Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Pınar KİBAR

Dilimizden çektiklerimiz

17 Mayıs 2011 Salı

Bugün dilimizden çektiklerimizi yazmak istiyorum.

Dil felaketinden bahsetmek…

Yeri gelince susmasını bilmeli insan. Yeri gelince sûkut etmesini, yeri gelince konuşmasını. Bilmeli bilmeli hep bilmeli. Ama haddini de bilmeli insan.

Gıybet (dedikodu), yalan, iftira, hakaret hepsi aynı yerden çıkıyor. Çıkış noktaları aynı:

DİL…

Orhan Gencebay ne demiş; „Dil yarası“.

Göznurumuz Peygamberimiz daha da güzel demiş, „Ya hayır söyle ya da sus“.

Bize yapılmasını istemediğimiz o kadar çok şey varki, sayalım mi hep birlikte.

Buyurun…

  1. Hakkımızda konuşulmasını hiç istemeyiz (ama konuşuruz).
  2. Bize yalan söylenilmesine hiç tahammül edemeyiz (ama söyleriz).
  3. İftiraya uğramaktan çok korkarız (ama kolaylıkla çamur atabiliriz).

Mü´min mü´min kardeşi için bir emniyettir. Lâkin zaman kötü zaman. Şeytanın desisleri çok. Zehirini dilimize sürüyor. Malesef gıybet ederken tat alır hale gelebiliyoruz.

Dur diyemiyoruz. Bahaneler üretiyoruz ve diyoruz ki, „Ama ben doğruyu söylüyorum“. Doğruyu söylemenin gıybet, ekleme yapmanın ise iftira olduğunu ne çabuk da unutuveriyoruz.

Çoğu kez şu dilimiz yüzünden pişman olmuyormuyuz?

Atalarımız, „İnsan dinlemekle akıllanır, konuşmakla pişman olur“ boşuna dememiş.

Akıllanmak istiyorsak bol bol dinleyelim, pişman olmak istemiyorsak eğer, yeri geldiğinde susmasını çok iyi bilelim.

Kurtuluşa erelim. Peygamber yine şöyle buyurmuş: „Dilini tutan kurtuldu“.

Lüzümsuz ve çok konuşmak kalbi sıkar. 

Dil, tat alabilmemiz için de yaratılmıştır. Evet, çeşit çeşit yemeklerin, envai içeçeklerin tadını onunla alırız.

Şükürler olsun…

Lakin gıybet ederken „ölü“ eti tadını aliversek ne olurdu?

Bir daha kim yerdi ki o eti?

Hiç düşünmeden söylenen sözlerin haddi hesabı yok.

Atalar ne güzel demiş yine, „Kılıç yarası onulur, dil yarası onulmaz“ diye.

Ağızdan çıkan bir söz, gönüller yıkabilir. Yıllar geçmesine rağmen iyileşmez. Gönüller yaralı kalır. Zira dil yarası başka hiç bir yaraya benzemez.

Kısacası, Dil bazen rahmet ve bazen de bela ve musibettir. Dilimizi rahmete ram edelim. Kafamız, kalbimiz, yüreğimiz ve gönlümüz rahat etsin…

 

Selametle efendim

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3062 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri