Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Naim ÖZGÜNER

KERBELA (Kerb-ü Bela - Tasa Üzüntü yeri)

03 Aralık 2012 Pazartesi

Naim ÖZGÜNER    03.12.2012

Kerbele kelimesinden gelmiş olup ayaklarda gevşeklik bulunmak, yürürken balçık içinde yürür gibi olmak manasına gelir.Taff, Kufe taraflarında Fırat kıyısında otsuz susuz ıssız çöllük bir yerin ismidir. Kerbela ise Taff'ta Hz. Hüseyin ile ashabının şehid edildikleri yerdir.

Enes b. Malikten rivayete göre Cebrail a.s. Allahtan izin alarak Kerbela’ dan getirdiği bir avuç toprağı alarak Peygamberimizin yanına gelir. Peygamberimiz eşi Ümmü Seleme ye: “Ey Ümmü Seleme! Kapıyı üzerimize kapa, yanımıza kimseyi bırakma!” buyurur. O sırada Hz. Hüseyin koşarak gelir.Hz.Ümmü Seleme onu içeri bırakmaz. Fakat Hz. Hüseyin kapıyı zorlayıp içeri dalar. Kendisini Peygamberimizin kucağına atar. Peygamberimiz onu boynuna omzuna alır, öper sever. Cebrail Peygamberimize: “Onu çok mu seversin?” diye sorar. Peygamberimiz: “Evet” buyurur. Cebrail a.s. “İyi ama ümmetin onu öldürecektir” der. Peygamberimiz: “Demek onu öldürecek olanlar mü’minler ha?!” buyurur. Cebrail: “Evet, istersen onun öldürüleceği yeri de sana göstereyim” der. Peygamberimiz “Olur” deyince Cebrail getirdiği bir avuç ıslak kızıl toprağı Peygamberimize gösterir. Peygamberimiz toprağı alıp Hz.Ümmü Seleme ye verirken: “Bu toprak kan haline gelince Hz.Hüseyin şehit edilir!” buyurur.Hz.Ümmü Seleme onu sırça bir çanak içinde yanında saklar. Hz. Hüseyin şehit edildiği gün toprağın kan haline geldiğini görür. Peygamberimizin bu husustaki ihbar ve müşahedeleri, vefatlarından elli yıl sonra, Hicretin 61.Yılında Kerbela’ da cereyan eden facia ile gerçekleşmiş tir. 

Peygamberimiz bir gün Hz. Hüseyin’in ağladığını işitti. Hz. Hüseyin’in annesi Hz.Fatıma’ ya: “Onun ağlamasına üzüldüğümü bilmiyor musun?” buyurdu.

Peygamberimiz bir gün cenazelerin konulduğu yerde oturuyordu. Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin güreşe tutuşurlar. Peygamberimiz gülerek: “Ha gayret Hasan! Göreyim seni, yakala Hüseyini!” diyerek Hz.Hasanı kayırın ca Hz. Ali: “Ya Rasulallah! Sen Hüseyini kayırmalı değil miydin? Hasan daha büyüktü?” dedi. Peygamberimiz: “Baksana! Şu Cebrail de Hüseyin’e “Ha gayret Hüseyin, göreyim seni!” diyor buyurdu.

Cabir b.Abdullah der ki: “Hüseyin mescide girince Resulüllah (s.a.): “Cennetlik gençlerin seyyidine bakmak isteyen şuna baksın!” buyurdu.

İbni Mülcem Hz. Ali yi, Ebu Lü’lü’ Hz. Ömeri  şehit etmiştir. Muaviye Ebu Süfyanın oğludur. Yezid Muaviye nin oğludur. İbn Ziyad Ebu Süfyanın gayr-ı meşru çocuğudur. Ubeydullah bin Ziyadı Muaviye 675 yılında Basra ya vali olarak tayin etti. Haricilerden elli sekiz kişiyi işkencey le öldürdü. Bu yeni vali Kerbela faciasının en müessir amili olmuştur. Şemir bin Zülcevşen Hz. Alinin hanımlarından birinin kardeşidir ve Sıffin de Hz.Alinin safında çarpıştı. Hz.Hüseyini şehid etmek için ilk emri verendir. Hz Hüseyin şehid edildikten sonra mübarek cesedini atıyla ilk çiğneyen Ebu Süfyanın zina mahsülü İbn Ziyad'dır. Aynı zaman da bu hain, Hz. Hüseyinin mübarek başı kendisine getirildiği zaman yemek yiyordu ve elindeki değnekle mübarek dudaklarına ve dişlerine vurandır. Mübarek başı Kufe caddelerinde teşhir ettirendir.Sinan bin Enes en-Nehai Kerbelada Hz. Hüseyine ilk önce harbe saplayıp yere düşürendir. Sonra da atından inerek saçlarını ve daha sonra mübarek başını kesti. Oradakiler de Hz. Hüseyin in mübarek vücudunu parçalayıncaya kadar çiğnediler. Hz. Hüseyin şehit edildiğinde 57 yaşındaydı.

Bu arada Hz. Hüseyin in, hasta yatağındaki küçük oğlu Zeynelabidin öldürülmek istendiyse de Ömer bin Sa’d buna engel oldu. (10 Muharrem 61 de Cuma günü öğleden sonra şehid edildi-Ekim 680 ) Şehidlerin cesedleri ertesi gün Beni Esed mensuplarının ikamet ettiği Ğadiriye köylülerince toprağa verildi. Şehitler 87 kişiydi. Bunların 23 tanesi Hz. Hüseyin ve ailesi, 4 tanesi de Ensardandı. Hz.Hüseyin in kesik başı ve esirler Yezide gönderildi.

Hz.Hüseyin şehid edildiği zaman cesedinde otuzüç mızrak yarası, otuzdört kılıç yarası bulunuyordu.

Kerbela cinayetine katılanlardan hemen hepsi feci hastalığa yakalanmış, çoğu da delirmiştir. Yezid 10 Kasım 683 tarihinde Şam’a yakın Huvvarin denilen yerde vefat etti. Vefat ettiğinde yaşı 39 idi. Hilafeti üç sene altı ay sürdü. Babası Muaviyenin başka evlatları da olmakla beraber kendisine halef olabilecek vasıfları daha çok Yezid’de müşahede ettiği için onun eğitimine daha ziyade itina gösterdi. Hatta Muaviye onu, İstanbul un muhasarası için gönderilen orduya “Kumandan” tayin etti (M 669), daha sonra da Hac Emiri yaptı. Yaşı 22

Hz.Hüseyini Kerbela da öldürmek için yanına varıp başına kılıçla vuran Malik b.Nuseyr Bişrü’l Kindi dir. Başındaki külahı kesti ve başına battı. Hz.Hüseyinin başından kanlar akmaya başladı. Külah kanla doldu. Hz. Hüseyin ona: “Bir şey yeme-içme. Yiyecek içecek bulma. Allah seni zalim ler güruhuyla haşretsin” dedi.

Hz. Hüseyin susamıştı. Susuzluğu son dereceyi bulunca çadırdan çıktı, Fırata doğru gitti. Eban b. Darem oğullarından bir adam, adamlarıyla Hz. Hüseyini su kanalına gitmekten engellediler, göndermediler. “Ey Allahım. Sen de onu susuz bırak.Peygamberinin kızının oğluna yapılanlardan dolayı şikayetimi sana arz ediyorum!” dedi ve geri döndü.Çok geçmeden Allah o adamı susuz hastalığına uğrattı.Kasım b.Asbağ derki: “Vallahi çok geçme den adamın karnı deve karnının patlayıp yarıldığı gibi patladı. Adam da böylece öldü giti.” Husayn b. Numeyr de Hz. Hüseyine ok atıp ağzından yaralayanlardandır.

Hz. Hüseyin çadırda tutulurken kendisine gelmek isteyen ev halkından bir çocuğun elini kılıç darbesiyle vurup kesenTeym oğullarından Bahr b. Ka’b  b.Ubeyullahtır. Bu adam aynı zamanda Hz. Hüseyinin üzerindeki bütün elbiseleri çıkarıp soyan haindir. Ama yaptığı yanına kar kalmamıştır.Elleri sıraca hastalığına tutuldu. Kış gelince iki elinden sarı sular akar,yaz gelince de kurur, elleri odun gibi olurdu.  

Hz. Hüseyin Kerbelada Şemir b. Zilcevşen’ül Kilabi (Kendisinin öldürülmesi için ilk emri veren) yi gördüğü zaman: “Allah ve Resulü doğrudur. Resulüllah Aleyhisselam: “Ehl-i Beytimin kanlarını içen alaca bir kelbe (köpeğe) bakar gibiyim!” buyurmuştur!” dedi.   

Hz. Hüseyinin kabrini belirsiz etmek için, kırk gün sonra kabrinin bulunduğu yere Fırattan su salınmıştı.

Esed oğulları kabilesinden bir adam,Hz.Hüseyinin kabrini kirletmişti.Onun bütün ev halkına delilik, alaca, cüzzam hastalığı geldi. Onlar yoksulluktan da kurtulamadılar.

İbn Ziyad (Ebu Süfyanın zina mahsulü çocuğu) Ulu camide halkın toplanması için emretti. Halk toplandı. İbn Ziyad Minbere çıktı ve : “Hamdolsun Allaha ki hakkı ve hak sahiplerini muzaffer ve üstün kıldı. Mü’minler emiri Yezid b. Muaviyeye ve onun cemaatine yardım etti. Yalancı oğlu yalancı Hüseyin b. Ali ile onun taraftarlarını da öldürdü!” dedi.(Yorumu size bırakıyorum.N.Ö.)

İbn Ziyad, bu cinayetleri işlerken,Yezid onu ne azletmiş, ne cezalandırmış ne de kınamıştır.

İbn Ziyadın anası Mercane, İbn Ziyada: “Sen Reulüllahın kızının oğlunu öldürdün! Cennet yüzü göremezsin artık!” diye çatardı.

Hz.Selman diyor ki: “Ümmü Seleme nin yanına varmıştım. Ağlıyordu. “Niçin ağlıyorsun” diye sordum. “Resulüllah Aleyhisselamı rüyamda gördüm. Ağlıyordu. Kendisinin başı ve sakalı da toz toprak içinde idi.  “Ya Resulellah! Sana ne oldu?” diye sorum. “Biraz önce Hüseyin in şahadetinde bulundum!” buyurdu’ dedi.

Hz. Hüseyin in şehit edildiği gün, Cebrail a.s.ın Kerbeladan getirip Peygamberimizin, zevesi Ümmü Selemeye verdiği bir sırça çanak toprak kan haline gelmişti ve Hz. Hüseyinin şehit edildiğini anlamış ve haber vermişti.

Yezid öldüğü zaman İbn Ziyad Irak umum valisiydi.

İbn Ziyad, yıllar sonra bir savaşta Şam yakınlarında öldürülür. Karşı cephenin ordu kumandanı İbrahim b. Eşter, İbn Ziyadın başının kesilmesini emretti. Toplam yedi kişinin başı kesilir. İbn Ziyadın da başı kesildikten sonra cesedi ateşte yakılır. Başı önce Kufeye, sonra da Medine ye gönderilir. Ali b. Hüseyin: “Hüseyinin başı getirildiği zaman İbn Ziyad yemek yiyordu. İbn Ziyadın başı getirildiği zaman biz yemek yiyoruz!” dedi. meğer ki o an yemek yiyorlarmış.

Hz. Hüseyin in şehit edilmesinin hadisesinde bulunanlardan bir ihtiyar, yakmak için kandile uzandığında kandil birden parlayıp ihtiyarı yakmaya başlar. İhtiyar kendini Fırat ırmağına atar, fakat ateş onu orada da yakar. Bu ihtiyar hakkında: “Ateşte yanma azabı ile suda boğulma azabı birleşti!” denilmiştir.        

                                e-mail: naimozguner81@gmail.com                        

 

           

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5416 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri