Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Murat KARAKOYUNLU

KEMAL TAHİR’İ UNUTUP TÜRKAN SAYLAN’LA YÜRÜMEK

12 Haziran 2013 Çarşamba

Erdoğan’ın her sözüne, her yaptığına eyvallah diyenlerden değilim. Çoğu konuda kızdığım yanları beğendiğim yanları ile at başı gider hatta. Ama şu son olaylardan sonra artık yeter diyen milyonlarca insanın içerisinde kendime rahatlıkla yer buluyorum.

Gezi parkı olayları, daha ilk başta yaşanan garezi tavırlar, neye, kime, niçin olduğu anlaşılamayan saldırılar, yıkım, talan ve ölçüsüz öfkeye dayalı üslup ile edilen küfürler sebebiyle esaslı bir protesto, bir tepki ya da nitelikli bir eylem, bir halk hareketi olma vasfını çoktan kaybetti. Camı çerçevesi yerle bir edilen esnaf da, eylemin yapıldığı sokağa giremediği için kursunu, eğitimini ötelemek zorunda kalan öğrenci de, evde yemek pişirmek için işten çıkar çıkmaz bindiği otobüsün güzergahı mecburen uzatılan anne de, eylem yapılan sokakta her gün mendil satmaya çalışan çocuk da, köşedeki dilenci de, her sabah dağıtılan, kirletilen yakılıp yıkılan sokakları temizlemek zorunda kalan belediye işçisi de, hasılatı yarıya inen lokanta sahibi de, borsada parası olan küçük yatırımcı da, düşük faizle kredi almak isteyen memur da, tatile gitmek için döviz kurunun eski haline dönmesini isteyen baba da, Günlerdir fazla mesai yapan polisin endişeyle bekleyen annesi de, Başbakan’ın faiz lobisi diye eleştirdiği bankaların camları taşlanan şubesindeki şube müdürü de,  yeter artık diyor. Tadını kaçırmayın. Hani tadı çoktan kaçtı da, uzatmayın.

Başbakan’ın sert tavırlarından rahatsız olduğunu söyleyen, anlamlarını bile bilmediği kavramlarla harmanladığı cümlelerini bir biri ardına tekrar edip duran, taksimdeki ağaçlar derken ilçe belediyesinin koyduğu tahta bankları onlarca kağıdı kullanarak yakıp tutuşturan (kağıtla ağaç arasındaki ilintiyi kurabiliyorlardır inşallah) zorlama bir terörist eylemle karşı karşıyayız. Diktatör Tayyip, Faşist Hükümet naraları atan ama diktatörle faşistin anlamını dahi bilmeyen; o da bir keresinde ananı da al git demişti diye özetlenecek kadar sıradan bir eleştiri seviyesiyle Başbakan’ın tavrını eleştiren, üstelik bunu söylerken de Başbakan’ın müteveffa annesine karşı gâriz küfürler savurmayı maharet bilen, illegal örgütlerin eylemlerini kendi protesto maksatlarından ayırt edemeyip alet olan bir güruhun yürüttüğü bu saçma sapan eylemin, eylemcilerini daha fazla rezil etmeden, bitirilmesi gerekiyor.

Bir dönemin askerden medet bekleyerek hükümeti devirmek sevdalısı olan eski sağlam solcuları, 68 kuşağının eski tüfekleri, gezi parkında da kaybettiniz.

Yıllarca orduya, darbelere karşı mücadele verip sonra ordudan, darbeden medet bekler hale geldiğinizde düştüğünüz tenakuzu, sorgulamadığınızda kaybettiniz aslında siz. Deniz Gezmiş’lere, Mahir Çayan’lara, Hüseyin İnan’lara Yusuf Aslan’lara, Livaneli’nin Yiğidim Aslanım türküsüyle bağlı kalmayı yeterli gördüğünüzde kaybettiniz aslında kimliğinizi. Sırtına basıp yükseldiğiniz ezilen halkı, şampanyalarınızı yudumlarken hakir gördüğünüzde çıktınız YÖN DERGİSİ’nin size çizdiği Kemalist Sosyalizm çizgisinden. "Halkın dışında kurtarıcılar beklemenin yanlış ve zararlı bir tutum olduğuna inanıyoruz" diyen SOSYAL ADALET DERGİSİ’nin, ANT’ın idealizmini kaybettiniz piknik yapan insanları öfke ile küçümseyip seyrederken. Kapitalizme savaş açtıktan sonra tutup paraya tapmaya başladığınızda uzaklaştınız Anadolu’nun Kara Oğlan diye sahiplendiği gerçeğinizden.

Şimdi tutmuş hâlâ İstanbul’da Ulus’tan, Ankara’da Çankaya’dan halkın şanlı direnişine (!)kadeh kaldırıyorsunuz. Emekli Albay Kemal ile Öğretmen Cemal’in Halk Evleri mazisine yapmış oldukları 'hey gidi günler hey' demlenmesinin arasından fırsat bulup “hanım tencereyi kap gel eyleme gidiyoruz, çok yedik zaten onu da eritmiş oluruz” mantığıyla yürüyeceğini düşündüğünüz bu mücadeleniz bir sonuç vermez emin olun. Yapmayın artık.

Her şeyden önce siz o siz değilsiniz ve sizin döneminizin gençleri de, yok artık. Hatta seksenlerin, doksanların gençleri de yok. Maalesef iki binli yılların gençleri depolitize bir profil çiziyorlar. O yüzden neye tepki gösterdiklerini, ne yaptıklarını da biliyor değiller. Bu eyleme kadar sorsanız, hangisi başbakan hangisi cumhurbaşkanı diye Gül ile Erdoğan’ı görevleriyle zikredenlerin sayısı inanın hayal kırıklığına uğratırdı sizi, hayal kırıklığına uğratıyor bizi.

Parlamento ile meclis arasındaki fark nedir deseniz wikipedia kaynağına dönmeden size cevap verecek birisini zor bulursunuz. Cumhuriyet nedir, demokrasi ile arasında nasıl bir ilişki var söyler misiniz dediğinizde kafası Error verir bu neslin.

Bunları söylerken seviniyor değilim. Üzülerek yazıyorum hatta. Ama maalesef günümüz iletişim kanallarından edinilen dağarcık, bilgiye kolay erişimin verdiği rahatlık, hazırlopculuk ve de umursamazlık v.s derken ülkenin geleceğine kafa yoracak bir gençlik bulmak inanın çok zor. O sebeple yine yanlış yerden medet bekliyorsunuz.

Siz iyisi mi önce bir kendinize dönün. Sağ kesim sahip çıktı çocuklarına, özlerine dokunmadan yetiştirdi, eğitti. Siz, Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı, Devlet Ana, Bozkırdaki Çekirdek eserlerine sırt çevirip, modern sanatlar, bale, piyano diyen Türkan Saylan’ları tercih ettiğinizde kaybettiniz Anadolu’yu.

Bugün, taksi durağında esnafla sohbet eden, evde çay var mı diyerek çat kapı misafir olan, simit ısmarlayan, gerektiğinde hiddetlenip Kasımpaşalı, Rizeli tavrıyla gelmeyim oraya ha! diyen Tayyip Erdoğan değil aslında, samimiyet kazanacak yine.  

Siz mi? Önce halkı tanıyın, Anadolu'yu tanıyın. Yılmaz Güney nostaljilerinden çıkarak yeni Türkiye'nin ne istediğini görmeye çalışın. Erdoğan artılarını görüp hatalarından ders çıkarın. İyisine iyi, kötüsüne kötü demenin ayrımını iyi yapın. Ve çilingir sofranıza altlık yapmadınızsa eğer sayfalarını, yukarıda ismi geçen dergilerinize şöyle bir göz atıp eski ve yeni halinizin muhakemesini yapın.  

Bu kafayla giderseniz, gezi parkındaki ağaçların meyvelerinden yiyerek büyüyen çocuk da yine, yeni bir Tayyip Erdoğan olacak zaten.

mkarakoyunlu@hotmail.com.tr

https://www.facebook.com/mkarakoyunlum

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4706 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri