Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Prof. Orhan ÇEKER

Güçlü Bir Ekonomi İçin ZEKAT

02 Eylül 2009 Çarşamba

Zekat da tüm ilahi dinlerde emredilmiş ortak ibadetlerdendir. Kur’an-ı Kerim mesela Hz.İsmail’in (Meryem 55) ve Hz.İsa’nın (Meryem 31) zekatı emrettiğini söyler. Mekke döneminde İlahi emir çok yoğun olarak İNFAKı emrediyordu. İnfak, zekattan çok daha zor bir emirdi. Çünkü ihtiyacından fazlasını mikdar ve cinsine bakmadan vermeyi gerektiriyordu. Zekat ise belli kimselerin belli bir kısım malların belli mikdarını yine belli zaman aralıklarıyla muhtaçlara vermekten ibarettir. Demek oluyor ki zekat konusunda zordan kolaya doğru tedric olmuştur. Bazen de tedric kolaydan zora doğru olur ki bu son şekil asıldır. Orucun son şeklini alması olayında tedriclerin her ikisi de yaşanmıştır.

Zekat temizlik anlamında Arabca bir kelimedir. Zekat mali ibadetin en baş örneğidir. Dikkat ediniz ki bedeni ibadet temizlik (taharet)le başlar. Mali ibadetler de temizlik (zekat)le başlar. Demek ki Dinimiz bedeni temiz, malı temiz, yanı sıra ruhu / nefsi de temiz bir insan tipini hedeflemektedir. Hatta diyebiliriz ki ortaya koyduğu bütün emirler, yasaklar, ilkeler bu insanı yetiştirmeye yöneliktir. Hedefteki bu insanın adı mutmain/olgun nefis sahibi insan, böyle olmayı başarmış insandır. Bu insan, Rabbinin Cennetine Razi ve Marzi olarak afiyetle girer. Kendisi gibi olan Rahman’ın kullarıyla hemdem olup durur.

Zekat malı temizler. Temiz mal bereketli olur. Bereketli ve temiz mal tıpkı beden gibi hastalık ve afetlere karşı emin olur. Zekat malın, hastalık ve afetlere karşı sigortası, kasko primidir. Bu kasko ilahi taahhütle yapılmıştır. Hem de diğer kaskolar gibi zararı başa baş ödemez, kim bilir belki de 700 misliyle hatta daha fazlasıyla (Bakara 261) ödeme yapar.

          Rabbimiz ALLAH kendi yolunda yapılan hayırları/ harcamaları o kişilerden borç almış gibi kaydeder (Bakara 245, Hadid 11,18). Korkmayın bu kayıt asla kaybolmayacak ve alacaklarınız kayıtsız / küreksiz kalmayacaktır (Lokman 16).

Zekat, toplum ekonomisini canlı tutar. Çok zaman biz bu canlılık nasıl oluşur farkında bile olmayız. Dünyada büyüye büyüye durağan hale gelmiş ekonomiler, mensupları  inanmasalar bile zekatı uygularlarsa ekonomilerinin canlandığını göreceklerdir. Neticede tüm insanlık tek gemide yaşıyoruz. Bu gemi su üstünde durursa hepimiz kurtuluruz. Batarsa hepimiz batarız. Zekat ve genelde infak, toplumsal ekonomik felaketlere karşı sigorta görevini de yapar.

Bir önemli nokta daha : Zekat ve genelde infak, insan psikoloji üzerinde olumlu ve terbiye edici etki yapar. Benim Peygamberim, kalbinin katılığından şikayet eden birine “Yetimin başını okşa, fakire yemek yedir” tavsiyesinde bulunmuştur. Ne ilgisi var diyebilirsiniz. Öyle yapmayın, bu ulvi ve ince tavsiyeyi anlamaya çalışınız. Psikologlar infakın insan terbiyesindeki yerini araştıradursun. Sonuçta ne kadar hayrette kalacaklardır. Zekat insan ruhunu terbiye ediyor ve onu “adam” seviyesine çıkarıyor. Yani insanın kendisini terbiye etmesi için malından vermeye alışması lazımdır. Yani insanın, almaktan ziyade vermeye ihtiyacı vardır. Dikkat edin, fakirin zekat almaya ihtiyacından ziyade zenginin zekat vermeye İHTİYACI vardır. İnsan, diğer insanların ihtiyacını dert edine edine kendisini adam eder. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki ; Ömründe hiç kimsenin derdiyle ilgilenmemiş insan, ilerleyen yaşında mutlaka ruh hastası olur. Öyleyse zekat ve genelde infak ruh sağlığı açısından vaz geçilmez bir ibadettir.

 Zekatın tabii ki pek çok hükümleri vardır. Biz burada onlara girecek değiliz. Bu hususta ciltler dolusu kitaplar yazılmış, araştırmalar yapılmıştır. Halen de bu çalışmalar devam etmektedir. En uygun ve ideal vergi ilkeleri tesbit edilirken hatta tüm toplumu kapsayıcı bir sosyal güvenlik sistemi projelendirilirken zekat ilkelerinden uyarlama yapmak en akıllıca düşünce olacaktır. İktisatçılarımızın değerlendirme ve beyanları bizi bu sonuca götürmektedir. Yani zekatın hem ibadet, hem iktisadi, hem ictimai hem de ruhsal yönü birlikte bir bütün olarak incelenmelidir. Bunlar neticesinde zekatın, sıradan bir insanın tesbiti olmadığı, aksine insanüstü verilerin/ vahyin emri olduğu ortaya çıkar..

Zekat’ın tacili de tecili de caizdir. Yani zekatı, vakti gelmeden erkence verebildiğiniz gibi vakti gelip geçtikten sonraki günlerde, aylarda hatta sonraki yıllarda da verebilirsiniz. Yeter ki bu tecil veya tacil daha fazla fayda sağlamak amaçlı olsun. Zekatı sadece Ramazan ayında vermek eğer muhtaçları sair aylarda zora sokuyorsa zekatı diğer aylara da kaydırmak gerekir. Ama böyle zora sokma durumu yoksa, ilgili hayır kurumları aylara bölerek zaten taksitlendirerek muhtaçlara ulaştırıyorsa veren kişi hepsini Ramazanda verebilir. Kısacası gerek zekat mükellefi olarak ve gerek kurum olarak Ramazan dışında da fakir/fukara sevindirmeyi eylem haline getirmelidirler. Genel olarak bu konuda sevindirici bir uygulama görmekteyiz.

 Zekat konusunda, zekatı vermeden kaçınma, çeşitli hilelere baş vurma yada hiç vermeme gibi tavırlardan şiddetle uzak durmak gerekir. Zenginlerimiz bilmeli ki gerek dünya gerek ahiret hayatında rahat etmenin yolu ALLAHın emrine içten gelerek uymaktan geçer. Zekatı içten gelen bir heves ve aşkla malın en güzelinden vermelidir. Elde kalmış, kimsenin rağbet etmediği malları vermekten sakınılmalıdır (Bakara 267, Al-i İmran 92). Herkes iyi bilmeli ki RABBİMİZin bana da sana da hiç kimseye de ihtiyacı yoktur. Zekat veriyorsan kendin için veriyorsun. Üstelik verdiğin malı sana yine ALLAH verdi. Sen O’nun lutfettiğinden veriyorsun. Dolayısıyla zekat verirken çok samimi olman gerekir. Sen zaten ALLAHın verdiğinden verdiğin için zekat alanın başına kakıcı tavırlardan sakınman lazımdır. Başına kakıcı tavırdan dolayı imtihanı kaybedersin. Zekat vermede bile bir imtihan saklı olabilir. Samimiyeti, ibadetin ALLAHın verdiği imkanlarla yapılabildiğini, ibadetten sonra ALLAHa verdiği imkandan dolayı şükretmen gerektiğini unutMAMAlısın.

RABBİMİZ yaptığınız bütün ibadetleri makbul, meşkur ve mebrur eylesin.            

                                             Prof. Dr. Orhan  ÇEKER   Eylül 2009   KONYA

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 11286 defa okunmuştur
Lütfen Okuyunuz!!!
Cafer Yilmaz
Habername nin cok yorumlananlar bölümünde ki haberi:"TBMM`de masonik semboller" yorum bölümünde ki tüm yorumlari okuyunuz!!!
07 Ocak 2010 Perşembe 12:59
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ALLAH RAZI OLSUN
HADİKAR
SAYIN HAOCAM YAZINIZ ÇOK GÜZEL VE DOYURUCU OLMUŞ BAŞKA KONULARADA DEĞİNMENİZİ RİCA EDERİM. BŞRDE YORUMCU ARKADAŞLAR ALDIKLARI DERSLERE BAKSALAR DAHA İYİ OLUR KİMİN ANLAMADIĞINI YAZMAK KENDİMİZİN NE KADAR ANLADIĞINI BELLİ ETMEZ, ANLADIĞIMIZI EYLEME DÖKELİM İNŞALLAH. ALLAH BÜTÜN ÜMMETİ MUHAMMED DEN RAZI OLSUN İNŞALLAH.
05 Kasım 2009 Perşembe 10:18
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
çok doğru
çeçen kızı esila
yorum yazarken birden yorumlar silindiği için kısa kısa yazmak zorunda kaldığımdan ve sizleri zorladığımdan dolayı üzgünüm.evet sayın yazar bu mükemmel ötesi DERS VERİCİ yazınızdan dolayı elleriniz yüreğiniz dert görmesin.umarım okuyanlar ders alırlar,ama SANMIYORUMM.
14 Eylül 2009 Pazartesi 01:18
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
çok doğru
çeçen kızı esila
ramazanlarda tuttukları oruç bu tavırlarını affettirebilirmi?fakirlere karşı bu kadar kayıtsız,duyarsız bu insanlara sorsanız,hepside ALLAHA İNANCI OLAN,SEVGİ DOLU,İYİLİK SEVER VE GÜZEL İNSANLARDIRSÜPERDİRLER,HAYRAN OLUNASIDIRLAR.ama gelin görünki sadece bunlar sözdedirler,ÖZDE DEĞİLLERDİR;oysa bilmezlerki aslında YEMEK YERİNE,BÜYÜK YALANLARINI YERLER BU AYMAZ SAHTE DİN TACİRLERİ;hal böyle olunca ne ekonomi,ne türkiyenin sorunları,nede FELAKETLER PEŞİMİZİ BIRAKIR;
14 Eylül 2009 Pazartesi 01:15
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
çok doğru
çeçen kızı esila
zenginler bırakın zekat vermeyi,sofralarını süsleyen yedikleri yemeklerin ardından tabakta bıraktıklarının akibetini düşünmezler.bilmezlerki bir garip lokanta sahibiyle konuşmuş o kalan artıkları evine götürmek için saatlerce beklemeyi.hele en ufak bir olumsuzlukta ve nimetleri beğenmememizlikte"aç kaldım bugece yiyecek yok" diye nimetlerle dalga geçmeleri yokmu?gelde kahrolma
14 Eylül 2009 Pazartesi 01:10
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri