Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Murat KARAKOYUNLU

VEDA

15 Şubat 2013 Cuma

Daha ilk yazısına veda ile başlayan bir yazarın yazı istikrarı hakkında yayıncımın, düşeceği tereddüdü, eğer bu yazıyı okuyorsanız, aşmış olduğunu görerek  adımlarımı atıyor, çıktığım bu yolculuğa dahil olan herkesi, sunduğum şükranlarıma şahit kılıyorum.

Aslında hayat, kendi içinde bunca tereddüt taşırken, bizim med-cezirlerimiz de kainatta kaybolup gidebilme lüksüne sahip. Her veda bir başlangıç olduğundan, sallanan her el bir yeni öyküye kucak açtığından, ‘’veda ederken başlamak, müsvetteden temize çekmektir’’ diyor ve öyle başlıyorum.

Her terk edişin bir öyküsü vardır hayatta. Sebepli sebepsiz ayrılışların, yola koyuluşların, vaz geçmelerin ve kavuşmaların, yaşanan ve yaşanmayanların bir öyküsü vardır. Keşke, belki ve iyi kilerle birbirine bağlanan cümlelerde anlatıldığı kadar hırs, öfke, hüzün, tebessüm ve tereddüt taşıyan herkesin bir öyküsü vardır işte. Size anlatacaklarım bu köşede tam olarak, böyle bir öykünün keşke, iyi ki ve belkilerinin paragrafları olacak.

Bugünü, geçmişi ve geleceği olağanlık çizgisinde kabul ettiği için fark edemediği detayların resmini, Dali’nin boyutlu resimleri kadar hassas ölçülerle incelemediği vakit neleri kaybedeceğiyle yüzleşmek için insan, baştan tercihlerini doğru yapmalı, baştan sorgulamalıdır hayatın olağanlığını. Ya bırakmalıdır tek düze yaşamayı öyle ya da böyle fark etmeden geçip gidenlerini yanından, bir tebessümle dâhil edebilecekken hayatına, esirgemeyi tercih ederek neleri feda ettiğini hiçbir zaman öğrenmemeli. Yoksa acısı kaldırılmaz bir yükü yüklenmek durumunda kalacak, duvara, hem de fena toslayacaktır.

İnsanın ümitlerinin ellerinden akıp giden sular gibi gittiğinde hissettiği çaresizliğin bıraktığı acı, tüm feda edişleri ve feda oluşlarıyla dahi deva olunmayacak büyüklüktedir çünkü. Tecrübeyle sabit, bu acıyı yaşama dostum. Yoksa kaybettiklerin kadar kazandıklarına da üzülürsün. Hiç olmanın sınırında yaşarsın çünkü.

Veda ederek feda olmayı yaşarsın.

İnsan, olmayacak duaların var olduğunu düşündüğünde, nasıl ki kudreti sorguluyorsa hadsizce; olanlarına hayatının şükretmediğinde de hadsizleşiyor aslında. Olmayacakları olduran El Müheymin ismine sığınıp Rabbin, tevekkül vakarına erişmeden evvel kimse gerçek mutluluğun sahibi olacağına inanmamalı.

Tüm bu gerçekleri kabul ederek bugün, bir veda türküsü söylemeye başladığımı ilan ediyorum. Olağanlığı sorgulayarak, olmayacakları olduranın kudretine boyun büküp, yaptığım hataların yüzüme çarptığı yüzlerce tokatın sızısıyla törpülenerek veda ediyorum.

Sen, hayatın tüm yükünü beraber omuzladığım mihenk taşı yüreğimin. Sen, onulmaz yolculuklarımın yol arkadaşı, mataramdaki su, yüzümdeki fer, şefkat ordularım içerisindeki tek ayakta kalan nefer, umudum, çaresizliğim, çarem, derdime deva sunduğu Lokman’ın en acı yanımı kapatan merhem. Hayata veda etmeden veda edemeyeceğimi düşündüğüm, gördüğü gözlerimin. Bugün, hayattaki en acımasız şeyi yapıp seni, kendi durulmaz yarınlarım için feda ediyor, tüm gücümü alıp sol yanıma, feda olabilmek umuduyla veda ediyorum. Ey hayatımın o en görünmeyende gizli yüzü. Seninle yürünemeyecek bir yolculuğa çıktığım gündür bugün. Seni, o uzun yolculukların trenlerine binip terk ettiğim gündür.

Üzülme, ahengi hayatın. Pes edip teslim olduğum tarafı bu savaşın, esaretini, el açıp dilediğimdir. Razıyım yani. ‘’Yol değil’’ demeyeceksin bana gittiğin o yol, görsen gözlerimi. İnan bana. O, üç şekerli içsin diye çayını şekersiz içmeye alıştıracak kadar kendini masum, O mutlu olsun diye seni feda edecek kadar cesurum. Sana veda ediyor, gidiyorum. Anla beni Nurum.

Takatsiz bir dağcının uçuruma düşmeden bıraktığı son bakışı kadarlık bir veda bu sana ettiğim. Ben, hani o haykırışlar duyduğu karanlık ormandan gelen her sese yürüten yüreğini. Uçurumun kıyılarından denize, bir beyaz atkı gibi savuran ellerini. Seraplara gösteren, uzanıp dokunulası vahalarındaki gözlerini. Kaybeden yani, yenilip, mağlup olup, terkedilen. Kazanmaya gidiyorum bu kez, feda olmaya gidiyorum. Kalemlere sakladığım kelimelerin içinde hapsolmaya gidiyorum.

Tek azığım inşirah…  Olmayacakları olduranın kudretindedir ferah…

Ruhun bir ayındaki Şevval. Unutma! Hayaller, bir gün gerçeklere yenilirler. Sen, bir yaratılmışta vuku bulmuş hayal, vedalar içinde kendine bir remz arıyorsun. Gördükçe bu remzini ben azmediyorken sen, bu vedayı bir son mu, ne sanıyorsun?

Bize ulaşın:

mkarakoyunlu@hotmail.com.tr

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5102 defa okunmuştur
BİYOGRAFİNİZE BAKINCA
konevi
Biyografinizi okuyunca "Vedalaşmayı adet edinmiş ruh haletine sahip" biri ile karşı karşıya olduğumu düşündüm. Yatuk olmaktan daha iyidir ayrılık. sürekli akmayı yosunlaşmaya tercih etmek daha üstün bir vasıftır insan için .
21 Şubat 2013 Perşembe 12:41
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
başlangıçlar
vedalar
Habername sağlam bir yazarı daha dahil etmiş gibi görünüyor.Başarınız daim olsun.Kaleminiz hep sevgiyi yazsın.Hayırlı mübarek olsun.Hoşgeldiniz.
16 Şubat 2013 Cumartesi 01:24
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri