Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Necati Durak ÜNLÜ

İran'da Resmi Tatil

03 Kasım 2008 Pazartesi

Türkiye`de tatillerin çokluğundan yakınırız hep, evet yakındığımız kadar çok tatil var bizde. Niçin tatil olur? Dinlenmek, seyahat edip dost ve akrabaları ziyaret etmek veya farklı yerleri görmek ya da bayramları yaşamak, idrak etmek için. Tabiiki sebep ve gerekçelerini çoğaltmamız mümkün ancak genelde bu amaçlar tatillerin başlıca sebepleri olsa gerek. Aynı zamanda bu durum, kültür, din ve devlet`in yönetim şekliylede alakalı. Sırasıyla bu bayramlara birer misal verecek olursak, nevruz, ramazan-kurban ve zafer bayramı diye devam edebiliriz.

Bir ülkede kültür hakimse kültürel bayramlar, maneviyat hakimse dini bayramlar, devlet dikta bir yönetimin elindeyse devlet ideolojisinin hakim olduğu bayramlar ağırlıkta olur. Böyle olmasıda zaten kaçınılmaz olanıdır. Aynı şekilde, öyle yada böyle, olması gerekeninde bu olduğu bir hakikattir.

Bizler hamdolsun müslümanız, bunun içinde kendi dinimize ait olan bayramları kutlarız. Bir yıl içerisinde toplam iki dini bayramımız var, bunlar ramazan ve kurban bayramları ve üçüncü bir dini bayramımızda yok. Dinin bize öğrettiğine görede Ramazan bayramı 3 gün, kurban bayramı ise 4 gün boyunca yaşanıp, kutlanabilmekte. Eğer müslüman isek ve dinimizi yaşama gayret ve iddiasında bulunuyor isek bugünlerin sayısınca bayramı idrak etme durumunda oluyor olmamız gerekir. 3 ve 4 günün üzerinde kutlayacağımız bayram tatilleride yine çok eleştirilecek bir durum olmasa gerek. Kominist bir ülkeden tabiiki bunu bekleyemezsiniz, bu normal bir durum olmazdı, anormal bir durum olurdu. Yada Amerikalılara nevruz bayramı kutlama zorunluluğunu getirip 1 haftalık bir tatilde yaptıramazsınız. Onlarada paskalya bayramını kutlatırsınız ve bundanda mutlu olurlar, hatta 15 günlük bir tatilede kimse itiraz etmez.

Şimdi bu çerçevede, sizce İran İslam Cumhuriyeti`nde ramazan ve kurban bayramları kaç gün kutlanıp idrak edilmekte? 15 gün mü? Hayır, peki ya 1 hafta mı? O da değil, 4-3-2 ? hayır değil, sadece 1 gün ve bunuda halkın % kaçı kutlamakta şahsen bilmiyorum. İran`ın aynı zamanda resmi yılbaşısı ve haliylede yılın ilk günü olan (21 Mart) nevruz bayramında kaç gün tatil var dersiniz? Ramazan ve kurban bayramlarında 1 gün resmi tatil olduğuna göre, nevruz`da o da yoktur diyeceksiniz ama yanılacaksınız. Nevruz bayramında resmi olarak 5 gün tatil olduğu gibi özel sektörde enaz 15 gün tatil yapılır ve tabir yerindeyse 1 ay boyunca hayat resmen durur.

Hakeza, ramazan ve kurban bayramlarında bu bayramları idrak edip, yaşayıp, teneffüs edebileceğimiz ne bir etkinlik, ne bir hazırlık, ne bir çalışma-gayret, ne halk arasından bir hareketlikik-heyecan, ne belediyelerde bir çalışma, hiçbirisini görüp yaşamanız mümkün olmaz. Belki bazı dostlar bana Kum şehrine git, gör ve yaşa diyebilirler ancak İslam Cumhuriyeti olan bir ülkede, İslam dininin, İran`ın heryerinde (aynı oranda olmasa dahi) yaşanıyor olması gerekmez mi?

Peki, nevruz bayramına nasıl bir hazırlık yapılır İran`da? Hareket, heyecan nasıldır? Diyecek olursanız, tek kelimeyle mükemmel, muhteşem, harukulade. Zaten nevruz bayramından 1 ay öncesinden bir hareketlilik ve hazırlık göze çarpar. Belediye`lerde ve halkın arasında bir heyecan, bir koşuşturma, bir telaş. Bizim Türkiye`de yaptığımız ve yaşadığımız ramazan ve kurban bayramlarını düşünün, işte aynı heyecan ve mutluluğu, hareket ve hazırlığı fazlasıyla görebilirsiniz. Halk hummalı bir biçimde alış-verişe başlar, yılın ortalama 10 ayında yapılan harcamalar kadar bir harcama neredeyse bu bayram öncesinde tek seferde yapılır. Yollar, caddeler, rengarenk süslenir, aydınlatılır, heryer yeşilliklerle donatılır, süslenir. Her eve muhtelif kaplar içerisinde taze çimen`lerden satın alınır, nevruza has balıklar alınır, alınırda alınır, yaşanırda yaşanır. Neredeyse her evden irili-ufakli, çeşit-çeşit patlayıcılar, ses bombaları atılır, aynı zamanda birçok yerden havai fişek gösterileri düzenlenir. Yine birçok yerde, hemen hemen her sokakta, ateşler yakılıp üzerinden atlanır. Kutlamalar, tebrikler, heyecan, mutluluk en zirveye ulaşır.

Aslında çok güzel, harika, görülmesi, yaşanması gereken bir ortam bu, ancak bunun bin`de birini ramazan ve kurban bayram`larinda da yapabilseler, o zaman daha bir güzel, o zaman daha bir muhteşem, harukulade olmazmıydı?

Bu hal bizlerin yüreğini burkmakta, üzmekte ancak yapacak birşey yok. Bizler siyaset adamı değiliz, yalnızca iyi yada kötü, gördüklerimizi yazar, tebrik veya tenkid ederek, insanlarla paylaşırız. Bizim böyle yapıyor olmamızda tabiiki birilerini rahatsız edebilir, bazılarını üzerken, bazılarınıda sevindirebilir, bazılarını ise şaşırtabilir. Bizler amaç olarak, bunlardan birisini dahi insanlara yaşatmak adına yazıp, paylaşmıyoruz. Sadece olanı-biteni, görüp-yaşadıklarımızı, hissedip-anladıklarımızı, katıldıklarımızı yada katılmadıklarımızı yazmak suretiyle, sizlerle paylaşıyoruz. Birilerini memnun edip, hoşnud etmek için, yada alkış almak içinde yazmıyoruz, bu şekilde yazmamızda zaten mümkün değil. Okuyucu`larımızda bu yazdıklarımızdan istediği şeyleri alıp anlamakta elbette özgürdür, isteyen istediği gibi düşünür. Niyetimizde zaten kimsenin düşüncesini değiştirmekte değildir.

Evet, İslam devleti ve iki dini bayram, ortada da inanılmaz bir manzara. Nederece doğrudur bilmiyorum (çünkü resmi kaynaklardan teyidini almadım) ancak, İran`lı bazı dostlardan öğrendiğime göre, rahmetli İmam Humeyni budurumu değiştirmek istemiş vede bazı girişimlerde de bulunmuş fakat halkın büyük kesiminden buna itirazlar yükselince (neredeyse isyan çıkacaktı deniyor), bu hali gören rahmetli İmam Humeyni olayların büyümesini istememiş ve bu konuyu başka zamana bırakmayı uygun bulmuş.

Ben herzaman kendisine rahmet okuyorum, öyle şatafatsız, sade bir hayat süren, tevazuyu elden asla bırakmayan İran İnkılabının ve İran halkının liderine selam olsun. Bu ülke, islam ülke`si olmasa hali ne olurdu düşünmek dahi istemiyorum. Rahmetli Humeyni hakikatende çok büyük işler yapmış, kimse bunu inkar edemez, hakkını yiyemez ancak, aceba daha iyisi yapılabilirmiydi diyede düşünmeden edemiyorum. Tabiiki, onlarca yıl süren İran-Irak savaşı ve bugünlerde bile hala uygulanmakta olan ambargolar bazı şeylerin istenildiği gibi yapılamayışında büyük bir etken olmuştur. Hakeza, bu savaşta, üst düzey, ilim sahibi, kaliteli, değerli, bilgili ve samimi (beyinlerin) insanların çoğunun şehid olmuş olmasıda istenilen şeylerin tamamının yapılamayışında büyük bir etken olmuştur.

Herşeye rağmen, İran`da, bu yazdıklarımın aksini (tüm güzellikleri), bir mümin şahsiyeti ve edasıyla, yaşayıp-yaşatan, hisseden, idrakeden, devlet kademesinde yada halk arasında, sayılarının hiçte önemli olmadığı, şii veya sünni (ki sünni sadece 1 kaç kişi tanıma imkanım oldu, dostlarımın hepsi şii`dir, bunuda belirtmek isterim) tüm dostlarıma selam eder, hepsini yürekten kutlarım.

Sağlıcakla kalınız.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 20334 defa okunmuştur
amca
hasan esad
amca kısacası istanbula ne zaman geliyonuz ya yazı çok uzuzn atlayarak okudum
17 Kasım 2008 Pazartesi 11:14
Beğendim (0)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri