Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ömer YAZICI

Analiz Yeteneği

09 Ekim 2018 Salı

Analiz Yeteneği

Biliyorum “big data” dönemini geçmedik mi, simdi yapay zeka dönemindeyiz diyenlerimiz olacak belki bu yazımı okuyanlar fakat bende diyorum ki hayır yeni başlıyor. Eskiden de günümüzde de “data management” yani veri yönetimi hep önemliydi, ve hala öyle olmaya devam edecek. Gelelim nereden geldik bu konuya. Son zamanlarda yasadığım olaylar gösterdi ki bizde bireyinden devletin en üst kademesine kadar veri yönetimi ve analizi problemi var. Ne veriyi sağlıklı bir şekilde topluyoruz, ne de sağlıklı bir şekilde analiz ediyoruz.

Amerika’da inşaat mühendisliği yapan bir arkadaşım ile konuşurken, uzaydan yolların resimlerini çektiklerini ve yazılım sayesinde yollardaki bozuklukları görebildiklerini, bu resimler ile belirlenen bozuklukları ekiplerin sınıflandırarak yönetime sunduklarını söylemişti. Bu bir doktora öğrencisinin karsısına gelebilen basit bir data toplama ve analiz işi. Ülkemizin saygın bir üniversitesinde öğretim üyeliği yapan bir tanıdığım ise tonlarca yazışma ve protokol ardından kara yollarından bilgi aldıklarını ve bu bilginin ise çok fazla işlemeye ve sınıflandırmaya ihtiyacı olduğunu söylemişti. Bundan dolayı veriyi istedikleri gibi kullanamadıklarını söylemişlerdi.

Veri toplamanın günümüzde hala gereken öneme kavuşmamış olmasının ana sebebinin KORKU olduğunu düşünüyorum. Yöneticiler veri toplayıp analiz etmek istemiyor, çünkü bir sonraki sene bu rakamları daha ileriye taşıması gerekli. Topladığımız veriler sadece ilerleme kaydettiğimizden yüzde yüz emin olduğumuz alanlarda. Bu sene kaç km yol yaptık. Bunu hemen ölçerler, analiz ederler. Fakat kimse milyonlarca öğrencinin girdiği sınavların öncesini ve sonrasını analiz etmez. Bir öğrenci üniversiteyi kazandığında hemen hemen hiçbir belediye şehrine gelen öğrencileri ve giden öğrencileri analiz etmez. Belki de hiçbir üniversite kendisini tercih eden öğrenciye “niye beni tercih ettin” diye bir anket düzenlemez.

Bir çok doğu bölgelerimizdeki üniversitelerde kontenjanların doluluk oranlarının %50 ye kadar  düşük olması beni üzdü. Tabi daha çok üzen ise, yetkililerden suçlunun YÖK ve aileler olduğunu duymak daha da uzdu. Elbette ki YÖK’ün bunda katkısı büyük, veya aileler artık çocuklarını uzaktaki bir üniversiteye göndermektense yakında ki özel üniversiteye göndermeyi tercih ediyorlar, fakat bu demek değildir ki üniversiteler öğrencilerin cazibesini çekmek için hiçbir şey yapmamalıdır. Gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde üniversiteler kendi reklamları ve tanınmışlıkları ile kendi öğrencilerini oluşturur.  Üniversiteler neden bu veri potansiyelini değerlendirmez, neden öğrencilere hoş geldin anketi veya bitirme döneminde bitiş anketi yapmaz? Çünkü çıkan sonuçlara göre hareket etmesi gerekir, bazılarının dediği gibi “rahatı bozulur”.

Ben inşallah öğrencilerime veri toplamanın ve veri analizi yapmanın hem kendileri, hem de içinde bulunacakları kurum için ne kadar önemli olduğunu anlatacağım. Görecekler ki topladıkları veriler rakamlara, ve parasal sonuçlara dönmeye başladığında işverenler onları baş tacı edecek ve hak ettikleri ilgi ve alakayı görecekler.

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 790 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri