Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Pınar KİBAR

Siz hiç deli doktoruna gittiz mi?

02 Mayıs 2012 Çarşamba

Size bir soru:

Psikologların da terapiye ihtiyaçları var mıdır?

Neden olmasın ki sonuçta onlar da insan değil mi?

İnanın insan olan herkesin bir gün psikolojik rahatsızlığa düşmesi mümkündür. Peki ya dindar olanların psikolojik tedaviye ihtiyacı var mıdır?

Maalesef inançlı insanlarda böyle sorunların olmayacağını savunan insanlar var. Hastalığını kabul edip tedavi sürecini kabul edenleri „deli“ olarak nitelendiren, psikologlara `deli doktoru` diyen insanlarımız var. Halk arasında psikologlara gitmek çok abes bir durum olarak kabul ediliyor. İnançlı bir insanın da psikolojik dengesi neden bozulmasın? İnançlı insanda ağır travmalar geçirmiş olabilir. İnanan insanın da bir evladı vefat edebilir, çok sevdiği eşi trafik kazasında can verebilir. Hakeza evladını kaybetmiş bir anne için evladının cennetin çocuğu olduğuna dair sunulacak bir bilgi onu tabiki teselli edecektir. Bu da dinimizin bir güzelliğidir. Fakat insan yaşadığı bu olayları kendi iç dünyasında, kendi yöntemleri ile bitiremeyebilir. Bundan doğal başka ne olabilir ki?

Dinimizin tavsiyelerine göre bir hayat çizsek kendimize, elbette bu yaşadığımız sıkıntıları hafif sıyrıklarla atlatacağız. Elbette insanın psikolojik yapısını ayakta tutan, bizi yoktan var edene edilen imandır. Ve bu imanı besleyen Kuran ve Sünnet reçetesini kullanmaktır. Abdest almanın, Kuran okumanın, namaz kılmanın, oruç tutmanın, zikir çekmenin vs. ayrı ayrı bedenimize ve ruhumuza şifaları vardır. Bunlara diyecek bir sözümüz yoktur.

Lakin yine de psikoloklara ihtiyaç duyulabilmesi normaldir…

Peki çözüm nedir?

1.         Tedavide ilk adım rahatsızlığın var olduğunu kabul etmektir. Rahatsızlığını kabul etmeyen hastaya, dünyanın hangi psikoloğu getirirseniz getirin, tedaviye olumlu cevap vermeyecektir.

2.         Psikolojik problemlerle karşılaştığımızda bize sunulan tedavi yöntemleri, uygulanan metotlar ve çözüm önerilerinin dinimizce uygun olup olmadığını süzgeçten geçirin.

3.         İmkanınızı zorlayıp  `Dindar` psikologlara yönelin.

4.         Ve sonuncusu; “Bir kul Allah’a bir adım yaklaşırsa Allah ona iki adım yaklaşacak” Hadis-i Şerif´ini aklınızdan hiç çıkartmayın, ve Allah´tan her zaman yardım dileyin.

 

Halk arasında size `deli` diyenlere aldırış etmeyin. Siz inancınıza ve değerlerinize sahip çıkın, gerisi sadece detay olur…

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3546 defa okunmuştur
önemli
UĞUR CANBOLAT
Merhaba değerli kaardeşim. Çok önemli bir konuyu vuzuha kavuşturdunuz. Ne yazık ki sık yaşanan bir durum ele aldığınız husus. Dindar olmak Allah'a yakın olmaya, taltif edilip lütfa uğramaya sebep ama hastalanmamaya sebep değil... eğer öyle olsa Evliya-i Kiram hastalanmazdı. Bilindiği gibi onların imtihanları daha çetindir hatta... Ben dindarım nasıl hasta olurum diyenlere bende çok rastladım. Tekrar tebrikler, selamlar.
02 Mayıs 2012 Çarşamba 01:50
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri