Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mustafa TUTKUN

Geleceğinizi Sanmıştık Arkadaşlar

08.01.2010 23:42

Biz bu yola çıkarken eski hatalarımızdan dersler alıp çok farklı bir yapı kurmayı hedeflemiştik; işimizi profesyonel yapmak. Ve öyle de yaptık o kadar ki dünyada ses getiren ve gittiği her yerde önce profesyonelliği ile dikkat çeken bir kurum haline geldik. Birçok kuruma örnek olduk rehber olduk. Hep ufuk açtık, yenilikler kattık bu sahaya.

 

Ama ne olduysa ayağımıza çelme takıldığında oldu. Tökezleyip yere düştüğümüzde yanımızda kimseyi bulamadık. Ona da razı olduk, bu sefer düşmeseydin kardeşim, niye düşüyorsunuz ki eleştirilerine maruz kaldık. O da yetmedi kapatın gidin “tavsiyeleri” alır olduk.

 

Oysa arkadaşlık, dostluk böyle mi olmalıydı? Eski Türklerin savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını dayadıkları taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmişken bizim Arkadaşlarımız nerdeydi?

 

Osmanlıyı 1. Dünya harbine sokup sonunu hazırlayanlar kimler ise Deniz Feneri ile başlayıp bu milletin ve onun devletinin dünya üzerindeki gücünü zayıflatmak isteyenler aynı zihniyete ve milliyete sahip kimselerdir. O gün onlarla işbirliği yapanlar kimler ise bugün de aynı çevrelerdir.

 

O gün bize Padişah’ın hain olduğuna bizi inandıranlar bugün Deniz Feneri’nin sahtekar olduğunu arkadaşlarımıza inandırmayı başarmışlardır. Ve “karşı taraf” bu olay üzerinden bir taşla birçok kuş vurmuştur:

 

-                   Bir milletin dünyadaki gücünün vazgeçilmez unsurlarından biri olan sivil toplum hareketini vurmuştur,

-                   Bu milletin önünü açmaya çalışan hükümetini vurmuştur,

-                   Her ikisine de destek olan bilinçli zihinleri bulandırıp vurmuştur

-                   Yoksulu, muhtacı ve ezilenleri vurmuştur

-                   Bu milletin vazgeçilmez özelliklerinden olan yardımlaşma kültürünü vurmuştur

-                   Ve nihayet hak ile batılı birbirine karıştırarak, dostlarımızın yanında düşmanımızın karşısında durabilme hasletimizi vurmuştur.

 

Bütün bunlar olurken bizim haykırışlarımızı, feryatlarımızı duyan pek olmadı. Biz ise hep bekledik tıpkı hikayedeki asker gibi;

 

“Çanakkale savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Siper üstüne uzanan başların uçuştuğu bir ateş yağmuru vardı. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. Görür görmez de hemen aynı siperdeki komutanına:

 

-Teğmenim, arkadaşım vuruldu; müsaadenizle fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?...

 

Komutan: –Delirdin mi? der gibi baktı ve “Gitmeye değer mi?.. Arkadaşın delik deşik olmuştur... Büyük olasılıkla ölmüştür bile... Kendi hayatını tehlikeye atma sakın...” Asker çok ısrar edince Teğmen “Peki” demek zorunda kaldı: “Git o zaman...” İnanılması güç bir mucize gerçekleşti ve asker, korkunç ateş sağanağı altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü.. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti, sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:

 

-Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş.

 

–Değdi teğmenim, dedi asker, değdi...

 

-Nasıl değdi? dedi Teğmen, bu adam ölmüş görmüyor musun?”

 

-Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için.” Ve asker, arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı: “Geleceğini biliyordum, demişti arkadaşı, geleceğini biliyordum!..”


Bekledik çünkü “geleceğinizi sanmıştık” arkadaşlar..!?

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6038 defa okunmuştur
Murat Kesim'e; sana denmedi, alinma
Celil Simyaci
Bu yazi sana yazilmamis zaten ustune alinma, bu yazi herseyin farkinda olmasina ragmen sessiz kalanlara yazilmis. Sen is imkani yaratacak baska bir yer bul oraya ver parani sanane deniz fenerinden, orasi bu dunyada kar dagitmiyor ki. Hatta en karli yer Dogan Grubunun hisseleri bu aralar.. iyi kazanclar
11 Ocak 2010 Pazartesi 22:55
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Türk gençliğinin vazifesi
ÜMİT POLAT
Ne şartlarda olursa olsun doğruları haykırmak,ezilenin yanında olmak,haine karşı durmak,zalime aman vermemek,dinimizi yüceltmek ve öğretmek bizim, Türk gençliğinin en önemli vazifesi olmalıdır.Allah razı olsun hocam...
11 Ocak 2010 Pazartesi 22:12
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
simdi bize deniz feneri sucsuzdurmu diyorsunuz
murat kesim
sevgili yazar kardesim,simdi bize deniz feneri sucsuzmudur diyorsunuz yani anlamis degilim,siz nasil görmek istiyorsaniz öyle bakiyorsunuz,yani kelimenin anlamiyla iyi bakmiyorsunuz arka-tas yani arkadas,bunca almanyadaki yolsuzluklar ve Türkiyeye bu yolsuzluklardan gönderilmis paralar varken,helel helel islam adi altinda avrupali türklerden toplanmis ve buhar olmus milyonlarca euro para varken,milletin ocagina incir agaci dikilmisken,siz halal masumiyetten bahsediyorsunuz,siz varya siz yatacak yeri olmayanlar,öbür dünyada Allahin huzuruna nasil cikacaksiniz cok merak ediyorum,ya kardesim iskembeden atiyorsun hadii isine diyorsan,söyliyim benim hanimim 5000 mark parasi gitti,nasilmi kazandi her gün restoranlarda bulasik yikayarak,ha imansizmiyiz hayir asla o paradan kar da beklemedik,Allah icin güzel seyler yapacaklar millete is imkani yaratacaklar,Türkiye icin kullanilacak bu para diye verdi millet,Ama bana aksini savunmayin sizi en büyük beddualarla lanetlerim,ayiptir ayip
11 Ocak 2010 Pazartesi 21:50
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
şimdi neredeler
necati yılmaz
bu hikayeyi devlet büyüklerimiz okusada ders cıkarsa keske analar ağlamasın deyip katillerle şehitlerin ailelerini bir tutup anaların ciğerine ateş atmasalar keske
11 Ocak 2010 Pazartesi 16:33
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Arkadaşını söyle bana,
Ahmet Faruk
Kim olduğunu söyleyim sana" demiş atalarımız. Kişinin kendi kıymeti harbiyesini görebilmesi için güzel bir aynadır arkadaş . . Zor günde arkadaşını yüzüstü bırakan, "GÖNÜLDAŞ" değil "GÖNLÜDAŞ" tır. Vesselam
11 Ocak 2010 Pazartesi 10:17
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri