısım şeytanlar:

Kur'ândaki ve Sünnetteki emir ve yasakların, kesin hükümlerin nicesi tarihseldir, bu devirde geçmez diyor.

Şeriatı yıkmaya çalışan şu ilahiyatçı şeytan değil de nedir?

Kur'ândaki, Sünnetteki kesin emri inkar ederek, on dört asırlık icmâ-i ümmete aykırı olarak İslâm'da tesettür yoktur diyen mel'un, mü'min midir, mürted bir şeytan mıdır?

Müslümanların zekatlarını, paralarını, mallarını toplayıp da çar çur edenler, bir kısmını zimmetlerine geçirenler...

Nefislerini putlaştıranlar, tanrılaştıranlar...

Ruhbanlarını erbab (rabler) haline getirenler...

Hem sofu geçinen, hem de günde beş saat gıybet yapanlar...

Evet bunlar hep mecazî şeytanlardır.

Her Müslümanın kendine mahsus bir şeytanı vardır. Onu en büyük düşman bilmedikçe, onunla en güçlü ve etkili şekilde mücadele etmedikçe o mel'unun maskarası olmaya mahkumdur.

Şeytan Müslümanları parayla, malla, zenginlikle aldattı.

Şeytan Müslümanları lüks hayatla, gururla, kibirle, aşırı tüketimle aldattı.

Şeytanın en büyük yardımcısı cahil ve gafil karılardır.

Dini imanı para olan kişi, Şeytanın tuzağına düşmüştür.

İcazeti, ehliyeti, liyakati, ilmi, irfanı, hakkı olmadığı halde şeyhlik taslayanlar şeyh değil şeytandır.

Siz, küfür nizamının haram kemiklerini yalayarak İslâm dâvasına ihanet edenleri mü'min mi sanıyorsunuz?

Kur'ânı, Sünneti, Muhammedî hedyi bırakıp da altına gümüşe, euroya dolara, haram gelirlere kul olanlar şeytanın köleleridir.

Kainatın Efendisine (Salat ve selam olsun ona) saldırılınca ses çıkartmayan, tepki göstermeyen; kendi baronlarına çatılınca havalara çıkan dengesiz sapıklar melek midir, şeytan mıdır?

Aynaya bakalım:

Onda salih bir mü'min mi görüyoruz, fasık bir şeytan mı?

Aynalar yalan söylemez.

* (ikinci yazı)

Hazret-i Mevlana

HAZRET-İ Mevlânâ'nın başlıca özellikleri şunlardır:

(1) O, dini bütün bir Müslümandır.

(2) İcazetli din alimi ve fakihtir.

(3) Allah'ın velî kullarındandır. Zengin Türkçe ile kibar-ı evliyaullahtandır.

(4) Şeriata ve dinin zâhir hükümlerine sımsıkı bağlıdır.

(5) Keşif ve keramet sahibidir.

(6) Çok yüksek ahlak, karakter ve fazilet sahibidir.

(7) Hikmetler hazinesidir.

(8) Mânevî ve ilahî aşk ve şevk insanıdır.

(9) Zâhittir, yâni dünyaya rağbet ve iltifat etmemiştir.

(10) Halleri ve tavırlarıyla insanları hidayete ve imana çağırmış, nice kimsenin mü'min olmasına vesile olmuştur.

(11) Ölümünden yedi yüz küsur sene geçmiş olmasına rağmen irşadı, terbiyesi, eğitimi devam etmektedir.

(12) İslâm semasının parlak güneşlerindendir.

Mevlânâ hazretlerinin metni çok kısa bir vasiyetnamesi (öğütleri) bulunmaktadır. İnsanlara ve hassaten Müslümanlara yaptığı öğütleri sıralıyorum:

Ben size gizli ve açık Allah'tan korkmanızı,

Az yemenizi,

Az uyumanızı,

Az konuşmanızı,

(Büyük ve küçük günahlardan) kaçınmanızı,

(Ramazan orucu ve nafile) oruç tutmaya devam etmenizi,

Beş vakit namazı devamlı olarak kılmanızı,

(Her türlü) şehvetten kaçınmanızı,

Halkın eza ve cefasına (sabr edip) dayanmanızı,

Cahil ve sefihlerle düşüp kalkmamanızı,

Kerem sahibi (erdemli) kişilerle beraber olmanızı, onlarla düşüp kalkmanızı... tavsiye ederim.

Mevlânâ hazretleri Oğlu Sultan Veled'e şu öğütleri vermiştir.

Ey oğulcağızım!..

Daima ilim, edeb, takva üzere bulun,

Geçmiş din büyüklerinin eserlerini inceleyerek Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolundan ayrılmamayı kendine vazife edin,

Fıkıh ve hadîs oku, öğren,

Sakın cahil (ve kaba) sofulardan olma,

Farz namazları cemaatle kıl, lakin imam ve müezzin olma,

Şöhret isteme, şöhret âfettir, beladır.

Zamanımızda bazı kötü niyetliler Mevlânâ'yı yanlış tanıtıyor. Onun sahih itikadlı bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olduğunu, beş vakit namazı kıldığını, nafile namaza ve oruca devam ettiğini, Peygamber ahlakıyla ahlaklı olduğunu, fıkha ve ahkam-ı şer'iyeye sımsıkı bağlı bulunduğunu, Şeriatın sınırları dışına çıkmadığını hiç söylemiyorlar, hiç anlatmıyorlar.

Dinsizler, bozuk düzenin meftunları, resmî ideolojiyi din gibi benimseyenler Mevlânâ'yı sömürüyorlar.

Hayır hayır, bu büyük zat onların anlattığı gibi değildir. O, menkabe kitaplarının açıkça anlattığı gibi sahih itikatlı, namazlı, abdestli, geceleri kaim, gündüzleri sâim bir velîdir, bir İslâm bilgesidir.

Mânevî aşk, mânevî şevk, mânevî neş'e ehlidir.

İtikatsız Mevlevîlik olmaz.

Namazsız abdestsiz Mevlevîlik olmaz.

Mevlevîlik ile dünya sevgisi, para pul aşkı, makam ve mevki ihtirası birlikte olmaz.

Mevlevî lâhut (yücelikler) aleminden aldığını yeryüzüne saçan kimsedir.

Ruhanî neş'e olmadan kuru mevlevîlik olmaz.

Mevlevîlikte sema vardır ama onun âdâbı erkanı vardır.

Hazreti Mevlânâ bu coğrafyanın velinimetlerindendir.

Şeriatsız, namazsız, abdestsiz, oruçsuz bir İslâm hümanizması veya ideolojisi türetmek isteyenlerin Mevlânâ'nın hatırasına gölge düşürmelerine izin vermemeliyiz.

Bu yazı toplam 2386 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri