Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Naim ÖZGÜNER

SAHABE HAYATLARINDAN ÖRNEKLER -2-

27 Temmuz 2013 Cumartesi

ravza.20130727103031.jpg

Peyamberimizin Kabri ve Ravza                  

Naim ÖZGÜNER  27. 07. 2013

HZ. CAFER R.A. Ebu Talibin oğlu, Hz. Alinin abisidir. İlk Müslümanlardan. İslam İbn-i Erkamın evinden yayılmaya başlamadan önce müslüman oldu. Habeşistana hanımı ile ilk hicret edenlerden. Müslümanların temsilcisiydi. Müşrikler onları almak için habeşistana gittiklerinde habeşistan kralı Ashama (Necaşi) onları vermedi, iade etmedi. Tam 19 sene kaldılar. Hicretin yedinci yılında medineye döndüler. Mute savaşında zırhını giyerek düşmanla savaştı. Sancak elindeydi. Sağ kolu kesildi sol koluna aldı. O da kesilince koltuğuna aldı. Daha sonra kan kaybında yere düştü ve şehit oldu. Bedeninde doksandan fazla mızrak, ok ve kılıç yarası vardı. Medineden mucize olarak Hz. Caferin şehit olduğunu söyleyen Peygamberimiz; “Caferi cennette meleklerle birlikte uçarken gördüm” demişti. İşte bundan dolayı Hz. Cafer uçan cafer manasında Cafer-i Tayyar diye zikredilmeye başlandı.

HZ. ENES BİN MALİK R.A. Peygamberimiz Medineye hicret ettiklerinde Hz. Enes on yaşlarında bir çocuktu. Hicret edenleri karşılayanların arasında Hz. Eneste bulunuyordu. Herkes Peygamberimize kendinde bulunan birşeyi hediye olarak getiriyordu. Enesin annesi  kolundan tutarak Resul-ü Ekremin huzuruna çıktı. “Ya Resulellah! Ben fakir bir kimseyim. Herkes sana hediyeler getirirken benim sana getirecek bir hediyem yok. İşte bu oğlumdur. Size hizmetinizde bulunması için bırakıyorum. Onu kabul ediniz.” Hz. Enesin peygamberimizin hizmetinde bulunmaya başlaması böyle oldu.

HZ. EBU EYYUB EL ENSARİ R.A. Medinelidir. Hicrette Peygamberimizi evinde yedi ay misafir eden sahabedir. İstanbulun fetih müjdesine nail olmak için Peygamberimizin vefatından yaklaşık kırk yıl sonra yaşının çok ilerlemiş olmasına rağmen İstanbulun Fethine katıldı. İstanbula vardıklarında hastalanan bu büyük sahabe vefat eder ve bugünkü ekana defnedilir. 1453 yılında İstanbulun fethinde Fatih kabr-i şerifin bulunması için hocası Akşemseddinden istirham der. Ak-Şeyh keşfen ve kerameten kabrin yerini tespit eder. Hayber savaşından dönülürken Resulüllahın çadırının çevresinde kendiliğinden bütün gece nöbet tutmuş, Resulüllah onunu için “Allahım. Beni koruyarak gecelediği gibi sen de Ebu Eyyubu koru” diye dua etmişti.  

HZ. EBU HUREYRE R.A. Yemenlidir. Hayber gazvesi sıralarında Yemenen Medineye gelip müslüman oldu. O tarihten itibaren Peygamberimizden hiç ayrılmadı. Kedileri çok sevdiği için kedicik babası manasında Ebu Hureyre dedi Peygamberimiz ona. Ashab-ı Suffanın ileri gelen simasıydı. Medine de valilik yaptı. Peygamberimizin özel iltifatına ve duasına mazhar olduğu için hafızası sağlamdı. Çok hadis rivayet etmişti. Fakirdi. Peygambere hizmet ediyordu. Muhacir ve ensar medine çarşısında pazarda alışverişle meşgul olurken o, Peygamberimizin yanında hadis yazmakla meşguldü. Vefat ettiğinde yetmiş sekiz yaşındaydı. Medineye defnedildi.     

HZ. EBU LÜBABE R.A. Beni Kureyza yahudi kabilesindendi. İkinci Akabe biatlarında müslüman oldu. Müslüman olduktan sonra hendek savaşı dönüşü Cebrailin bildirmesiyle Allahın Beni Kureyza Yahudilerinin üzerine yürümelerini istemişti. Elçi olarak ta Peygamberimiz Ebu Lübabe yi göndermişti. Fakat onlara Peygamberimizden habersiz söz ve davranışta bulunduğundan pişman oldu, ağlayarak mescide geldi ve kendini bir direğe bağladı. Allah ve Peygamber  beni affetmedikçe bu yerimden ayrılmayacağım diye yemin etti. Ebu Lübabe hakkı olmadığı ve gizli kalması gereken bir şeyi söylemişti. Ancak bir kere ağzından çıkmıştı. Ebu Lübabenin düştüğü bu hata ile ilgili olarak Enfal Suresi 27. Ayet nazil oldu. Peygamberimizin hanımlarından Ümmü Seleme nin mescide açılan kapısı öndeki direğe bağlamıştı. Hava çok sıcaktı. Bir hafta hiçbir şey yemedi içmedi. Kulakları işitemeyecek hale geldi. Nihayet Resulüllaha anlatıldı. Peygamberimiz: “Eğer doğruca yanıma gelseydi bağışlanması için Alahtan dilerdim. Madem o kendini bağladı, Allahtan tövbesinin kabulünü beklesin.” Ebu Lübabe böylece altı gece bağlı olarak kaldı. Sadece namaz vakitlerde hanımı gelip ellerini çözüyordu. Bir gün Peygamberimiz Ümmü Seleme nin odasındaydı. O sırada tövbesinin kabul olduğuna dair Tövbe Suresi 102. Ayeti nazil oldu. Müjdeli haberi Ümmü Seleme annemiz vermek istedi. Ebu Lübabe de ellerini kimseye çözdürmek istemedi. “Resulüllah bizzat elleriyle beni çözüp bırakmadıkça kimseye çözdürmem” dedi. Peygamberimiz namaz giderken uğradı, ellerini çözdü. Ebu Lübabenin bağışlanmasının affedilmesinin mutluluğu ve günahlara kefaret olması için Ebu Lübabe de malının üçte birisini dağıttı. Ravzanın içerisinde ki Tövbe Sütununun mazisi işte böyledir.

HZ. EBU TALHA ZEYD B. SEHL. Medineli Müslümanlar arasında bağ ve bahçeye en çok sahip olan sahabedir. Mescid- Nebinin karşısındaki içinde tatlı suyu olan hurmalık bahçesi vardı. Peygamberimiz sık sık bu hurmalık bahçeye uğrar suyundan içerdi. Al-i İmran suresi 92. Ayet nazil olunca altı yüz hurma ağaçlığı olan bu bahçesini infak etti verdi bağışladı. Uhud savaşında Peygamberimizin yanından hiç ayrılmadı. “Canım canın için feda, yüzüm yüzün için kalkandır ya Resulellah” demişi. Medine de kabir kazma işiyle de tanınırdı. Peygamberimizin kabr-i şerifini kazmak şerefide ona nasip oldu. Vefat-ı Nebeviden sonra Şama gittiyse de hasrete dayanamayarak tekrar Medine ye döndü. Rumlarla yapılan deniz savaşında gemide hastalanarak vefat etti. Allah ahirette hepsinin şefaatlarına bizleri nail eylesin. Amin.     

www.naimozguner.com e-mail: naimozguner81@gmail.com              

     

  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6874 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri