KADINLAR ve ERKEKLER

08.01.2016   Naim ÖZGÜNER 

8 Mart eski ismiyle adar (kımıldanmak ve hareket etmek) dünya kadınlar günü. Kadim gelenekten biliyoruz ki dünya kadınlar günü mayıs ayı içerisinde olmalıdır. Çünkü mayıs güllerin açtığı, hıdrellezin yapıldığı (6 Mayıs), baharın uyandığı, çimenlerin yeşillendiği aydır. Eski dilde mayıs ayının ismi Gülan’ dır. Yani güzel güller demektir. Mayıs kelimesi ise mayalanmak manasına gelir.

Kadın kök itibariyle evin, ailenin, eğitimin icrası demektir. Hanım kelimesi han kelimesinin dişisidir. Karı ise misafir doyuran, saray takipçisi demektir.

Kadın ruhu itibariyle Allahın yeryüzünde ki temsilcisidir, erkek ise beden itibariyle maddedir, kemiktir, kaburgadır. Kadında mana vardır erkekte madde. Kadında ruh hakimdir erkekte fizik. Onun için kadında ruh güzelliği hakimdir. Bedene de sirayet etmiştir. Kemik ve iskelet manasına gelen erkek mefhumunda fiziki kuvvet ön plandadır. Kadının saçına kaşına gözüne yanağına dudağına şiirler ve şarkılar bestelenirken erkekler cephesinde bunları görmüyoruz. Çünkü kadın ruhtur, bedenin manevi güzelleşmiş halidir, şiirseldir latiftir. Kadın ne zaman bu latif ve lahuti yapısını bozmuşsa toplum da ona endeksli bozulmuştur. Doğal yapı bozulmuş olur. Dolayısıyla kadın demek toplum demektir.

Milli Eğitim Bakanlığının talim ve terbiye kurulu vardır. Talim eğitmek demektir, terbiye geliştirmek demektir, mürebbiden gelir, mürebbiyeler, yani kadın terbiyeciler demektir. Ailede talim babaya aittir. Terbiye de anneye aittir. Demek kadın erkek eşitliği değil mesele, evlatların yetişmesinde iş bölümüdür.

Kadın, cennet gibi mucizevi bir rahmi taşıyıp çocuk gibi dünya meyvesini doğurandır. Letafet, güzellik, yumuşaklık, şefkat, çekicilik gibi yüzlerce bulunmaz yönleriyle evin her şeyidir. Baba ise fiziki yapısıyla ve gücüyle, korumacılığıyla, evin dağlarvari direğidir. Dünya büyük bir aile, aile küçük bir dünyadır. Kadın bu dünyaların kalbi, erkek ise aklıdır. Bizim eşitlik gibi bir derdimiz olmamalıdır, fıtratın getirdiği görev taksimi vardır. Erkek fiziki olarak güçlü ve kuvvetli olduğundan evin iaşesi ve sorumluluğu ona aittir. Bu ona verilmiş şefkat ve hizmetkarlık üstünlüğüdür. Bir kavmin efendisi kavmine hizmet edendir prensibinden hareketle bir ailenin efendisi de ailesine hizmet edendir.

Kadın duyguları güzel, şiiri güzel ve şiire konu, hassas, duygusal, nahiv, kibar, zarif, ince olduğundan İmam Eşari ve İmam Şafii onu evlendirecek, sahip çıkacak, koruyacak, yardımcısı olacak mutlaka bir velisi olmalıdır demişlerdir. İnciyi koruyan sadef misali kadını, koruması gereken dört erkek sorumludur etrafında. Babası, kardeşi, kocası ve oğlu. Bu dört erkek kadının her şeyinden sorumludur. Kadın toplumda sürçerse, düşerse, yıkılırsa, gadre, haksızlığı ve zulme uğrarsa bu dört erkeğin sahip çıkmamasındandır. Kadın diken olmadığından, hassas ve nazik olduğundan, saldırıya açık ve dişiliği itibariyle riske daha çok mahal olduğundan bu dört erkek kadını korumak ve sahip çıkmak mecburiyetindedir. Bir büyük: “Kadın serapa servettir; kadının yoksulu olmaz” demiştir.

Kadın bir cennet kadar güzeldir. Anne olması, çocuk doğurması, evine, eşine sahip çıkması, çocuklarını geleceğe yetiştirmesi, yuvanın ve toplumun cennet olması demektir ki alt yapısını kadın oluşturur. Bunlar kadınlara ve özellikle annelere saygı duyulmasını gerektiren sebeplerdir. Yaşadığı çevreyi, yetiştiği toplumu cennete çevirmek isteyen tek varlık kadındır. Belki de onun için cennet anaların ayakları altındadır.

Cahiliye döneminde az da olsa kız çocukları toprağa diri diri gömülürdü. Satılması, cariye ve ya hizmetçi olarak meta haline getirilmesi de hakkında mukadderdi. İslamiyet geldikten sonra bu uygulamaya son verildi ve kızlar babalarının biricik evlatları durumuna gelmişleri. Babalar da biliyorlardı ki kendileri de bir kadından doğmuşlardı. Ama idrak olmayınca müdrik de olamıyordu. Kız çocuğu dünyaya gelen bir baba utancından, çevre baskısı endişesinden evinden altı ay kaçabiliyordu.

Güzellik, temizlik ve güzel koku kadının süsüdür. Peygamberimiz kendisine dünyadan sevdirilen üç şeyin birincisinin namaz, ikincisinin güzel koku ve üçüncüsünün de kadın olduğunu söylemektedir. Yani bir kadın Peygamberimizin nezdinde namaz kadar sevilmektedir. O zaman kadın olarak ne değerini düşür, ne de izin ver. Hudeybiye antlaşmasından sonra Peygamberimiz, hanımı annemiz Ümmü Seleme ile bazı konuları istişare etmiş, onun tavsiye ettiği şekilde hareket etmesi bize bir şeyler anlatıyor olması gerekir. 

Her erkek beden olarak aslında bir Havva’ dır. Çünkü kadından dünyaya gelmiştir. Kaburgadır. Üzülür, sevinir, kırılır, hüzünlenir. Fıtratında bunlar da vardır. İnsan bütün varlığı temsil ettiğinden onda bütün kainat kadar enerji, aşk, sevgi, cinsellik vardır. İsraf etmezse kainatın sultanı olur.

Kadın mücevherdir. Altındır. Yani madde içinde en değerli olan altındır. Canlı varlık içerisinde de en değerli varlık kadındır. Çünkü bütün insanlar kadından dünyaya gelmiştir. Adem a.s. ise yaratılmıştır yani hiç yoktan! Toplumda erkek düşerse toplum devam eder. Kadın düşerse toplum sarsılır. Toplumun cemiyetin devamı kadının düşmemesine bağlıdır. Kadının sürçmesi devrilmenin bir öncesidir. Altın ateşte, kadın altında, erkek kadında erir. Kadından peygamber gönderilmemiştir, ama bütün peygamberleri doğuran da kadındır. Tabiatın tartışılmaz yasası kadındır. Elmas elementlerin karbonları gibi toplumun elmaslarıdır.

İnsan nakıs noksan yaratıldı. Kadın erkeği erkek kadını tamamlıyor. Birbirine muhtaç, hepimizde Allaha muhtacız. Allah 400.000 defa büyütüldükten sonra görülebilen bir hücreden insan gibi bir küçük kainat sarayını yaratıyor. Biri kadın biri erkek. İnsan yoğunlukta olan varlıktır. Bir DNA sında bir milyon sayfalık şifre bilgi sığabilmektedir. Yoğunluktan ve aceleden yaratılmış olan kalabalık büyük bir şehre benzer. Her şey insana hizmet ediyor, insan da iki cins olarak (kadın-erkek) birbirine hizmet ediyor, tamamlıyor. İnsan üzerinde kadının hakkı erkeğin hakkından önce gelir. Karnında taşıması, doğurması, emzirmesi, büyütmesi, evlat üzerinde ki hakkının babadan fazla olduğunu gösterir. Aslında her insan kadındır, yani annenin karnında büyümüştür, kanı kanıdır, eti etidir, kemiği kemiğidir, hamile annenin beslenme metabolizması onun için önemlidir. Cenin halinde oluşmaya başlayan bebek, annenin yediğinden yiyor, içtiğinden içiyor, sevinirse seviniyor, üzülürse üzülüyor, tepkisini veriyor, öyleyse her birimiz annemize yani bir kadına ait bulunuyoruz. Onun için belki de anne hakkı baba hakkından önce geliyor. e-mail:naimozguner81@gmail.com                 

Önceki ve Sonraki Yazılar