Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Küçük Cevaplar, Uyarılar, Mesajlar...

11 Mayıs 2011 Çarşamba

O cemaat, reformcu bir ilahiyatçıyı dini konularda imam/önder kabul etmiştir. Bu yüzden hizmetlerinin boşa gitmesinden korkulur. İş olarak orada çalışabilirsiniz ama yanlış inanç ve amellerine ortak olmamanızı tavsiye ederim...

Listesini verdiğiniz on kişiden sadece üçü icazetli alim, fakih ve müfessirdir. Onların Kur'an tercüme ve tefsirlerini okuyabilirsiniz. Diğerlerinin ilmi, icazeti olmadığı ve meal ve tefsirlerini re'y ve heva ile yaptıkları için kitapları okunmamalıdır. Okursanız ve (Allah korusun) ayağınız kayarsa sorumluluğun büyüğü size ait olur.

Haliq'a (Yaratan'a) masiyette (isyan edip günah işlemekte) mahluka (yaratığa) itaat edilmez. Daha olmazsa işinizi terk edersiniz. Allah yardımcınız olsun.

İslam dininde, Kur'anda ve Sünnette kader yoktur diyen kişi namaz da kılsa, oruç da tutsa dinden çıkmış olur. Onun kestiği yenmez, ardında namaz kılınmaz.

Müslüman anne ve babalar büluğ yaşına gelmiş kızlarını tesettüre sokmakla mükelleftir. Yine büluğ yaşına gelen çocuklar kız olsun erkek olsun beş vakit namaza teşvik edilmelidir. Böyle yapmayan ebeveyn (anne baba) günahkar olur.

Salih Müslüman kardeşine, meşreb farklılığı yüzünden düşmanlık edip kafirleri dost ve veli edinenler fasık ve şaşkındır.

Allah'a, Resulullaha, İslam'a, Kur'ana, Şeriata, Ümmete düşmanlık edip zarar vermiş olan hiçbir kafir ve zalim sevilmez ve tutulmaz. Seven ve tutanların dinleri imanları tehlikeye girer.

Son Osmanlı Padişahı ve İslam'ın 100'üncü halifesi Sultan Vahidüddin Han hazretleri imanlı, mütedeyyin, faqih, ahlak-ı hamide sahibi bir zattı. Başına hasbelkader felaketler gelmiş bedbaht ve talihsiz bir Müslümandır. Allah ona rahmetiyle muamele buyursun. Sakın ona iftira etmeyin.

Şeriata uygun gerçek tesettür ile Şeriat uymayan sahte tesettürü biliniz ve öğreniniz ki, hangi hanım tesettürlüdür, hangisi de sözde tesettürlüdür anlayasınız.

Çocuklarını paraya, zenginliğe, dünyaya, riyasete, üne, alkışa, lükse, konfora yönlendiren anne ve babalar bu yüzden kendilerinden hesab sorulmayacağını mı sanıyorlar?

Önemli olan yemek değil yedirmektir. Doyduktan sonra yiyen günaha girer. Devamlı olarak aşırı lüks yemekler yiyen sefihtir. Lakin Müslüman bir zengin yedirirse ve güzel yemekler ikram ederse inşallah sevap ve ecir kazanır.

Faziletliler Kulübü başkanlığına: Nazik davetnamenizi aldım, teşekkür ederim. Faziletli bir insan olmadığım için davetinize -hayaen- katılamayacağımı bildirir afv buyurmanızı istirham eder, ellerinizden ve eteğinizden öperim efendim.

Mütekebbir ve mağrur beyefendiye: Çay daveti için teşekkürler. O güzel bahçenizde nefis çaylarınızı içmek, eşi bir yerde bulunmayan enfes börek ve kurabiyelerinizi yemek için gelmek istiyorum ama sizin o kibir ve gururunuz yüzünden başımıza taş düşmesinden korkuyorum.

Cazibedar hanımefendiye: Yaşınız hayli ilerledi. Lütfen artık önce makyaj yaparak, sonra silerek (geride yine bir miktar boya ve kozmetik madde kalıyor) sağda ve solda arz-ı endam etmeyiniz. Makyajsızlık size daha fazla yakışır bilesiniz. İhtiramat-ı faikamı arz ve takdim ederim hanımefendi.

*(İkinci yazı)

Sahte Hatlar, Resimler, Antikalar...

Müzayedeye (açık arttırma) çıkartılan sanat eserleri hakkında antikacı firmalar kuşe kağıdına basılmış öyle lüks, hacimli, parlak kataloglar yayınlıyorlar ki, insan hayran kalıyor. Bunlardan yüzlercesini alıp karıştırdım. Eserlerin resimlerine bakmak bile bana zevk veriyor.

Son yıllarda antikacılık bir sektör haline geldi. Açık arttırma usulüyle satışlar genellikle lüks otellerde yapılıyor. Kaç sene oluyor, bir Ramazan günü bunlardan birine gitmiştim. Akşama, katılan herkese (eser satın alsın veya almasın) mükellef bir iftar yemeği vermişlerdi.

Öyle lüks antika dergileri çıkıyor ki, o nefasetteki yayınları devlet bile yapamaz.

Böyle olumlu bir gelişmeye paralel olarak ortaya sahte antikalar da çıktı. Rivayete göre İran'da, Irak'ta, Hindistan'da aslının hemen hemen aynısı sahte hatlar, tablolar, objeler yaptırılıp orijinal ve otantikmiş gibi piyasaya sürülüyor, müzayedeye konuyormuş.

Bir iki sene önce ülkemizi ziyaret eden bir Avrupa ülkesi başbakanına sözde tarihi bir ferman hediye edildi. Sonradan maalesef sahte olduğu meydana çıktı. Rezillik!..

Eski eser hırsızlığı ve kaçakçılığı da çok yaygın ve yoğun hale geldi. Son otuz kırk yıl içinde on binlerce cami soyuldu. Ne antika halı ve kilim kaldı, ne hüsn-i hat levhası, ne şamdan.

Topkapı surları dışındaki Yenikapı Mevlevihanesi, Vakıfların eski eşya, antika deposuydu. Hırsızları bunu güzelce soydular soğana çevirdiler. Sonra parmak izi, delil falan kalmasın diye yine bir güzelce yaktılar.

Güneyde'ki büyük şehirlerimizin müzesinden 12 (yazıyla: On iki) bin obje kayboldu.

Basra körfezindeki petrol prensliklerinden birine yüz binlerce dolara büyük bir hattatımızın hüsn-i hat levhası satılmış. Sonra... sahte olduğu tespit edilmiş...

Şeyh Hamdullahlar, Hafız Osmanlar, Ressam Osman Hamdiler gırla gidiyor.

Dostlarımızdan biri 150 senelik bir hat almış, salonuna asmış. Kağıdının kenarında oldukça yeni bir kağıt markası okunuyor...

Başka acı ve tuhaf maceralar da var: Petrol zengini bir Arap ülkesindeki yarışmaya gönderilen bazı eserler geriye verilmemiş.

Ülke genelinde define arama furyası devam ediyor. Definecilik, uyuşturucu bağımlılığı gibi bir şeydir. Her şeyi tahrip ederek en akıl almaz defineleri arar dururlar. Tarihi Müslüman kabirlerini bile bazen tarumar ediyorlar. Yahu, İslam dininde kabirlere kıymetli eşya koymak yoktur, bilmiyorlar mı?

Halktan bazı cahillerin ellerine eski, fersude bir kitap geçince, yazma Mushaf zannederek kaç yüz bin lira eder diye sormaya başlıyorlar.

Londra'da 100 sterline satılan mavi beyaz bir Çin porseleni Türkiyeye getiriliyor, fiyatı bin sterlin oluyor. Yedikule kapılarından birinin üzerinde mermer bir kitabe, onun üstünde yine mermerden ayrı bir tuğra kitabesi vardı. Kaç sene oluyor, hırsızlar güpegündüz merdiven dayadılar, tuğrayı alıp götürdüler. Belki de namuslu bir vatandaş, aman kayıp düşmesinler diye merdivenin ayaklarını tutuvermiştir.

Emirgan camii 1960'larda bir hat müzesi gibiydi. Son restorasyondan sonra bir tek hat kalmamış!..

Vefa bozacısının yanındaki camide büyük bir Muhsinzade hattı vardı. Yerinde yeller esiyor. Ne oldu acaba?

Yakın tarihimizde binlerce camiden on binlerce antika halı, kilim, hüsn-i hat levhası, şamdan, çini, yazma Mushaf çalındı.

Antika hat resim, eşya, obje alacaklara hatırlatıyorum: Mutlaka ekpertiz yaptırarak alınız.

Namuslu, şerefli, haysiyetli, doğru ve dürüst antikacıları ve müzayedecileri tenzih ederim.

Bu yazı toplam 2706 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri