Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Naim ÖZGÜNER

DÜZCE'DE OSMANLI CAMİLERİ

17 Mayıs 2016 Salı

Naim ÖZGÜNER  17.05.2016 Salı 13260152_10207003751313110_3250560880661567647_n.jpg

Düzce Çalıcuma Köyü Cami Dernek Başkanı Cemal Karadeniz ile beraberiz.

Tarih vefa ister. İbret alınırsa tekerrür etmez. Tarihi yanlış yazanlar kadar doğruyu yazmayanlarda suçludur. Tarih yalan söylemez. Sandukça misali tozlu raflarında çok sayfalar gizlidir. Tarih geçmiştir. Unutmazsan geçmemiştir. Doğru ve adil tarihin varsa unutmak istemeyeceksin. Torunlarını utandırmayacak tarih bırakan milletler, geleceğe taşınırlar.

Değerlerimiz vardır bizim. Unutmamamız gereken, nesilden nesile aktarmamız gereken, adına abide şahsiyetler diyeceğimiz, bir parçasında, bir sayfasında asırların gizlendiği hatıralar vardır.

Seminer ve konferans vermek için Türkiye de dolaştığım yerler kadarıyla her il ve ilçenin kendine ait değerlerinin olduğunu tespit ettim. Gidip görmeye ve ziyaret etmeye değer buldum. Ama esefle belirteyim ki kendi değerlerini bilmeyen birçok insanlarla karşılaştım. 2012-2013 yıllarında İstanbul genelinde dört yüze yakın liselerde Değerler Eğitimi ve İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi konulu seminerler verdim. Öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğunun maalesef bu değerlerimizden haberleri olmadığını gördüm. Evde anlatılmıyorsa, sokakta duymuyorsa, okulda da öğrenmiyorsa nasıl öğrenecek ki!? 2014 yılında kendi memleketim olan Düzce ye görevlendirme gitmiştim. Aynı projeyi orada uygulamak istedim. O zamanın Belediye Başkanı sayın İsmail Bayram hüsn-ü teveccüh göstererek projemin kabulünü onayladı ve ben Valilik onayıyla Düzce İli ve ilçelerinde mevcut bütün liselerde Değerler Eğitimi seminerlerini verdim. Sömestri tatilinden sonra yeni gelen Milli Eğitim Müdürü (şimdi meclis başkanı İsmail Kahramanın başdanışmanı) Ahmet Yurtman, keyfi uygulamasıyla ikinci dönem seminerlerimi iptal etmişti. (Bu konuya bir başka yazıda değineceğim) Bu süreç içerisinde Düzce de mevcut, var olup bilinmeyen değerlerimizi araştırmaya başladım. Belediyenin o zaman ki Kültür ve Eğitim Müdürü sayın İlhami Han’ ın ve Mezarlıklar şefi Numan beyin yardımıyla bir çok bilgilere ulaşmıştım. Meğer ki ne değerlerimiz varmış ta bizim haberimiz yok ve toprak altında yatıyormuş. Bu konularla alakalı topladığım bilgileri sinevizyonla seminer formatında hazırladım. Ama seminer olarak henüz paylaşmak nasip olmadı. Genç nesillere aktarılması ve anlatılması gereken unutulmuş o kadar çok değerlerimiz var ki hangi birisinden başlayalım! Ve çok üzülüyorum. Genç kuşak bu değerlerimizi bilemeden yaşlanacaklar. Ve bu değerlerimizi anlatmamıza mani olan her kim ise ahirette mahkeme-i kübrada davacı olunacaktır. Biline!

Eskiden Cuma camileri vardı. Birçok köylünün bir köyde bir araya gelerek Cuma namazını kıldıkları camiye denilirdi. Bu camiler genelde o köyün kurucusunun adı ile anılırdı. Müftülüklerce her camiye Cuma namazı kılma beraati verilmediğinden köylüler, beraat almış bu köy camilerinde Cuma namazını kılmak için toplanırlardı. Küçüklüğümde gittiğim birkaç cami vardı böyle. Şimdi her köyde Cuma namazı kılınmaktadır. Bu bağlamda Düzce de benim bildiğim bir cami de eski adı Hacı Hasan köyü olan yeni adı Çalı Cuma köyüydü. Yaptığım araştırmalarda Düzce genelinde böyle yedi sekiz cami olduğunu öğrendim. Bu şu emekti: Bu camiler tarihi camidir. Mazisi en az yüz yirmi yıllıktır. Böyle ir camide bir Cuma namazı kılmak için Çalıcuma köyüne gitmek nasip oldu. Adı Cuma kırcamisi olan bu camide namazdan sonra caminin fotoğraflarını çektim, düzenlemelerini yaptıktan sonra caminin dernek başkanı  Cemal Karadenizle tanıştım. Düzce Nüfus Müdürlüğünden emekli. Daha derin ve detaylı bilgi alırım diye sevindim. Çalıcuma köyü denince akla ilk gelen Zahidü’l Kevseridir. Ben o cenahtan sorular sorarken Cemal bey demesin mi; ‘hocam cami Osmanlı zamanından kalma!’. Şaşırmıştım. Düzcemizde Osmanlı zamanından kalma bir tek cami biliyorum o da Kaynaşlı ilçesinde adı Cuma camisi. Ben artık camiye öyle bakıyordum ki hayalen yediyüz sene geri gidiyordum. Osmanlı Şeyhülislamı olan merhum Zahidü’l Kevserinin babası, Rus zulmünden kaçıp mecburi göçe zorlandığında bu köye yerleşmiş ve oğluyla beraber bu köyde çok talebe yetiştirmişler. Köyün hem böyle bir değeri var, hem de camilerinin yediyüz yıllık olması var. Ben bu bilgileri Cemal beyden alırken Düzcede başka Osmanlı camilerinin de olduğunu söyledi. Araştırma neticesinde tam beş tane Osmanlıdan kalma camilerin olduğunu öğrendim. Kaynaşlı Cuma camisi, Ozanlar Köyü Cuma camisi, Esençam Ecinler mah. Cuma camisi, eski adı Bakraz yeni adı Günbaşı Köyü. Toplam beş cami Osmanlılın ilk kuruluş yıllarında yapılmış. Üç camiyi gidip gezdim. İkisi kaldı. Günbaşıyla Esençam camilerine gidemedim. Onlara da gideceğim inşaallah. Sadece bilgi almak için muhtarlarına telefonla ulaşabildim. Hacıhasan (çalıcuma) köyünün kuruluşunu bilen yok. Caminin etrafı çalılıklarla dolu olduğu için bu ismi oradan aldı. Caminin mazisi 1300 lü yıllara dayanıyor. Zahidü’l Kevserinin babası caminin etrafını medrese usulü müştemilat yaparak çok talebe yetiştirdi. Başta Zahidü’l Kevseri olma üzere. Zahidü’l Kevserinin yaşadığı evin fotoğraflarını çektim. Yıkılmış bir harabe. Viran olmuş. Temeli ve birkaç duvarı ayakta duruyor. Böyle bir Şeyhülislamın evinin bu denli bakımsız bırkılması, beni çok derinden üzdü. Bu, vefasızlıktır. Hatıraya saygısızlıktır. Sadece köyün değil bütün Düzcelinin ayıbıdır. Ama Zahidü’l Kevseriye ne kadar sahip çıktık ki evine mi sahip çıkacağız! Cami, Kaynaşlı ilçesinde ki Osmanlı camisiyle aynı tarihte yapılmış. Osmanlı Üskübüyü (Konur-Alp-Ordu kumandanı) fethettikten sonra bu camileri yaptırmış. Akçakoca da ordu kumandanlarındandır. Ama ilçede tarihi cami var mı bilmiyorum.

Gördüğüm camilerin değerlendirmelerini paylaşmak istiyorum. Çalıcumada ki caminin, dernek başkanı Cemal bey elinden geldiği kadar camiyi ayakta tutmaya çalışıyor. Haftada bir sadece Cuma namazları ve bayram namazları kılınmaktadır. Köyün için camiye giden yol çukurlu. Toprak yol. Hiç mi hiç müsait değil. Tarihe giden yol bu kadar kötü olmamalı. Dörtyüz metrelik yolun asfaltlanmasını istiyor Cemal bey. Koruma altında olmadığından, camiye gelen yardımlarla camiyi ayakta tutmaya çalışıyor. Caminin tavanlarını ahşap tahtalarla tadilat yaptı. Fakat tozlar döküldüğünde tekrar bir elden geçmesi gerekiyor. Dışı çamur sıva olan caminin minbere ihtiyacı var. Cami fazlada yardım desteği almadığından tamirat ve tadilat hususunda zorlandığını ifade ediyor dernek başkanı Cemal bey. Yardım yapmak isteyen, bir minber de benden olsun diyenleriniz varsa buyurun tarihi yediyüz yıllık cami sizleri bekliyor. Dernek başkanı Cemal Karadenize 0538 799 22 20 nolu telefondan ulaşabilirsiniz. www.naimozguner81@gmail.com dan bana ulaşırsanız yardımcı olurum.   

Diğer camilere de gitmiştim. Esençam Ecinler mahallesindeki cami. Muhtar Cihan beyden telefonla ufak bilgi almıştım. 2014 yılında biraz bakımı yapılmış. Vakıfların koruması altındaymış. Ama devredilmemiş. Sadece Cuma namazı kılınıyormuş. O camide yardım bekliyor. Yığılca yolu üzeri 6-7 km sonra. Diğer cami ise Bakraz da ki yani Günbaşı köyündeki cami. Düzce merkeze 7 km. kalıcı konutlar 14. Bölgeye sınır. Kesin tarihi bilinmemekle birlikte Orhan Gazi tarafından yaptırılmış. Muhtemelen o da Üskübünün fethi sırasındadır. Cami bakımsızlıktan harabeye dönmüş. Cami daha önceden askeri kışla olarak kullanılmış. Sonradan tekrar camiye tahvil edilmiş. 1999 Düzce depreminde cami hasar gördü. Şimdi ise tadilat için yardım bekliyor. Etrafında kaçak kazı çalışmaları yapıldığından definecilerin uğrak yeri haline geldiğini ifade etti muhtar Ayhan bey.

Ozanlar Köyündeki camiye de gitmiştim. Maalesef yıkılmış virane. İçine girdim ama yukarı çıkmaya cesaret edemedim. İçinde eski bir minber var. Ahşaptan yapılmış dışı ve içi çamurdan sıvalı cami duvarlarının çoğu yıkılmış. 1999 Düzce depreminden o da nasibini alanlardan olmuş. Zar zor güç bela, tarihi hakikatleri haykırırcasına ayakta durmaya çalışan minaresi var. Benim anlamadığım böyle tarihi bir camiye sahip olunur da hiç mi tadilat yapılmaz, hiç mi kuvvetlendiricilerle desteklenmez, hiç mi bakımı yapılmaz! O köyde ben olsam, imam, öğretmen ve ya muhtar olarak, herkesi, bil hassa gençleri toplar götürür, caminin yüzünde 7 yüz yıllık tarihi okumaya ve okutmaya çalışırdım. Ama bizim daha başka önceliklerimiz var, değil mi ama!!! Ozanlar Köyündeki cami hakkında bilgi almak için kimseye ulaşamadım. Köy merkezinde ki markete, muhtara verilmek üzere telefon numaramı bırakmıştım. Şu ana kadar arayan olmadı.

Düzce de ki bu camilerimizin bilinmesi, tanıtılması, tadilat edilmesi, genç nesillere aktarılması, hakkında bilgilerin toplanarak okullarda, camilerde, kütüphanelerde, kültür merkezlerinde anlatılması gerekir. Biyografileri çıkarılarak bilbordlara asılması ve milletimizin bilgilendirilmesi bir vazifedir ve borçtur. Ben böyle inanıyorum. Topuk yaylasını bildiğimiz kadar, Abant gölünü gördüğümüz kadar, kardüz yaylasını, samandere şelalesini merak ettiğimiz kadar, yedigöllere gittiğimiz kadar, ramazan eğlencelerini düzenlediğimiz kadar, bu tarihlere de vefalılığımızı göstermek mecburiyetindeyiz. Başta valilik olmak üzere, belediye, il özel idare, müftülük, il milli eğitim müdürlüğü ve sivil toplum kuruluşlarına vazife düşmektedir. Yoksa tarih bizi affetmeyecektir.

Camilerle ilgili çektiğim fotoğrafları köşem müsait olmadığından yayınlayamıyorum. Ama facebook’ ta paylaşacağım. Merak edenler sayfama ziyarette bulunurlarsa görebilirler. Yorumlarınızı da almak isterim. Yazarsanız memnun olurum. Ayrıca bu yazımı ne kadar insana ulaştırırsanız onlarında bilgileneceklerini umuyorum. Hayra vesile olan yapan gibidir.       

 

e-mail:naimozguner81@gmail.com                                       

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2068 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri