Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Necati Durak ÜNLÜ

AĞABEYİM MUHSİN YAZICIOĞLU

28 Mart 2009 Cumartesi

Ne söylesem? Nereden başlasam? Ne desem? Bilemiyorum. Kilitlendim, bağlandım, yandım, takatim tükendi, sözün bittiği yerdeyim.

Sene 1991, RP-MÇP ittifakı yapılmıştı ve yoğun bir siyasi çalışma içerisindeydik. Bundan tam 18 yıl önce, ben o zamanlar 21-22 yaşlarında bir gençtim ve Muhsin Yazıcıoğlu ismiyle o günlerde tanışma şerefine eriyordum. Muhteşem bir kalabalıkla Yozgat mitingini yapmıştık ve mitingi tamamladıktan sonra Muhsin Yazıcıoğlu’nun ekibiyle  beraber biz Sorgun ekibi konvoy halinde Sorguna doğru hareket ettik. Sorguna geldiğimizde kendileriyle vedalaştık, onlar Sivasa doğru gitmek  üzere yollarına devam ettiler. Kendisini yakinen tanıyanlar o gün demişlerdi, dürüst, cesur, yiğit bir insan, Alparslan Türkeş’ten sonra partinin başına geçebilecek 1 numaralı aday diye. Ve o günlerden sonra büyük bir ilgiyle takip eder oldum taki Büyük Birlik Partisini kurana dek. Bu olay belkide dikkatlerden kaçıyor ama  Alparslan Türkeş’ten ayrılıp bir parti kurmak öyle her yiğidin harcı değil, ancak bu Muhsin Yazıcıoğlu gibi bir yüreğe sahip yiğitlerin harcıydı. Böyle bir hareketi insanlar içinden dahi geçirmeye cesaret edemezlerken o büyük insan bu hareketi fiilen gerçekleştirmişti. Ben o günlerden itibaren büyük bir hayranlık, aşk ve muhabbetle kendisine her geçen gün daha bir yakin olmaktaydım.

Söylemleri çok etkileyiciydi. Türklüğü ön plana çıkaranlara “durun” diyordu, “Türklük İslamdan, İslam Türklükten ayrılamaz, bu ikisi bir bütün”. Küçükken bana, Türk müsün? Diye soranlara; “Elhamdulillah Türküm” dediğimi hatırlıyorum. Büyüdüğüm zaman bu bilinç altı cümlenin manasının “Elhamdulillah Müslümanım” demekle eş anlamlı olduğunu anladım. İşte meselenin özü buydu, Muhsin Başkan aslında bizlere çok şey anlatıyordu ancak  anlatmak istediği, vermek istediği ana mesaj buydu. Buna karşı gelip aksini söyleyenler olabilir, ama ben kendi adıma böyle anlıyor, böyle düşünüyor, böylede kabul ediyorum.

1995 yılında yine seçimler gelip kapıya dayanmıştı. Büyük Birlik Partisi yönetimi, Anavatan Partisi listelerinden seçimlere girme kararı almıştı, seçim barajı yüzünden böyle bir ittifak yapmak zorunda kalmışlardı. (Aldıkları kararın gerekliliğini, önemini, faydalarını ve ne ölçüde bir ferasete sahip olduklarınıda daha sonraki yaşananlar ve zaman göstermişti herkese). Bu duruma Sorgun BBP ilçe teşlilatında bulunan  arkadaşlarımızın bir çoğu isyan etti, kabullenemediler, anlayamadılar. Anlatmak için ne günler geçirdik, düşündükçe hem gülüyor hemde üzülüyorum. Ağabeyim İsmail Durak Ünlü Yozgat adayı olarak listenin 2. sırasında yerini almıştı. Anap ile yapılan anlaşma gereği normalde bir Anap adayı bir BBP adayı sırasıyle listede olacaktı. Anavatan Partisine göre abim onların adayı idi ancak Muhsin bey; “İsmail bey bizim adayımızdır” diyerek 2. sırada olmasını bizzat istemişti. Gün geldi abim de bunun böyle olduğunu gösterdi ve BBP saflarında Muhsin Bey ve arkadaşlarıyle birlikte omuz omuza yoluna devam etti.

Bu yıllarda Muhsin Başkanımla daha bir yakinen tanışma imkanım oldu, dinledikçe, konuştukça yakin olduk elhamdulillah. O gün, bu gündür her platformda, her ortamda onun erdemini, fadakarlığını, yiğitliğini anlatmaya çalıştım.

Bayram günleri ve mübarek gecelerde tebrik için aradığımda her defasında bana; bir derdin, bir sıkıntın, bir ihtiyacın var mı? Diye sorardıda gönlümü tekrar tekrar fethederdi. Bundan dolayı gönlüm hoş olur, şad olur, şerefyab olurdu.

2 yıl evvel rahmetli babamın cenazesinde buluşmuştuk. Bir kaç saatlik bir hasret giderme imkanımız olmuştu ama taziyelerini bildirmek için gelen dostlarımızdan ve tabiiki bu olağanüstü halimizden dolayı doya doya, istediğimiz gibi bir sohbetide yapamamıştık.

Geçen yıl bir akşam telefonum çaldı, arayan sevgili dostum ve ortağım Selim Akçınar idi. Muhsin Bey İran’a gelmiş haberin var mı? Diye sordu. İşte o zaman teşkilattaki arkadaşlara hayıflanmaya başladım, Muhsin Başkanımız gelmiştide bir Allahın kulu bizi haberdar etmemişti. Abimde haber veremezdi çünkü oda yeğenimin tedavisi için yurtdışına gitmişti. Gerçi bir günlüğüne gelmiş ama olsun isterse bir saatliğine gelsin haberimiz olmalıydı. İstiklal otelinde imiş, cep telefonunu aradım ama ulaşılamıyordu. Gece vaktiydi, belki yorgun belkide  yola gidecekti ve uykusuzdu ama onu görmedende olmazdı. Vakit kaybetmeden 3 arkadaş otele gittik. Resepsiyondan odasını aradım; Başkanım ben Necati Durak Ünlü, hoş geldiniz, dedim. Devamında musait misiniz? Görüşebilir miyiz? Diye soracaktım ki bana; geliyorum Necati dedi. Aradan 5 dakika geçti geçmedi asansörün kapısı açıldı, geliyordu o canım abim, güzel insan, yiğit insan, Allah (CC)’a dost, Allah (CC)’a dost olanlara dost, Allah (CC) ona dost (İnşaAllah), başkanım. Elini öpmek için eğildim ama müsade  etmedi zaten gücümde yetmedi. Ah gücüm yetseydide öpebilseydim o eli ama olsun bir sarıldım, bir kokladımki cennette buluşana kadar yeterdi (İnşaAllah). Sohbet etmek için oturduk, o’da bende karşılıklı özel sohbet edelim istiyorduk ama yanımızda bir kaç kişi olunca buna pek imkan olmadı ama olsun yan yana oturuyorduk ya, elini tutmuştum ya oda yetiyordu. Orada bulunan arkadaşlardan birisi bir kaç kez ısrarla “Fethullah Hocayı ziyarete gittiniz mi?” diye sordu. Muhsin Başkanda bana bakarak “M.Esad Coşan Hocaefendiyi ziyarete gittim, kendilerinden çok istifade ettim” cevabı hala kulaklarımda yankılanıyor. Sohbeti çokta fazla uzatmak istemiyordum evde bir fincanda olsa kahve içemez miyiz? Diye sordum, gece yola çıkacağız dedi. Gece hava alanına bırakalım istedim, hayır dedi, bizi götürecekler var, gerek yok sizde gelmeyin diyerek müsaade etmedi. Başkanım o zaman biz kalkalım ki sizde bir saatliğine bile olsa biraz dinlenin dedim, peki dedi. O kadar ısrar etmeme rağmen otelin bahçesine kadar bizimle beraber gelip oradan uğurladı bizi. Her zaman olduğu gibi büyüklüğünü, tevazusunu, vakarını gösteriyor, büyüdükçe büyüyordu, vedalaştık.

(“Çocuklarım bazen bana cennet nimetlerinden sorarlar, baba anlatır mısın derler, bende acizane bildiğim kadarıyle anlatmaya çalışırım ve oradaki nimetlerin sadece köşkler, saraylar, bağlar, bahçeler, yiyeceklerden ibaret olmadığını, en önemli nimetin Allah (CC)’ı görmek, Peygamber Efendimiz (ASM)’ı, Peygamberleri, sahabe efendilerimizi, evliyayı, sevdiklerimizi görüp onlarla hasret gidermek olduğunu anlatırdım. Bugün aynı şeyi söyledim, iyi bir müslüman olalım ve cennete gidelim inşaAllah ki Peygamberimiz, hocamız ve Muhsin Amcanızla buluşup kucaklaşalım, doya doya hasret giderelim”)

Başkanımızda, biz sevenleride ve tüm iman eden herkes kadere iman etmiş insanlarız. Kaderinde buda varmış demek, ölüm bir hakikat ve ölüm bizim için. “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun”, hepimiz “O”ndan geldik ve yine “O”na döneceğiz, dönüşümüz “O”nadır. Amenna ve saddakna. Dört gündür perişanız, çaresiz, takatsiz, “dua dua eller karıncalandı”, göz pınarlarım yorgun, gönlüm yorgun. Ya Rabbi, bir çift kanat verde şu Göksuna uçup gideyim dedim, gideyimde kucaklayayım ki soğukta üşümesinler. Biz insanoğlu ne kadar aciz, ne kadar çaresiziz. İşte bu acziyyet ve çaresizlikten bunları istiyordum. Birşey yapamamanın çaresizliği, perişanlığı. Çırpındım, çırpındım, çırpındım ama duadan öteye birşey yapamadım. Ölüm hak ama bir ölüm ki ızdırabımızı biraz daha artıran bir ölüm. Allah (CC) beterinden saklasın ve hepimize hayırlı ömür ve hayırlı ölüm versin. Allah CC’ın dediği olur, öyle takdir etmiş Yaradan. Bu hal inşaAllah derecesini artırır, makamını yükseltir.

Sevgili Başkanımı ve dava arkadaşlarını Peygamber Efendimiz (ASM) ve Hocamız (RA) karşıladı (İnşaAllah) diye geliyor gönlüme, İnşaAllah öylede olmuştur. Allah (CC) Onu ve dava arkadaşlarını Peygamber Efendimiz (ASM) ve Hocamız (RA)’a, bizleride onlara cennette komşu eylesin, amin. Mekanları şuhedanın ve salihlerin gideceği cennetler olsun, nur içinde yatsınlar, ruhları şad olsun.

Sizi çok sevdik ve seveceğiz, sizleri çok özleyeceğiz ve asla unutmayacağız, kavuşacağımız gün bizim düğünümüz ve bayramımızdır çünkü o gün SEVGİLİ’ye ve SEVGİLİLERİ’ne kavuşma günüdür.

Bi Hürmeti Seyyidi Mürselin Velhamdulillahi Rabbilalemin El fatiha Maassalavat…

 

 

BİR HÜZÜNLÜ BEKLEYİŞ

 

Bir hüzünlü bekleyiş sardı gönlümü

Perişan eyledi, aldı ömrümü

Siz orada soğuk karlar altında...

Üşüdüm dedikçe içim yanıyor

Durmuyor inanki yaram kanıyor...

 

İnan Reis kalbim duracak gibi

Sanki seni biran bulacak gibi

Sesini şuradan duyacak gibi...

Üşüdüm dedikçe içim yanıyor

Durmuyor inanki yaram kanıyor...

 

Hey yiğidim ne olur şöyle bir baksan

Öyle bir baksanki gönlüme aksan

Ne olmuşki sanki bize uzaksan

Üşüdüm dedikçe içim yanıyor

Durmuyor inanki yaram kanıyor

 

(N.D.Ü - 28 Mart 2009)

 

 

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 14190 defa okunmuştur
Necati beye
Metanet Quliyeva
Allah Muhsin beye rahmet eylesin Necati bey neden Iranda haklari tapdanan 32 milyonluk azeri turkunden yazmirsiniz Lutfen bu konudada yazin Amma doqru olani yazin
27 Mayıs 2009 Çarşamba 18:08
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
GÜN OLUR DEVRAN DÖNER
sami sorar
Ömür biter, zaman tükenir. O zaman yapılcak bir şey yoktur. İnsanı DÜNYAYA gönderen "GEL" demişse bu çağrıyı kimsecikler engelleyemez. Bu çağrı bazen gençken gelir bqazen yaşlıken, bazen hastalıktan sonra gelir bazen bir kazadan sonra . AMA MUTLAKA GELİR. Önemli olan bu çağrının ardından varacağımız mekanın SIFATI, Orası İnşallah CENNET olur.
05 Mayıs 2009 Salı 14:46
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Bencede Size ''Hadi Yaaa''
Necati Durak ÜNLÜ
1. olarak abim İDÜ son demde anap tan ayrılmadı (Gerektiği gibi yaparak ayrıldı, bunu takip edenler ve bilenler bilir, sizinde öğrenmenizi tavsiye ederim) 2. olarakta amcamımzın bu işe kızması kendi açısından normaldi çünki partisinden yeğeni (ardından 5 önemli isimle birlikte) ayrılmıştı.
26 Nisan 2009 Pazar 12:48
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
hadi yaaaaaa
şenol özgen
abiniz İDÜ anap ın adayı idi de neden son demde anap ı terketti ve amcanız neden kızdı
14 Nisan 2009 Salı 19:40
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
UNUTMAK
MUSAB
bu vehim hadiseyi unutmaya cabalarken karsima cikti yaziniz , okurken zorluk cektim . usudugumu hissetim , gonlunuze saglik ...ve rahmet...
31 Mart 2009 Salı 04:03
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri