Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Sayın Kişi!

18 Mart 2010 Perşembe

Sayın Kişi!.. Kimseyi hor görmem, kendimi de erdemli ve bilgili bir kimse sanmam ama sizin bazı halleriniz insanın sabrını tüketiyor. Çok bilge Sokrates "Bir şey biliyorum, o da hiçbir şey bilmediğimdir" demiş. Maşaallah sizin bilmediğiniz yok.

Hukuk kültürünüz yok, âmme hukuku nedir, devlet nazariyeleri nelerdir bilmezsiniz ve sonra kalkmış batsın bu devlet diye bağırıyorsunuz. Batsın bu devlet ne demektir biliyor musunuz? Herif uçakta yolcu, pilota, hosteslere, şirkete kızıyor ve düşsün bu uçak diye bağırıyor...Bu kadar akılsızlık olur mu?

İslâm'ı bilmezsin, İslâmcılık taslar, bol bol ictihad yaparsın.

Sende kuş kadar akıl, zerre kadar vicdan olsaydı yalakalık ve yağcılık yapmazdın.

İslâm dâvâsı kumaş, sen makas, kes bildiğin gibi.

Her gün ortaya yeni bir nazariye atarsın.

Kafanın içi aşure kazanı gibi. Yunus Emre, Mevlânâ, Hacı Bektaşi Veli, Seyyid Kutub, Mevdudî, Ali Şeriati, Kardavî, Muhammed ibn Abdilvehhab, İskilipli Atıf Efendi, İbn Teymiyye, Sultan Abdülhamid...

İşin gücün ucuz hamaset.

Maşaallah müşterin de çok.

Tevekkeli Müslümanların kafaları karmakarışık.

Yahu Mevlânâ ile İbnTeymiyye bir arada olur mu? İkisini kırk yıl bir kazanda kaynatsan birleşmezler. Biri bir vâdide, diğeri öteki vâdide.

Sultan Abdülhamid sevgisi ile Muhammed ibn Abdilvehhab sevgisi birlikte olur mu?

İzin verirsen sana bir tavsiyem olacak: Adaylığını koy, milletvekili seçil. Hizmetlerine Meclis çatısı altında devam et. Mazbatanı almak için ne güzel yemin edersin... Atatürk'e can u gönülden bağlı kalacağıma, Atatürk inkılaplarını destekleyip benimseyeceğime, Atatürk yolundan asla inhiraf etmeyeceğime vallahi billahi tallahi...

Merak ediyorum, milletvekili seçilirsen yine bu devlet batsın diye bağırabilecek misin, yoksa sayın liderine bağlılık neşideleri mi yazacaksın?

Selamlarıma saygı ekleyemiyorum, kusura bakma...

Bir dua edebilir miyim?

Allah hepimize akıl, fikir, vicdan ihsan etsin. Âmin...

* (İkinci yazı)

Camiye, kışlaya, mahkemeye siyaset girmesin

Particilik elbette camiye, orduya, yargıya girmemelidir.Bu üç kuruma particilik ve siyaset girerse elbette iyi olmaz. Lakin bu konuda dar düşünmemek ve dar konuşmamak gerekir. Meselelere çok geniş bir açıdan, bütünü görerek bakmalı, bu bakışın ışığında çareler ve çözümler aramalıdır.

1. Camiye particilik ve politika girmesin tamam. Tamam ama dine, camiye, Müslümanlara en geniş şekliyle din, inanç ve inandığı gibi yaşamak hürriyeti verilsin. Bu hürriyet verilmedikçe camiye siyaset girmesin lâfı mânâsız kalır, ortada kalır, kof ve boş bir lâf olmaktan ileriye gidemez. Türkiye Müslümanlarına nasıl bir din ve inanç hürriyeti verilmelidir? Cevap: İngiltere'de, Norveç'te, Finlandiya'da, bütün medenî ülkelerde olan en geniş din hürriyeti verilmelidir.

2. Orduya siyaset ve particilik girmesin, karışmasın... Ne kadar doğru bir söz. Böyle olabilmesi için ordunun:

(a) Resmî ideolojinin bekçiliğini yapmaması gerekir.

(b) Ordunun, halkın çoğunluğunu oluşturan Sünnî Müslümanlara kapalı olmaması gerekir.

(c) Orduya eleman yetiştirilirken Sünnîlik Alevîlik ayırımı yapılmaması gerekir.

(ç) Ordunun lâiklik veya lâikçilik meselesine karıştırılmaması gerekir.

(d) Halk tarafından seçilmiş iktidarın ordu tarafından devrilmesinin istenmemesi gerekir.

(e) Askerî hastanelere orduevlerine, askerî sosyal tesislere başörtülü hanımların, sakallı erkeklerin alınmaması gibi ayırımcı ve ırkçı kısıtlamaların kaldırılması gerekir.

3. Yargıya gelince: Yargının sadece bağımsız olması ile iş bitmez.

Şu üç şartın olması zarurîdir:

(a) Yargı mutlaka âdil olacaktır.

(b) Yargıda, azınlıktaki bir dinî mezhebin kadrolaşmasına izin verilmeyecektir.

(c) Yargıya Atatürkçülerin, lâiklerin veya lâikçilerin, antiklerikallerin, terakkiperverlerin (çağdaşların), statükocuların sızmalarına ve ele geçirmelerine fırsat verilmeyecektir.

(ç) Yargı hem bağımsız, hem âdil, hem hür olacaktır.

(d) Yargı; vatandaşları din, inanç, dinî görüş yüzünden muhakeme edip onlara ceza veremeyecektir. Din ve inanç hürriyeti, ancak âdil şekilde sınırlanacaktır. Din derneği tarikat kurmak serbest olacak, lakin dernek ve tarikat faaliyetleri sırasında yolsuzluk yapılırsa, o zaman yargı devreye girecek, suçları ispatlanacak kişileri cezalandıracaktır.

Resmî ideoloji taraftarları üniversiteleri, yargıyı, orduyu kullanmak istiyor. Buna kesinlikle izin verilmemelidir.

Benim din istismarı (sömürüsü) konusunda ne kadar hassas bir vatandaş olduğumu herkes bilir. Bu ülkede benim kadar, mensup olduğu camianın özeleştirisini yapan kimse yoktur. Evet din sömürüsü yapılmasın ama din hürriyeti de kısıtlanmasın.

Dindar, sofu, tarikat mensubu vatandaşların da savcı ve hakim olmak, subay ve astsubay olmak hakları vardır.

Bir subay dindar ise vicdanı öyle istiyorsa (vazifesini aksatmamak şartıyla) namazını rahatça kılabilmeli, orucunu tutabilmelidir.

Bir subayın hanımının başı eşarpla örtülü ise buna kimse karışamamalıdır. Hanımının başı kapalı diye bir subayın ordudan atılması suç değil midir, bir insan hakları ihlâli değil midir?

Savcılar ve hakimler milletin memurlarıdır. Resmî ideolojinin, düzenin, sistemin, şu veya bu tarikatin, mezhebin vazifelileri değildir.

Hülasa:

1. İngiltere'deki din hürriyeti gibi geniş ve gerçek bir hürriyet.

2. ABD ordusundaki din hürriyeti gibi geniş bir hürriyet.

3. (Mesela) Finlandiya'daki yargı gibi gerçekten bağımsız, gerçekten hür, gerçekten âdil bir yargı ve hukuk sistemi.

Ancak bundan sonra "camiye, kışlaya, mahkemeye politika ve particilik girmesin" demenin bir mânâsı olur.

Camiyi, kışlayı, mahkemeyi temiz tutmanın birinci şartı, resmî ideolojiyi kaldırmak, onun yerine şu yedi maddedeki işleri yapmaktır:

1. Evrensel insan haklarını kabul etmek.

2. Âdil hukukun üstünlüğünü ana prensip olarak kabul etmek.

3. Millî kimlik ve kültürü temel kabul etmek.

4. Gerçek demokrasiyi uygulamak. (Din gibi benimseyerek değil, metot ve sistem olarak...)

5. Devleti, eğitimi, bütün temel kurumları tarihî devamlılık çizgisine ve mecrasına oturtmak.

6. Bütün tarihî arızaları ortadan kaldırmak.

7. Bedeviyet kültürünün yerine medeniyet kültürünü getirmek.

8. Yeterli sayıda vasıflı, güçlü, ahlâklı, erdemli, Türkiyeliler yetiştirmek.

Ülkemizdeki Sabataist hakimiyet ve saltanat yıkılmadan bu işler olabilir mi?

Bu yazı toplam 1570 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri