Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Sınavı Kaybeden Hacıya

05 Mayıs 2010 Çarşamba

Senin ayağın karıdan kızdan, cinsel şehvetten, rakıdan şaraptan kaymadı. Sen bu günahları işlemedin. Namazını kıldın, orucunu tuttun, hacca gittin. Allah kabul etsin ama senin ayakların başka günahlardan kaydı.

Hacı hacı!.. Seni para yaktı... Sen para imtihanını veremedin. Haram helal ayırımı yapmadan topladın, zengin oldun ve bu yüzden yandın. Evet sen yanmış bir kişisin. İnsanın büyük bir kara, haram, necis, kirli serveti olur da cayır cayır yanmaz mı? Yangının ateşi, alevleri, korları senin içinde, kalbinde kalbinde...

Sen namaz kıldın, oruç tuttun, hacca gittin, hattâ birkaç umre yaptın ama nefs-i emmâre imtihanını veremedin. Ben ben ben deyip durdun da biz diyemedin. Nefsin seni gurura kibre 'ucba götürdü.

Sen lüks ve israf sınavını geçemedin. Lüks binitlere Nemrud ve Firavun gibi kuruldun. Saray yavrusu lüks ve müzeyyen kaşanelerde gününü gün, ahiretini berbat ettin. Abdest bozduğun ve abdest aldığın helanın, lavabonun madenî aksamı altın kaplıymış: Hacı hacı, sen yandın sen yandın!

Rüşvete bulaştın... Milyon dolarlık komisyonlar aldın... Alavere dalavere yaptın... Bütçeleri hortumladın... Gırtlağına kadar ribaya battın... Sen yandın, sen yandın...

Bozuk düzenlerde bozuk işler yapılır, haram yenilir dedin... Söyle bana bu fetvayı sen şeytandan mı aldın?

Fakirken ölçülü yiyordun. Zenginleşince bir mideyle değil, kafirler gibi yedi mideyle yiyorsun. Bunca Müslüman açken sen hangi vicdanla bu kadar tıkınıyorsun?

Namaz kıldın ama Allah'ın bütün mü'minleri ve Müslümanları tek bir Ümmet yaptığının bilincinde değildin. Hizip ve fırka taassubu sergiledin, Müslümanları bizden olanlar ve bizden olmayanlar diye ikiye ayırdın, fitne ve fesat çıkarttın. Sen Ümmet ve birlik sınavını yitirdin.

Hacı bey!.. Benim bu yazımı okur musun bilmem. Okursan, acizane ve naçizane tavsiye ediyorum: Muhasebeni yap, kendini hesaba çek, yaptıklarını sorgula ve inşaallah kendine bir çeki düzen ver.

Kuru lafla olmaz çeki düzen vermek.

Önce haram servetini tasfiye et. Malını miskinlere ve fakirlere dağıt. Sana ve çoluk çocuğuna yetecek kadar bırak. Benliğini en büyük düşman bil.

Bütün bid'atlerden uzaklaş.

İslâmcılığı, hizipçiliği, fırkacılığı, tarikatçılığı bırak; Müslüman ol, tarikatli ol.

Benim için "Sen kim oluyorsun" deme, söyleyene değil, Söyletene bak.

Benim kim olduğumu mu soruyorsun? Ben hiç olmak isteyen, onu da olamayan bir zavallıyım, sen bana bakma, yazdıklarıma bak. Doğru mu yazıyorum, yanlış mı?

* (İkinci yazı)

Çanakkale Şehitleri ve Laiklik

1915'te Çanakkalede birleşik düşman donanması püskürtüldüğü zaman Osmanlı devleti (her şeye rağmen) teokratik bir devletti. Başta hem Halife, hem Padişah olan Sultan 5'inci Mehmed Reşad vardı.

1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi açıldığı zaman, ilk işi İstanbuldaki Padişah/Halifeye bir bağlılık yazısı göndermek olmuştu.

1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde, Anayasanın ikinci maddesinde "Devletin dini, İslâm dinidir" yazılıydı. İstanbul'da Dolmabahçe sarayında, Ankara'daki Meclis tarafından seçilmiş bir Halife oturuyor ve merasimle Cuma selamlığına çıkıyordu.

O tarihlerde mahkemelerde Mecelle-i Ahkam-ı Adliye'ye göre yargılama yapılıyor, hüküm veriliyordu.

Büyük Millet Meclisi alkollü içki üretimini, satışını, içilmesini yasak etmişti. (Men'-i Müskirat kanunu)

Hafta tatili Cuma günüydü.

Bütün İslâm kadınları ve kızları tesettürlüydü, şehirli hanımların çoğu peçe kullanırdı.

Medreseler ve tekkeler açıktı.

Din ve devlet birdi.

Büyük bir bürokratımız geçen hafta resmî bir törende "Çanakkale şehitleri... Laik Cumhuriyet..." mealinde bir söz etmiş. Kafam karıştı da yukarıdaki satırları yazdım...

* (Üçüncü yazı)

Dindar Olmak Suç Değildir

Dindar olmamak veya olmak vatandaşların temel hakları cümlesindendir.

Hiçbir kanunun, makamın, büyük bürokratın, şu veya bu kişinin vatandaşın dindarlığına karışmaya, "Şu kadar dindar olabilirsin, daha fazlasını olamazsın" gibi laflar etmeye, direktifler vermeye hakkı ve yetkisi yoktur.

Dindar Müslümanları devlet için bir tehdit ve tehlike olarak görenler zalimdir, suçludur.

Hukuk önünde bir Sabataycı, bir Kemalisti, bir çağdaşı, bir Farmasonu dindar Müslümanlardan daha üstün ve "daha eşit" görenler ilkel zihniyetli, insan haklarını çiğneyen cahil, zalim zorbalardır.

Laik bir düzende isteyen içki içer, istemeyen içmez. Dindar bir vatandaşa ille de içki içeceksin demek zalimliktir.

Müslüman bir kadın ve kız, dinî inançları dolayısıyla başını örtüp kapanabilir, buna kimsenin karışmaya hakkı yoktur.

Başını örten Müslüman bir kadın avukata mesleğini icra ettirmeyenler zalimdir.

Subayların temel hakları vardır. İsteyen subay namaz kılar, oruç tutar, izin alıp hacca gider. Subayların bu gibi haklarına engel olmak zalimliktir, insan hakları ihlalidir.

Farmasonların kendi localarında (bir tür tekke) nasıl toplanıp Mason âyini yapmaya hakları varsa, dindar Müslümanların da tekke, zaviye ve dergahlarda toplanıp zikrullah yapmaya hakları vardır.

Hiçbir Müslümana, İslâma ve imana aykırı bir ideolojinin propagandası ve telkini yapılamaz; Müslüman böyle bir ideolojiyi kabule zorlanamaz. Yapanlar zalimdir.

Bu yazı toplam 1962 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri