Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Pınar KİBAR

Mevlâna´yı yaşa(t)mak

13 Şubat 2011 Pazar

 

Ney´e olan sevdamdan mıdır nedir bilmem ama bu aralar onunla pek haşır neşir oluyorum. Sözünü ettiğim mübarek insan, Mevlâna Celâleddin Rûmi´dir.

Müridlerinden birisi; “Efendim namazda iken nasıl olmak gerekir“ diye sorduklarında kendileri „Namazda iken namazda olmak gerekir“ diyenden bahsediyorum.

Namazı hem bizzat hissetmiş hem de yaşamıştan sözediyorum.

Şair ne hoş demiş;

Dört kıtaya nam salışta Mevlana,
Mutluluğa koşan yolda Mevlana,
 Düşkünlere yeten kolda Mevlana, Bahçelerden yeni çiçek sun ona.

Ne olursan ol gel. İster yüzbin kere tevben boz, ister mecûsi, ister ateşperest ol, vazgeçtin mi bu halinden hiç vakit kaybetme gel diyenden.

Konya toprakları onu bağrında misafir ediyor o yüzden gül kokar çehresi. Ey Konya, bağrında misafir ettiğin yüce Mevlâna, haydi kalk sen de dön Mevlanaca.

Mevlanayı yaşa(t)maya çalışmak onun gibi olabilmektir. Sevmeyene sevmeyi öğretmektir. Sevgi dili dostluk elidir Mevlâna.

Mevlâna olabilmek sevmektir, yaratılan ne varsa börtü böceğini hepinizi seviyorum diyebilmektir.

Sevmektir hepsini koşulsuz ve karşılıksız. Beşeriz şaşarız diyerek hatalarıyla sevmektir her bir beşeri. Mevlanaca olmak kuçak açmaktır Türküne, Kürdüne, gavuruna ve tüm yaratılmışlara.

Ve bazen beklemektir Mevlâna olabilmek. Sabırla beklemek. Umutla beklemek. Acı çekerek beklemek. „Hamdım- pişdim- yandım“ diyebilmektir.

Ha birde aşkı beklemektir.

Çünkü aşk insanı insan eder ve insan oldukça yok eder. Yok olmak ise insanı Mevlâna eder.

Mevlâna olmak sarhoşca dönebilmektir. Dönerken „HUU“ sesleriyle veçhe gelmektir. „Hu“ sesiyle derin bir tefekküre dalmak, daldığın yerden „HUU“ sesiyle ürkmektir. Ürktükçe kendine gelmektir.

Ya Mevlâna af buyur, seni yaşa(t)makta çok aciziz ne olur bir yudum dua buyur.

Çok söze hâcet yoktur.

Kısacası Mevlâna olabilmek; ya olduğumuz gibi görünmek ya da göründüğümüz gibi olabilmektir.

 

HUU ile selâm olsun…

1294186088_0fe4855a4d7c2be20dac4e8d29731e0a_1283675682.jpg

 

 

 

 

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 7078 defa okunmuştur
Bi Mevlana topraginda dogdugum icin kendimi cok sansli hissediyorum.
Betül Güngör
Pinarcim yazini cok begendim ,kesinlikle harika bi konuya deginmissin demek ki sende ney´yin o muhtesem sirrini duymusun.bilgimde umarim bi yanlislik yoktur ama okudugum kadariyla Peygamberimize melekler bi sir vermis Peygamberimiz bu sirri kendi basina tasiyamamis ve bu sirrini Hz.Ebubekire anlatmis,bu o kadar agir bi sirmiski sanirim Hz.Ebubekirde bunu tasimakta hayli zorlanmis olsa gerek ki gitmis bi kuyuya bagirarak anlatmis.Bunun üzerine kuyu tasmis.ve kuyudan akan sulardan da kamislar olusmus.Bu kamislardan bi coban oynarken ses cikarmaya baslamis ve cikan seslere kendi bile hayrete düsmüs.O gün bu gündür o kamis,o sirri anlatmaya calismis .Icindeki o insani bügüleyen ve saran harika doyumsuzluk aslinda icindeki sir.dir ama bunu keske bizde Mevlana Hazretleri gibi cözebilsekte kendimizden gecebilsek,yani Ney sadece bi müzik agleti kesinlikle degildir ve sesini duymak bile seni o büyüye hapseder.seni kutluyorum ve bu büyüyle derinliklerine dalmani tavsiye ediyorum ..
09 Nisan 2011 Cumartesi 19:03
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri