Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mesut DOĞAN

Gerçekten öğretecekseniz...

21 Şubat 2017 Salı

Müfredatta temel dersler içinde Tarih Programı haricinde içerikte ciddi bir değişiklik olmadığını görüyoruz. Kodlama dersinin getirilmesi ve ‘İngilizce eğitimi’nde yenilikler var bir de… Finlandiya Modeli ile içeriğin hafifleyeceği ifade ediliyor fakat ders saatlerinin değişmeyeceği hatta artabileceği vurgusu da yapılıyor. İçeriği yüklü bir ders hafifletilerek yerine yeni bir ders konulmuyor.  Ders saatleri azaltılarak kişisel, sosyal, sanat ve yetenek gelişimine yönelik etkinlikler arttırılmıyor.

Haftalık Ders Saatlerine bir baktığımızda; ilkokulda 30 saat, ortaokulda 36-37 saat, İmam-Hatip Ortaokullarında 36 Saat, Temel liselerde 35 saat, Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Yetenek Liselerinde 40 saat, Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri 39-46 saatlik ders programlarıyla karşılaşıyoruz.

Türk insanında görsel-dokunsal özelliklerin ağır basması nedeniyle, bir çocuğun 6 yaşından 18 yaşına kadar kuru bir tahtada oturup 30-46  saat, öğretmeni dinlemesi psikolojik, biyolojik, fizyolojik olarak mümkün değildir. Bu nedenle, dersin büyük bir bölümü, otur evladım, sus evladım, dur evladım ile geçer. Fatih Projesi kapsamında sınıflara takılan akıllı tahtalarla görsel ve dokunsal öğrenmedeki ağırlığın arttırılması hedeflenmişse de öğretmenlerin yüzde 80’inin eski alışkanlıkları gereği kara-beyaz tahtada ders anlatmaya devam ettikleri aşikardır.

Öğrenci dersten, sınıf ortamından çıkmadıktan sonra, içerik hafiflese ne olur, ağırlaşsa ne olur. Müfredat, derse girdikten sonra tamamen öğretmenin elinde olan bir şey. Onu istediği kadar kısaltır ya da uzatır. Bakanlık olarak siz içeriği hafiflettim deseniz de, -özellikle ilk ve ortaokulda- veli baskısıyla o içerik katlanır da katlanır. Veliler, öğretmeni ‘Neden daha çok anlatmıyorsun?’ ‘Neden daha çok ödev vermiyorsun?’ kıskacına almıştır çünkü.

Kodlama dersinin ilkokul 1’den 4’üncü sınıfa kadar verilen tüm derslerin içine yerleştirilmesi önemli, bununla birlikte ‘robot yapma eğitimi’ pilot illerde uygulamaya girdi. 

Müfredattaki en önemli değişiklik İngilizce Programıyla ilgili... “5’inci sınıfa konulacak yabancı dil hazırlık sınıfının pilot uygulamasına, önümüzdeki eylülden itibaren 81 ildeki 500 okulda başlanacak, sonraki yıl yaygınlaştırılacak. ABD başta birçok ülkede uygulanan STEM Programı örnek alındı. Lisede İngilizce eğitimindeki anlayışta değişikliğe gidildi. Daha fazla günlük yaşam ve kullanıma odaklanıldı. Konuşma ve dinlemenin yanı sıra dil becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor; gramer eğitimi ikinci planda. 9’uncu sınıfta başlangıç seviyesi, 10’da daha ileri düzeyde olması isteniyor.”

Türkiye’de İngilizce öğretimi başlı başına bir dert. Sistem her ne kadar ‘Yabancı Dil’ diye adlandırsa da bunun adı İngilizce öğretimi. Sömürge ülkesi değiliz fakat sömürge ülkeleri gibi okullarımızda okul öncesinden başlayarak bütün kademelerde zorunlu İngilizce eğitimi veriyoruz.Yabancı dil öğretiyoruz bahanesiyle çocuklarımızın iliklerine kadar İngiliz-Amerikan kültürünü aşılıyoruz. Fecaat bu anlayıştan kaynaklanıyor ve aynı şekilde devam ediyor. Öğretemediğimiz bir dil için on binlerce öğretmeni istihdam ediyoruz, yılda en az 216 ders saatini çöpe atıyoruz.  Kimse de buna dur, demiyor. Son İngilizce programı, sömürgeliğimizi pekiştirmek için yapılmış adeta. Bütün sınıflar düzeyinde, İngilizce’nin haftalık ders saati yükünün arttırılması yetmiyormuş gibi, 5. Sınıflara Hazırlık İngilizce getirilmiş.

İlkokul 5'te hazırlık sınıfı olmaz. Çocuk hangi motivasyonla yabancı dil öğrenecek? Bu yanlış karar pilot uygulamayla son bulur umarım. 

Türkiye sömürge ülkesi değil ve daha fazla kültür emperyalizmine tahammülümüz yok. Okullarımızdaki 18 milyon öğrencinin % 99’u Türk çocuğu. Azınlıkların ayrı okulları var zaten. Türk çocuğuna anadilini en iyi ve en güzel şekilde öğretmeden onlara, çift dil eğitimi vermek cinayettir. Bu ancak sömürgeciliğe uğramış ülkelerin eğitim sistemlerinde göirülür.  Evlatlarımızı; bu veletlere bu kadar saat İngilizce dersi veriyoruz, yine de öğretemiyoruz, bu çocuklar embesil yahu, konumuna getirmeye kimsenin hakkı yok.

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'nun ilk defa gündeme getirdiği gibi, yabancı Dil ihtiyaç olduğunda çok hızlı bir şekilde öğrenilecek bir şeydir. İhtiyaç olduğunda bizim çocuklarımız, gençlerimiz de yabancı dili gayet güzel öğreniyorlar. İngilizce ise İngilizce, Fransızca ise Fransızca, Rusça ise Rusça. Osmanlı'nın son dönemde, Islahat-ı İslamiye Medreselerinde, 1 yıllık bir eğitim programıyla bir değil iki yabancı dil öğretiliyordu. Yabancı Dil Öğretiminde samimi isek işi daha fazla yokuşa sürmenin manası yok. Bu işin çözümü gayet basit. 

Çözüm önerimi söylüyorum ve bitiriyorum:

1.İlkokul, Ortaokul programlarından İngilizce’yi veya başka bir yabancı dili tamamen çıkarmak. Buradan boşalan bütün İngilizce öğretmenlerini İl ve İlçe bazında bir havuzda toplamak. İngilizce’den boşalan ders saatlerine, çocukların kişisel gelişimine uygun, etkinlik ve uygulama ağırlıklı dersler koymak. Bu dersleri de ‘kur’ , ‘kuşak’ sistemi gibi kademelendirmek.

2.TEOG Sınavında her öğrenci için ayrı bir seçenek getirmek: Yabancı Dil Hazırlık Okumak İstiyorum/İstemiyorum. Öğrencilerin TEOG’da yerleştirildikleri okul haklarını muhafaza ederek, isteyen öğrencileri, İl ve İlçelerde -havuza alınan öğretmenlerle oluşturulan- Yabancı Dil Liselerinde Hazırlık Sınıflarına almak. Bu yabancı dil seçeneklerini;  İngilizce, Arapça, Rusça, Çince, İspanyolca olarak belirlemek. Hazırlık sınıfında 2-3 öğretmen ile 30 Saat Yabancı Dil Eğitimi vermek. (Bu saatler içinde ikinci bir yabancı dil de gayet rahat öğretilebilir.) 4 Saat Türkçe ve 2 Saat Beden Eğitimi/Resim/Müzik ile toplam 36 Saatle programı tamamlamak. 

3.Hazırlık Sınıfı sonunda, öğrencilerin dil seviyelerini tespit etmek ve bu seviyelere göre dil eğitimlerine devam etmelerini sağlamak. Bütün liselerde seviyelere göre gruplandırma sağlanamazsa, o ilin/ilçenin Yabancı Dil Liselerinde haftanın belli günlerinde eğitim almalarını sağlamak.

4.Hazırlık Sınıflarında yabancı dil seviyeleri yüksek çıkan öğrencileri de isteklerine göre, yabancı dil ağırlıklı lise programına devam etmelerini sağlamak. Lise 9.Sınıfta dil eğitimini kesintiye uğratmamak.

5.Liseyi bitiren her öğrenci için bir ‘yabancı dil sertifikası’ oluşturmak. Bu sertifikadaki seviyelerine göre, yabancı dilin zorunlu olduğu lisans bölümlerine tercih önceliği getirmek. Öğrencinin Lise hazırlık sınıfında okuduğu ve üzerine koyduğu yabancı dilin, kendisini yüksek öğretimde üst seviyelere taşıyacağını bilmesini sağlamak. Böyle bir motivasyon olmadan, öğretilen yabancı dil yine sınırlı kalır.

6.Üniversitelerde, her bölüme yabancı dil hazırlık sınıfı okutulmaktan vazgeçildi. Bazı bölümlerde zorunluluk var. Üniversitelerdeki hazırlık sınıfı muafiyetini kaldırmak, öğrencinin liseden getireceği sertifikayla, durumuna karar vermek, buna rağmen hazırlık okumak istiyorsa da isteğini yerine getirmek.  

 

LEVHA

Yabancı dil eğitimine karşı değiliz, kültür emperyalizmine ve emek-zaman israfına karşıyız. 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2630 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri