Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Sabataycılar ve Yahudiler

26 Mart 2010 Cuma

SABATAYCILAR homojen bir grup mudur? Kesinlikle değildir. Üç büyük aileye, ayrıca bir yığın şubeye, kliğe, fraksiyona ayrılmışlardır.

Sabataycılar birbirlerine düşmanlık eder mi? Öyle bir eder ki... Hem tarih boyunca etmişlerdir, hem de günümüzde ediyorlar.

Siz Karakaşlarla, Yakubîlerin ve Kapancıların kardeş, dost, can ciğer kuzu sarması olduğunu sanıyorsanız hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir.

Yahudiler de böyledir. İsrail'de kelle sayısı bakımından Sefarad Yahudileri çoğunluktadır ama azınlıkta olan Eşkenaz Yahudileri onların ensesinde boza pişirmektedir. Sefaradlar İsrail'in zencileri, ikinci sınıf vatandaşlarıdır.

Yahudi devletinde halkın yüzde 10'u, bilemediniz 15'i Ortodoks ve dindar Yahudidir. Gerisi dinsiz, Yahudi şeriatına uymaz, günahkâr, azgın Yahudidir.

Ortodoks Yahudiler homojen midir? Kesinlikle değildir. Siyonist olanı vardır, Siyonizmi en büyük günah, isyan, TevratMusevîliğine hıyanet olarak algılayan vardır.

İsrail devleti yıkılsın, Siyonizm küfrü batsın, Filistin Filistinlilerindir, Ahmedinecad ne güzel konuşuyor diyenler en koyu dindar NetureiKarta Yahudileridir.

İsrail'de Allah tanımaz bir sürü ateist ve Marksist Yahudi yaşıyor.

Musevîlikle ateizm bağdaşır mı?

Tarihî bir şahsiyet gençliğinde mason olmuş, sonra Masonlara karşı çıkmış. Böyle bir şey olur mu? Bal gibi olur. Hem olmuştur.

Sabataycılar içinde Allah'a inanan dindar Sabataycılar olduğu gibi ateist, dinsiz olanları da vardır.

Bir Yahudi Yahudiliğe düşmanlık ve hıyanet edebilir mi? Edebilir...

Bir Yahudi'nin Siyonizm ideolojisi karşısında tutumu nedir? Siyonizme taraftar olabilir...Yahut şiddetle karşı olabilir... Bütün Yahudileri Siyonist sanmak cahillik ve salaklıktır.

Bir Yahudi başka bir Yahudiye kazık atabilir mi?.. Atar, nitekim atmaktadır.

Sabataycılar Yahudi midir? Elbette Yahudidir. Her Yahudi Sabataycı değildir ama her Sabataycı Yahudidir.

Bir Sabataycı Sabataycılık aleyhinde bulunabilir mi?

İki türlü bulunabilir:

(1) Nâdiren samimî şekilde bulunabilir. Karakaşzâde Rüştü bey gibi...

(2)İkili oynayarak, rol yaparak...

Bir Sabayatcı gerçekten Müslüman olabilir mi? Olabilir, nitekim yakın tarihimizde olmuştur.

Sabataycı kökenli büyük bir şahsiyet Sabataycılara zarar verebilir mi? Verebilir.

Masonlar homojen bir grup mudur? Kesinlikle değildir. Türkiye'de dört ayrı çeşit Mason teşkilâtı vardır. Bir kısmı Allah'ın Yüce Mimarına inanır, ateistleri aralarına almaz. Bir kısmı ise ateist veya agnostiktir. Aralarında düşmanlık ve gerginlik vardır. Yakın tarihte Masonların birbirine ettiğini kimse etmemiştir.

* (İkinci yazı)

MERTOLALIM, AÇIKOLALIM...

Muhterem kardeşlerimiz...

Sünnîliği bırakıp Şiî olmuş bir Müslümanın açık, mert, doğru hareket etmesi ve "BenSünnîliği beğenmedim, Şiîliğe geçtim" diye ilan etmesi gerekir. Tabiî, bu açıklamayı yaparken provokatif (kışkırtıcı) hareket etmeyecektir.

Bir başka Müslüman da, şayet Muhammed ibn Abdilvehhab'ın yolunu beğenip onun taraftarı olmuşsa, o da açık ve mert hareket etmelidir.

Müslümanlığın temel kurallarından biri de istikamettir, doğruluktur.

Müslüman, din kardeşlerini aldatmaz.

Peygamber aleyhissalatü vesselam "Bizi aldatan bizden değildir" buyurmuşlardır.

Bugün ülkemizde öyle Müslümanlar var ki, hem Şiî, hem de Vehhabî. Böyle çelişki olamaz. Şiîlik ile Vehhabîlik birbiriyle asla bağdaşmayan, uzlaşmayan iki yoldur. Ya samimî Şiî olacaksın, ya samimi Vehhabî.

Bazıları da "Vehhabîlik Sünnîlik demektir, ben hem Sünnîyim, hem Vehhabî" diyor. Bu söylem de doğru değildir. Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolu ile Vehhabîlik asla, kesinlikle bağdaşmaz, uzlaşmaz.

Hazret-i Mevlânâ "Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün" buyurmuşlar.

Vehhabîler, kendilerine Vehhabî denilmesinden hoşlanmıyor, bunu bir hakaret olarak kabul ediyorlar. Niçin?.. Muhammed ibn Abdilvehhab'ı imam, önder, müceddid kabul etmiyorlar mı?Evet niçin gocunuyorlar. Biz Ehl-i Sünnet Müslümanları Hanefî, Malikî, Şafiî veya Hanbelî olmakla iftihar ediyoruz.

Lütfen dinî kimliğimizi, dinî mensubiyetimizi saklamayalım. İslâmî çeşitlilik içinde neysek onu açıkça beyan edelim.

Hem koyu, militan, mutaassıp Vehhabî olacak, Vehhabîlik yapacak, hem de "Bu ayrılık gayrılık kalksın. Hepimiz Kur'ân'da birleşelim..." deyip duracak. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu...

Ayrılığın gayrılığın kalkmasını samimi olarak istiyorsan, sen önce şu Vehhabîliği bırak...

* (Üçüncü yazı)

TEŞVİKİYE

GEÇEN gün Teşvikiye'ye gittim. 1940'ta rahmetli Hamdune teyzem Nişantaşı'nda otururdu. Oraları eskiden beri bilirim.Teşvikiye ve Nişantaşı İstanbul'un medenî semtlerindendir. Dükkânlar, apartmanlar, insanlar orada daha düzgündür.

Safran isimli bir dükkândan (Vali Konağı Caddesi) üç paket kaliteli çay ile Bozcaada'da pişirilmiş bir ekmek aldım. İyi çaylar ne kadar pahalı...50 gramlık paketi 25 lira...

Bir pasajda antikacılar vardı, fiyatlar bana uymadı, bir şey alamadım.

Paul adını taşıyan bir ekmekçi ve kurabiyeci dükkânının önündeki yazılar Fransızcaydı, 1800'lerin sonlarından beri ekmek yaparlarmış. İstediğim ekmek bitmişti, bir başka sefer gelip alacağım.

Oldukça yaşlı bir beyefendi ile bir hanımefendi yavaş yavaş yürüyorlardı.Bey, belki de emekli bir büyükelçiydi.

İlim Yayma Cemiyeti'nin eski başkanlarından mütekaid Osmanlı zabiti merhum Vehbi Bilimer Teşvikiye'de otururdu. Kibar, nezih, görgülü, şehirli, medenî bir zattı.

Bir manav dükkânına baktım, kuyumcu gibi temiz, ışıklı ve gösterişliydi. Güzel bir kafede oturup çay içmeyi düşündüm, alkollü içki de veriyorlarmış, vaz geçtim. İkindi çayımı Haliç taraflarında bir yerde içtim, güzel değildi.

Yine Teşvikiye'de Backhaus'tan (Burada isimler genellikle İngilizce, Almanca, Fransızca...) iki esmer ekmek aldım. Bizde ekmek kültürü gelişiyor. Beyaz ekmeği yasaklamak gerek.

Fener'deki antikacı hanıma uğradım, iki toprak obje aldım. Biri Yunanistan'da yapılmış, müzedeki antik bir eserin replikası, üzerinde kurşun mühür var. Bizde niçin böyle şeyler yapıp turistlere, meraklılara satmazlar? Dünyanın sekiz büyük sanayi ülkesi olan Japonya'da çok eski, çok köklü, çok yaygın bir toprak, çömlek sanatı ve zanaati vardır. Bazı firmalar 800 yıldan beri fırında pişmiş toprak sanat eşyası üretir. İstanbul'da satılıyor mu bilmiyorum, bulursam elle yapılmış, görünüşü kaba saba, sanatı ve estetiği çok ama çok yüksek dört yeşil çay bardağı alacağım.

26.03.2010

Bu yazı toplam 2124 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri