Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Pislik Savaşları

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Ülkemizde oynanan dehşetli satrancın içine bol pislik karıştı. Seviye hızla düşüyor. Paraşütsüz bir düşüş bu. Oyun gittikçe Bizanslaşıyor.

Kural şudur: Kim olursa olsun insanların gizli ayıplarını ve günahlarını faş etmek (açığa çıkartmak) doğru ve ahlâkî bir davranış değildir.

Gizli, gizlenen ayıplar araştırılmamalı, öğrenilirse siyasî veya başka maksatlarla kullanılmamalıdır. Böyle bir kullanım ahlâka ve hukuka uygun olmaz.

İnsanların gizli ayıplarını araştırmak niçin ahlâkdışı bir harekettir?

Peygamber (Salat ve selam olsun ona) şöyle buyuruyor: "Bir din kardeşini (onda olan) bir ayıpla ayıplayan kimseye aynı ayıbı vermeden Allah onun canını almaz."

Din büyükleri, insanları komşularının gizli ayıplarını ve günahlarını araştırmaktan men' etmişlerdir.

"Komşunun bacasını koklama, içeriden şarap ve kebap kokuları geliyor mu diye... Kapısını ve duvarını dinleme, içeride içki içiliyor, ahlâksızlık yapılıyor mu diye..."

Şu âhir zaman devrinde günahlar, ayıplar çok yaygın hale gelmiştir.

İlimler ve fenler de ilerledi ya... Gizli kameralar, gizli ses kayıt cihazları...Her yer âlet dolu.

Geçen sene bir savcı ile görüşmüştüm, kısa sohbetimiz esnasında "Tam 50 bin dinleme elemanı harıl harıl çalışıyormuş diye duyuyoruz..." demişti.

Dünyanın en güçlü ve ileri cihazları, kameraları, bilgisayarları, dijital depolama sistemleri... Her yıl bu işler için harcanan en az bir milyar dolar...

Türkiye'de sadece MİT yok... MİT'e paralel nice istihbarat sistemi çalışıyor.

Ayıplar, günahlar, açıklar hep tesbit ediliyor.

Şu anda on binlerce dosya derin dondurucularda bekletiliyor.

Son kullanılan dosya sekiz senelikmiş. Sekiz sene beklettiler ve (kendilerine göre) zamanı gelince ısıtıp servis ettiler.

Özel hayatlara ait bu gibi gizli dosyalar siyasî ve ideolojik amaçlarla kullanılırsa ortalık büsbütün pisleşir.

Son skandal kimin işine yarar?

1. AK Partisinin işine yaramaz, aksine ona zarar verir. AK Parti, CHP'deki statükonun devamını ister.CHP'nin başına genç, karizmatik bir lider geçmesini istemez.

2. CHP'deki koyu Ergenekoncuların işine gelir. Partinin başına yıpranmamış biri geçerse seçimlerde yüzde 30 oy alırlar, MHP ile koalisyon yapabilirler hayalleri...

3. Başbakanı devirmek isteyenlerin işine gelir.

4. Anayasa değişikliğini önlemek, açılımları durdurmak isteyenlerin işine gelir.

Bakalım bu skandalın sonunda neler olacak?

Ülkemiz maalesef temiz ve şeffaf değil. Bugünkü pislikte ve bulanıklıkta büyük medyanın büyük rolü var. Ahlâksızlık, faziletsizlik, yolsuzluk, pislik diz boyu değil, gırtlağa kadar. On yaşındaki kız çocukları tecavüze uğruyor...Saçı bitmedik yetimlerin haklarını yemek çok olağan sayılıyor...Fuhuş yaygın... Zina suç olmaktan çıkartıldı... Sigara yasağına mukabil alkollü içki tüketimi çok arttı...Türkiye uyuşturucu trafiğinin ana caddesi... Açılan her yeni okul, cezaevi ve mahkum sayısını da çoğaltıyor...

Fitne, fesat, günah, isyan, tuğyan... Talan talan talan...

Makyavelizm hâkim ideoloji.

Bizans entrikaları.

Halk yığınları dedikodulara, rezaletlere, polemiklere bayılıyor.

Mavilerle Yeşiller...Gladyatör oyunları... Boğa ve deve güreşleri...

Dijital kameralar... Pirinç tanesi büyüklüğünde verici cihazlar... Akıllara durgunluk veren dehşetli bilgisayarlar...

Mahşerin atlıları toz duman içinde dolu dizgin koşuyor.

"Sen benden boklusun!.. Hayır sen en boklusun!.." kavgaları...

Kazurat savaşları...

On dört yaşındaki bir kızla olan macerası yüzünden dindar kesime mensup bir yazara neler yapmışlardı hatırlıyor musunuz? Medya tantamlarının gürültüsü içinde linç etmişlerdi onu.

Türkiye'nin fazilete, iffete ihtiyacı var ama fazilet ortada yok, iffet yok.

Eskiden Avrupa binalarında hela yokmuş, insanlar lazımlıklara (oturak, havruz) def'-i hacet edermiş. Lazımlıklar da pencerelerden sokağa dökülürmüş. Fransa'nın şu meşhur Versailles sarayında bile durum böyleymiş.

Havalar ısındı ama siz yanınızda sağlam bir şemsiye olmadan gezmeyiniz. Skandalların kazurat ve idrar serpintilerine karşı...

* (İkinci yazı)

Müslümanlar ve Güzellik

Diyelim ki, bir yerde Müslümanlar yeni bir cami inşa ettirecekler ve bu iş için 25 milyon lira harcanacak. Böyle bir hayır işinin özellikleri, şartları nelerdir?

Camiin (1) mimarlık, (2) sanat bakımından güzel olmasıdır. Güzel anıt binalarda altın oran denilen, erbabının iyi bildiği bir hususiyet vardır. Yapılacak cami altın oranlı olmalıdır.

25 milyon lirayla güzel ve sanatlı bir cami de yaptırılabilir; mimarlık ve sanat açısından çirkin, zevksiz, ölçüsüz bir bina da.

Cami binasının mutlaka güzel olması gerekir. Cahillik, yetersizlik, kültürsüzlük yüzünden cami binasının çirkin olması, zevksiz olması, sanatsız olması İslâma ve Ümmete bir hıyanettir.

Ülkemizde yeni yapılan camiler güzel midir, sanatlı mıdır, mimarlık bakımından değerli midir? Bu sorunun uzmanlar tarafından cevaplandırılması gerekir.

Diyanet İşleri Başkanlığı yarışmalar açarak on kadar sanatlı ve güzel cami projesi hazırlatmalıdır.

Halkın kendi kafasına göre yine cami yaptırması kesinlikle önlenmelidir.

1952 ile 1956 arasında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinde okuyordum. Fakülteye yakın bir yerde Cebeci camii inşa ediliyordu. İnşaat hemen hemen bitmiş, içi mutfaklara, banyolara döşenen sanatsız seramiklerle kaplanmıştı. Merhum Başbakan Adnan Menderes bir sabah bu bölgeyi teftiş ederken cami inşaatını da gezmiş, seramikleri görünce "Olmaz, yakışmaz!.." demiş, bunların söktürülüp yerlerine Kütahyada yaptırılan sanatlı çinilerin döşenmesini sağlamıştı.

Bir atalarımızın yaptırdığı tarihî camilere bakıyorum, bir de yeni camilere. Aralarında dünya kadar fark var.

Elli yıldır cami inşaatı için belki de bir trilyon dolar sarfedildi. Keşke bu mabetlerin projeleri ehliyetli, liyakatli, çaplı mimarlara çizdirilmiş olsaydı.

Yeni camiler içinde mimarlık ve sanat açısından güzel ve başarılı olanı hiç yok demiyorum. Böyle olanları da vardır ama çok azdır, istisnâîdir. İstisnalar kuralı bozmaz.

Son yüz yıl içinde Müslüman toplum aliene oldu. Bin yıllık millî yazımızla okumayı yazmayı bile bilmiyor. Cahillik, sanatsızlık, kültürsüzlük, bedevîlik yaygın ve yoğun hale geldi.

İmam-Hatip mekteplerinin, Kur'ân kurslarının, öğrenci pansiyon ve yurtlarının, özel liselerin binalarına bakınız. Yüzde doksan dokuzu çirkin, mânâsız, sıradan. Bunları niçin güzel yapmadık, yapamadık?

Sadece camiler ve dinî binalar değil, meskenlerimiz, apartmanlarımız, hanlarımız; giyim kuşamımız, dekorasyonlarımız, tek kelime ile hayatımız ve dünyamız da çirkinleşti.

Müslümanlığın üç ana boyutu vardır:

İnanç ve düşüncelerin doğru olması.

Amellerin, ahlâkın, aksiyonların iyi olması.

Her şeyin güzel olması.

Güzel olmayan her şey eksiktir.

Hadîste ne buyuruluyor: "Allah güzeldir, güzeli sever."

Atalarımızın mezarlıkları bile güzeldi. Bir de asrî çağdaş mezarlıklara bakın.

Bu yazı toplam 2252 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri