Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Pınar KİBAR

İnşâAllah´sız olmaz

11 Ağustos 2011 Perşembe

 

İnşâAllah kelimesini bazen bilinçli bazen de gayri ihtiyari kullanıyoruz.

Mânâsı;  Allahû Teâla dilerse olur demektir. Yani  müminin lügatında var olması gereken kelimeler arasında yer alır.

Çünkü bir mümin bilir ki, Allah dilerse olur dilemezse olmaz. Biz ne kadar „yapacağım“, „gideceğim“,  „edeceğim“ desekte, bunda israr etsekte, Allah nasip etmeyince olmuyor.

Hatta şöyle bir dikkat edersek „mutlaka“ ve „inşâAllah“ kelimesini yanyana çok kurarız.

„Yarın mutlaka inşâAllah halledeceğim“ gibi…

Bir nevi çelişki yaşanır. Mutlaka mı, yoksa İnşâAllah mı? Hangisi?

Mutlaka derken biraz iddaalı oluyor. Hiç birşey mutlaka olamaz. Az sonra mutlaka dediğimiz şey bizi yanıltabilir. Çünkü az sonra ne olacağından bihaber yaşıyoruz.

Telefonda „mutlaka“ gelirim dediğimiz arkadaşımıza, yolda geçirdiğimiz ufak bir kaza yüzünden gidemiyoruz.

Nerede kaldı bunun mutlakası?

Kendimizi İnşâAllah kelimesinin büyülü atmosferine bıraktığımızda rahat bir nefes alacağız aslında.

Çünkü Âyet-i Kerime bunu bize öğütlüyor zaten;

(Kehf-23, 24); Hiçbir şey için, “Ben bunu yarın kesinlikle yapacağım. ” deme.“Allah dilerse” şeklinde söyleyebilirsin.

Az sonra ne olup biteceği hakkında hiç bir malumatı olmadan hayat süren insan, İnşâAllah kelimesi içinde geçen Allah´a teslim olmalı.

Kendinden, yarınından, az sonrasından emin olanlar kullanmaz. Ama acilen tavsiye edilir!.

Daha çok Muhafazakar kesimin ağızında gezer bu kelime. Ne de yakışır ağızlara.

Farkına vardım da çoğunluğu da bu kelimeyi „negatif“ algılıyor.

Misal bir arkadaşınız sizi yemeğe davet ediyor. Siz buna karşılık inşâAllah ile karşılık veriyorsunuz. Arkadaşınız, „bak gel“ ama diyerek ikaz etme ihtiyaçı hissediyor. Sanki inşâAllah derken siz, gelmek istemediğinizi ifade ediyor muşunuz gibi algılanıyor.

Ne alakası var ki?

Tabiki davete gelmek biz de istiyoruz. Biz sadece inşâAllah derken işimizi, bize o yemeği nasip edecek olana havale ediyoruz. Olumsuzluk için de kullanmıyoruz bu kelimeyi. Yarın sana inşâAllah uğrarız derken, uğramayacağımızı kastetmiyoruz. Dolayısıyla yapılma olasılığı düşük bir kelime de değildir.

Bakın aklıma bu konu hakkında bir hikayecik geldi:

Adam birtanesi bir akşam vakti hanımına:
-Yarın yağmur yağarsa evdeyim.Yok eğer yağmazsa tarlaya gidip çift süreceğim demiş.

Hanımı: -İnşallah söyle bey inşallah.
-Ne inşallahı hanım, bunun inşallahı maşallahı mı var. Zira ortada iki seçenek var, bir üçüncüsü yok ki. Dedim ya, yağarsa evdeyim, yağmazsa tarladayım, der.
Hasılı hanımı, sen yinede inşallah de, bakalım sabah ola hayr ola diye ne kadar ısrar etsede, Adam inadına demez inşallah.
 

Sabah olur. Hava açık ve gayet güzeldir. Bizim ki hazırlanır ve yola çıkar. Derken olan olur. Şöyleki: O gece bir cinayet işlenmiş ve her yerde faili aranıyormuş.
Tam o sırada bizimkinin etrafı sarılır ve hiç bir yere gidemezsin derler.
Zira katil onun tıpatıp aynısı. Her ne kadar ben masumum bu işte bir karışıklık var dese de kar etmez ve içeri alınır. Sorgu sual derken hasılı sabaha kadar adam ecel terleri döker.
 

Yorucu, bir o kadar da meşakkatli geçen bir geceden sonra, gelen bir haberle gerçek failin yakalandığı ve suçsuz olan bu adamın da derhal serbest bırakılması şeklinde anons yapılir.Ve adam serbest bırakılır.

Adam başına gelen bunca aksilikten sonra iyice yıkılmış, güç takatı kesilmiş, iki büklüm olmuş bir halde evinin kapısını çalar.Hanımı,
-KİM O ? diye seslenince, Adam:
-"AÇ KAPIYI AÇ HANIM. İNŞALLAH GELEN BENİM." der.

 

İşte olay bundan ibaret Efendim…

İnşâAllah´lı günlerimizin bol olması duası ile…

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 2918 defa okunmuştur
bir macera-ı nebidir
mahmut öz
müşrikler yahudilere "bu adm gerçekten peygamber mi? siz tecrübelisiniz" dediler. onlar da bunu anlamak için geçmiş ümmetlerden ve ashab-ı kehf'ten süal etmelerini salık verdiler. efendimiz ertesi gün cevap vereceğini söylese de vahiy gelmediğinden cevap veremedi. bu durum müşriklerce alay konusu oldu ve bazı zayıf iman sahiplerinin imanını sarsacak kadar sürdü. sonunda vahiy imdada yetişti. sonunda yazınızda bahse konu itirazı içeren ayet ile birlikte. alay edip "peygamber olsa idi cevap verirdi" diyenler, "peygamber olmasaydı bir şey uydururdu. demek peygamber ki vahiy gelmeden konuşmadı" noktasına geldi. aleyhine olan gösterge tersyüz olmuş, lehine ve peygamberliğine delil olmuştu. inşaallah vesselam.
11 Ağustos 2011 Perşembe 13:19
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri