Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mehmet Şevket EYGİ

Sizin Bozuk İdeolojinizi Kabul Etmiyoruz

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Biz sizin din gibi, iman gibi benimsediğiniz ideolojilerinizi, bu arada şu malum ve mahut resmî ideolojinizi kabul etmiyoruz.

Biz evrensel insan haklarını, hürriyetlerini, haysiyetlerini kabul ediyoruz.

Biz İslam dinine iman ediyoruz. Dinimiz "Dinde ikrah (zorlama) yoktur" diyor. Biz sizi zorla Müslüman yapmak istemiyoruz. Siz de bizi şu veya bu "...izme" girmeye zorlamayınız.

Bizim dinimiz bize, sizin dininiz sizedir.

Sizin bize kendi ideolojinizi zorla kabul ettirmek istemeniz insan haklarına aykırıdır. Hukuka aykırıdır, adalet ve insafa aykırıdır.

Siz laik değilsiniz, laikçisiniz.

Siz laikliği din haline getirmişsiniz.

Sizinle aramızdaki müşterek platform ancak ve ancak evrensel insan hakları olabilir.

Sizin ideolojik tabularınızı kabule mecbur değiliz.

Sizin, insan haklarına aykırı yasaklarınıza ve baskılarınıza boyun eğmek istemiyoruz.

Biz size nasıl baskı yapmıyorsak, siz de bize baskı yapmamalısınız.

Siz darbecisiniz, biz darbe istemiyoruz.

Siz halkı tahkir ediyorsunuz, biz halk olarak hakaretlerinizi size reddediyoruz.

Biz bu ülkede büyük çoğunluğu oluşturuyoruz. Biz ne haldeysek ülke elbette öyle idare edilecektir.

Halkın oylarıyla seçilen iktidar iyi bir iktidar değilse, serbest seçimlerle gitmelidir.

Bir buçuk milyon Kripto Yahudinin 70 milyon Müslümana baskı yapmaya hiçbir hakkı yoktur.

Siyasette, ülke ve devlet idaresinde en kötü, en hayırsız, en uğursuz şey sivil idarelerin askerî darbe ile devrilmesidir.

En kötü sivil ve demokratik idare, en iyi darbeden daha iyidir veya daha az kötüdür.

Gerçek demokrasi istiyoruz.

Vesâyet demokrasisi istemiyoruz.

Darbeler demokrasisi istemiyoruz.

İdeolojik demokrasi istemiyoruz.

Ülkemizde sosyal uzlaşma ve barış istiyoruz.

Gayr-i âdil hukuk istemiyoruz.

Çoğulculuk istiyoruz.

Sabataycıların, Kripto Yahudilerin bizim inançlarımıza, dinimize, kimliğimize karışmalarını kesinlikle istemiyoruz.

Hukuk önünde eşitlik istiyoruz.

İnançlarımıza uygun bir hayat sürmek bizim en temel hakkımızdır. Bu hakkımızı, hiçbir ödün vermeden istiyoruz.

Yazı ve lisan hürriyeti istiyoruz... Kılık kıyafet hürriyeti istiyoruz... Serpuş hürriyeti istiyoruz... Tesettür hürriyeti istiyoruz... Hafta tatili ve takvim hürriyeti istiyoruz... Zikrullah yapma hürriyeti istiyoruz.

Millî kimliğimize ve kültürümüze uygun kanunlar ve nizamlar istiyoruz.

Çocuklarımıza üç-dört yaşından itibaren din ve Kur'ân eğitimi verme hürriyeti istiyoruz.

Kasıtlı olarak câhil bırakılma zulmünden kurtulmak istiyoruz.

Bedbaht kadınların resmî TC vesikalarıyla fahişelik yapmalarını, bu fuhuştan KDV ve gelir vergisi alınmasını ve bütçeye konulmasını istemiyoruz.

Geçmiş asırlarda yaşamış atalarımızın mezar taşlarını okuyamayacak kadar câhil kalmış olma ayıbından kurtulmak istiyoruz.

Ülkemize ahlakın, faziletin, bilgeliğin, adaletin, insafın, güvenin, gerçek medeniyetin hakim olmasını istiyoruz.

Kendi vatanımızda köle, ikinci sınıf vatandaş, sömürge yerlisi, zenci, parya statüsünde yaşamak istemiyoruz.

Türkiye Müslümanları olarak Hz. Muhammedin yolundan ve izinden gitmek istiyoruz.

Hz. Muhammedin yoluna zıt ve aykırı yollardan gitmek istemiyoruz.

Tek cümleyle insan hakları ve hürriyetleri, milli kimlik ve kültür, adalet, nasafet, güvenlik, bilgelik, ahlak, fazilet, ilik, irfan istiyoruz.

Medeniyet istiyoruz.

İdeolojik bedeviyet istemiyoruz.

* (İkinci Yazı)

Bozuk, Sapık, Bid'atçi İlahiyatçılar

İsim vererek, hedef göstererek polemik yapmayı sevmem... O meşhur ilahiyatçının Ehl-i Sünnet ve Cemaate aykırı fikirleri, görüşleri, fetvaları, ictihadları, yönlendirmeleri, tenkitleri olduğuna dair tevâtür derecesinde iddia vardır. Sünnî Müslümanların bu konuda dikkatli, uyanık, firasetli olmaları, tuzaklara düşmemeleri gerekir.

Dinî konularda şu yolda bulunmakta büyük yarar vardır:

1- Ehl-i Sünnet ve Cemaat ulemasının cumhurunun yolunda ve dairesinde olmak.

2. Cadde-i Kübra'da olmak.

3. Sevad-ı Âzam içinde olmak.

"Bin yıldır ulema, fukaha, cumhur İslam'ı doğru dürüst anlayamamış, anlatamamış; doğrusunu ben buldum, ben söylüyorum" diyen kimselerden uzak durmak gerekir.

Zamanımızda din konusunda çok şazz ve aykırı fikirler, re'yler, görüşler var. Bunları kabul edenler sapıtabilir.

Bir ilahiyatçı kalkmış, İslam'da şefaat yoktur diyor. Vardır.

İslam dinine göre kabirde soru melekleri, kabir azabı yoktur diyor. Hayır vardır.

Biri kalkmış, islamî dernek ve kuruluşlar hükmî şahsiyet (tüzelkişi) olarak zekat toplayabilir fetvasını veriyor. Veremez, böyle bir fetva batıldır, çünkü mevrid-i nassa aykırıdır.

Kimisi fıkhı ve mezhepleri inkar ediyor.

Kimisi fıkıh mezhepleri karışık olarak uygulanabilir diyor.

Kimisi kaderi inkâr ediyor.

Bütün bunlar yanlış görüşlerdir. Akıllı ve ihtiyatlı Müslümanlar bunlara itibar etmemelidir.

Ehl-i Sünneti bilerek veya bilmeyerek yıkmaya çalışan bozuk ilahiyatçılar din hocası değil, Müslüman oryantalisttir.

Onlar ictihad yapamaz. Çünkü ictihad yapacak derecede ilimleri ve ehliyetleri yoktur.

Onlar müftü değiller, fetva veremezler. Verdikleri fetvalar batıldır.

Son yıllarda İslam adına ne garip şeyler yapılıyor, ne acayip sözler söyleniyor.

İslam'ı değiştirmek, yeni bir İslam türetmek istiyorlar.

Gerçek İslam münzeldir, yani Hak Teala katından gönderilmiştir.

Bozuk ilahiyatçılar bu indirilmiş İslam'ın yerine uydurulmuş bir İslam getirmek istiyor.

Ülkemizdeki bozuk ideoloji, bozuk düzen, bozuk sistem kendisine uygun ve muti' yeni ve evcil bir İslam türetmek istiyor. Kemalist ilahiyatçılar (hepsi Kemalisttir demiyorum...) böyle bir İslam çıkartmak için vazifelidir.

İslamda, Hıristiyanlıkta olduğu gibi reform yapılamaz.

Her asrın başında Allah-ü teala dini tecdid için bir müceddid gönderir. Bu müceddid, bid'atlerle mücadele eder.

Dinde yenilik olmaz, yenilik sapıklıktır.

Dinde değişim olmaz.

Fazlurrahmancılık çok bozuk bir fırkadır.

Reformcu bir ilahiyatçı namaz kılmıyor. Böyle bir kişi din hocası olabilir mi? Ondan din bilgisi öğrenilir mi?

Sultan Abdülhamid zamanında imparatorluğun birinci okulu olan Galatasaray Sultanisinde (lisesinde) öğrencilerin beş vakit namazı cemaatle kılmaları mecburî idi. Zamanımızda İmam-Hatip okullarında beş vakit namaz kılanların nispeti çok düşüktür. İlahiyat fakültesi talebelerinin yarısı bile namaz kılar değil.

Ehl-i Sünnet dairesi dışına çıkmış icazetsiz ilahiyatçılar İslam'ı ve Müslümanları temsil etmezler.

Diyalogçuluğa gelince: İslam'da böyle bir şey yoktur.Sonradan çıkartılmış çok vahim, çok tehlikeli bir bid'attir.

(Namaz kılmayan imam-hatip ve ilahiyat öğrencilerini tenkit etmek, onları kötülemek mânasına gelmez. Bir uyarıdır. Çok kesin bir farz olan, dinin direği olan namazı kılsınlar. Kendilerine selam ve hürmet ederim.)

Bu yazı toplam 1658 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri