Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Mısır Kralı Faruk'un Tek Erdemi

24 Şubat 2011 Perşembe

Yeni nesiller Mısır kralı Faruk'u bilmezler. Başında kırmızı fesi iri yarı bir kimseydi. Dindar değildi ama dine saygılıydı. Hedonistti, iyi yerdi, hovardaydı. Sanırım tek fazileti sivil bir devlet başkanı olmasıydı.

1952'de askeri bir darbe ile devrildi, Mısır'ın başına askerler geçti. Geçiş o geçiş... Mısır başını askerlerden kurtaramadı. Önce kukla General Necip, sonra şu meşhur binbaşı Abdünnasır, ardından Enver Sedat, onun öldürülmesinden sonra Hüsnü Mübarek. Ama ne mübarek ne mübarek!..

Mübarek devrildi de Mısır'da sivil bir idare kurulacak mı? Çok küçük bir ihtimal...

Mısır ordusu CIA ve İsrail tarafından yetiştirilmiştir. Ülkenin idaresini kolay kolay sivillere bırakmaz.

Mısır'da iki büyük sivil muhalif güç var. Biri Müslüman kardeşler teşkilatı, diğeri Kıbti kilisesi.

Mısır'da İslami bir rejimin kurulması İsrail'in sonunun başlangıcı olur. Ne Tel Aviv, ne de Washington böyle bir şeye izin vermez.

Mısır bağımsız bir devlet değil midir? Elbette bağımsızdır ama post modern bir sömürge şeklinde bağımsızdır.

Bizde olduğu gibi Mısır'da da bir vesayet rejimi vardır. ABD vesayeti, İsrail vesayeti...

Müslüman Kardeşler Teşkilatı 80 yıldır orada niçin başarılı olamadı, İslami bir rejim kuramadı? Başarı (tevfiq) Allah'tandır. Müslüman Allah'ın yardımına, tevfiqine nail olabilmek için sebeplere, vesilelere yapışmalıdır. Bu sebepler ve vesileler nelerdir?

ABD Mısır'a her sene 2 milyar dolar yardım yapıyor. Niçin? Orada İslam hakim olamasın diye.

Mübarek gitti, gelsin demokrasi... Yooo mesele o kadar basit ve kolay değil.

Mısır'da en büyük parti ordudur. Mısır ordusu ABD'nin ve İsrail'in güdümündedir.

Peki hiç çıkış yolu yok mu?.. Ölümden ve ihtiyarlıktan başka her hastalığın, her derdin çaresi ve çözümü vardır.

Muhtemel bir çözüm şudur:

Mısır ordusu içinden Salahaddin Eyyubi'ye benzeyen biri çıkar ve iktidarı ele geçirir... Bu esnada az mı kan dökülür, çok mu?

Mısır'da iktidar Memluk sistemi üzerine oturmuştur. Memluk devletinde hükümdarlık babadan oğula geçmez. Hükümdar ölür, yerine başka bir kumandan hükümdar olur.

Hüsnü Mübarek, taçsız krallığını oğluna devr etmeyi düşünmekle büyük bir hata etmişti. Böyle bir şey Memluk/Mısır sistemine uymaz.

Mısır üzerinde ABD'nin, İsrail'in, AB'nin emelleri var, hesapları kitapları var. Hep onların dediği mi olacak? Hayır!.. Onlar hesaplarını, mekir ve hilelerini yapadursunlar, Allah'ın da kaderi vardır ve Allah'ın kaderi daima üstün gelir.

Yakın bir gelecekte Mısır yüzünden büyük bir harp patlak verebilir mi?.. Mümkündür, olabilir.

*(İkinci yazı)

Dekolte Kıyafetler ve Diyanet

Bir ilahiyat profesörü dekolte (açık saçık) kadın kıyafetlerinin tecavüze yol açtığını söyleyince çağdaş kesimde yaygaralar kopartıldı.

Bir profesör bir konuda görüşünü, fikrini beyan etmiş... Bu görüşte şiddete veya teröre teşvik yok, kimseye hakaret de edilmiyor... Özetle ne diyor: Kadınların açık saçık giyinmesi, erkekleri tahrik etmesi tecavüzlerin artmasına sebep olur.

Bu iddia (çok doğru, çok haklı) bir fikirden, bir görüşten ibarettir. Beğenmeyen tepki gösterir, protesto eder ama yaygara kopartmak, profesörü medya linçine tabi tutmak yakışıksızdır.

İşin traji-komik tarafı Diyanet'in bu konuda taraf olmasıdır. Yeni Diyanet Başkanı da ilahiyat profesörünü tenkit etmiştir. Yani açık saçık dekolte kıyafetler tecavüze yol açmazmış, ilahiyat profesörü haklı değilmiş.

Ne günlere kaldık!..

Adalet duygusuna sahip, aklı başında, mantıklı, vicdanlı bir insan dekolte ve açık saçık kıyafetlerin, kadını daha güzel ve çekici gösteren bazı makyajların, şehvetleri galeyanda olan bazı erkekleri ve bilhassa gençleri tahrik edeceğinden şüphe etmez.

İslam dini kadınların kılık ve kıyafetleri, tavır ve hareketleri konusunda neler emr etmektedir?

(1) Yabancı erkekleri tahrik etmemek... (2) Tesettür kıyafetine bürünmek... (3) Namahrem erkeklerle ihtilat etmemek... (4) Yabancı erkeklere kendilerini güzel ve çekici göstermek için makyaj yapmamak... (5) Yabancı erkeklere, süründükleri güzel kokuları hissettirmemek... (6) Takıp takıştırıp, eski cahiliyet devirlerinde olduğu gibi sokaklarda, meydanlarda, çarşı ve pazarlarda kırıta kırıta, salına salına yürümemek... (7) İffetli olmak, iffetin gereklerini yerine getirmek... (8) Hayalı olmak, hayanın gereklerini yerine getirmek...

Dekolte kıyafetlerin aleyhinde konuşan ilahiyat profesörünün fikirleri, görüşleri, tenkitleri İslam'a, Kur'ana, Sünnete, Şeriata, İslam ahlakına, akla, mantığa, vicdana, ahlaka tamamen uygundur.

Bir kısım çağdaşlar, ilericiler, militan ateistler profesörü elbette tenkit edebilirler.

Diyanet'in doğru konuşan ilahiyat profesörüne cephe alması gülünçtür.

Profesörün, fikirleri ve görüşleri yüzünden mahkemeye verilmek istenmesi fikir hürriyetine aykırıdır.

Profesör aleyhinde bir medya linç hareketi oluşturulmak istenmesi bir tür terördür.

Diyanet, bu konuda iki şey yapabilirdi: (1) Susmak... Yahut (2) Çok ciddi ve vakarlı bir üslupla dekolte kıyafetleri, açık saçıklığı tenkit etmek... İkisini de yapmamıştır, yapamamıştır.

Şu hususu da belirmekte yarar vardır: Musevilikte ve Hıristiyanlıkta da tesettür vardır, iffet ve haya kavramı vardır.

İffet ve haya evrensel iki değer ve kavramdır.

Doğru konuşan İlahiyat Profesörü muhterem Orhan Çeker beyi tebrik ediyorum.

Bu yazı toplam 2816 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri